Bir zamanlar ellerini mala edip
Çamurla sıvadığın duvarlar
Yarasalara yılanlara böceklere
Kuluçkaya yatmaya hazır yuvalar

Bizi sen yoğurdun bilincinle
Aydınlığı tarif eden şiirinle
Seni de biz büyüttük
Emeğe can veren
Eylem kılavuzu şiirlerinle
Sokak sokak
Cadde cadde
Bulvar bulvar
Duramadı karşımızda Enver abi
Çeliğe su veren şiirlerin dilimizdeyken
Ne tanklar
Ne barikatlar
Ne Thomsonlar

Nasıl da halaya durur
Pirinç tarlaları
Buğday tarlaları
Pamuk tarlaları
Pancar tarlaları
Şiirlerinle can bulunca şarkılar

22-17

Medeniyet neydi? Topluma mâl olmuş bir gazeteciye, şaire sahip çıkmak bu kadar mı zordu? Çok mu zordu, aslına uygun restore edilerek, Enver Gökçe’nin yaşadığı baba evinin müze yapılması? Devletimizin, Kültür Bakanlığımızın gücü mü yetmezdi? Yoksa haberi mi yoktu, Enver Gökçe diye bir şairin bu topraklarda, bu ülkede yaşadığından.

Haberi vardı, oluyordu olmalıydı elbette. Şiirlerinin insanların bilincine sevda türküsü gibi işlediği ve sınıf mücadelesinde, alanlarda, korsanlarda eylem kılavuzu olduğu zamanlarda!

22 (2)

Enver Gökçe’nin büstünü müzeye, viran olmuş evini ve yarasa çığlıklarını yüreğimin ve aklımın çeperine kazıyarak, köy halkını, önceki ve şimdiki muhtarı; yine gelin, bekleriz, burası artık sizin de köyünüz söylemleri arasında bırakarak dönüş yoluna koyuluyoruz...

Devamı haftaya…