
Kısa adı Veli-Der olan Öğrenci Veli Derneği Ankara Şubesi Başkanı Hülya Daran Deveci, Dernek adına diyor ki.
“Eğitimin yeni sorunları değişmeyen sorunlar. Çocuklarımızın eğitim hakkı için mücadeleye çağırıyoruz.
Yeni eğitim öğretim yılına girerken eğitim, anayasal bir hak olmaktan uzaklaşarak halkın sırtına yıkılan ağır bir ekonomik yüke dönüştü. Servis ücretlerinden kantin fiyatlarına, okul kıyafetinden kitap-defter masraflarına kadar eğitimin alınıp satılan bir meta haline dönüştüğünü görüyoruz. Yani eğitim, kâr yaratan devasa bir alana dönüştürüldü. Dar gelirli aileler eğitimden umudunu kaybedecek kadar eğitim masrafları artmış durumda. Asgari ücretli velilerin asgari ücreti aşan masrafları karşılamasını nasıl bekleyebiliriz? Halbuki her çocuk eşit eğitim hakkına sahiptir.
Eğitim bir hak, devletin yerine getirmesi gereken kamusal bir sorumluluktur. Çocukların geleceği piyasaya, yoksulluğa, çocuk emeği sömürüsüne ve ideolojik kuşatmaya terk edilemez. Veli-Der olarak bizim temel itirazımız burada başlıyor: Bir çocuğun nitelikli eğitim alabilmesi ailesinin gelirine bağlı olmamalıdır. Devletin görevi, aileleri özel okula mecbur bırakmak değil; her çocuğun ücretsiz, nitelikli, bilimsel ve laik eğitim alabileceği güçlü bir kamu eğitim sistemi kurmaktır.”
Kısa adı EĞİTİM-SEN olan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, Sendika adına diyor ki.
“Kamusal eğitim, eğitimin herkes için temel bir hak olarak görülmesi ve bu hakkın devlet tarafından eşit, parasız, nitelikli ve erişilebilir biçimde güvence altına alınması demektir. Bir çocuğun hangi ailede doğduğu, ailesinin gelir düzeyi, yaşadığı bölge, anadili, cinsiyeti ya da engellilik durumu aldığı eğitimin niteliğini belirlememelidir.
Kamusal eğitimin temel amacı, toplumdaki eşitsizlikleri yeniden üretmek değil; bu eşitsizlikleri azaltmak, bütün çocuklara nitelikli eğitim olanakları sunmak ve düşünen, sorgulayan, özgür bireylerin yetişmesini sağlamaktır. Kamusal finansman ise eğitimin mali yükünün velilere, öğretmenlere, okul aile birliklerine, hayırseverlere ya da özel kuruluşlara bırakılmaması demektir. Okulun temizliğinden bakım ve onarımına, kırtasiyeden eğitim materyallerine, beslenmeden ulaşıma kadar eğitimin gerektirdiği temel ihtiyaçların kamu bütçesinden karşılanması gerekir. Çünkü eğitim bir haksa, bu hakkın kullanılmasının mali sorumluluğu da kamunun üzerinde olmalıdır.
Bir okulun tabelasında “devlet okulu” yazması tek başına o eğitimi kamusal yapmaya yetmez. Eğer okulun temizliği için veliden para isteniyorsa, öğretmen sınıfın ihtiyaçlarını kendi cebinden karşılıyorsa, çocukların beslenmesi tamamen ailelerin gelirine bırakılıyorsa ve eğitime erişebilmek için aileler sürekli ceplerinden para harcamak zorunda kalıyorsa burada gerçek anlamda kamusal finansmandan söz edemeyiz.”
Bu görüşler, Tüketici Hakları Derneği-Öğrenci Veli Derneği iş birliğinde, 11 Eylül 2026 tarihinde Ankara’da düzenlenen ve kolaylaştırıcılığı Tüketici Hakları Genel Başkanı Ergün Kılıç tarafından yapılan ”Yeni Eğitim-Öğretim Yılı Başlarken Kamusal Eğitim, Artan Eğitim Masrafları ve Velilerin Hakları” konulu panelde dile getirildi.
Hülya Daran Deveci panelde şu konulara değindi.
“Eğitim hakkı yoksullaşmanın gölgesinde. Beslenme hakkı, çocuğun insan hakkıdır.
Tasarruf tedbirleri okulları hijyen krizine sürüklüyor.
Fiziki yetersizlikler, kalabalık sınıflar, birleştirilmiş okullar. Güvenli okullar için hak temelli politikalar şart. Eğitimde eşitsizlik büyüyor. Karma eğitim tartışılamaz. Okul öncesi eğitim ayrıcalık değil haktır.”
Evrim Gülez de şu konuları paylaştı.
“Kamusal eğitim ve kamusal finansman ne demektir? Eğitimde eşitsizlik nerede başlıyor?
Fırsat eşitliği değil eğitim hakkı. Eğitimin yükü velilere bırakılıyor. Bağış değil kamusal finansman.
Taşımalı eğitim ve yerinde eğitim hakkı. Parası olan daha fazla eğitim satın alıyor. Çocuk yoksulluğu okul kapısında kalmıyor.
TESEM ve eğitim hakkı.
Kamusal eğitimde kadrolu ve güvenceli istihdam şarttır. Temizlik ihtiyacı kalıcıysa istihdam neden geçici? Eğitimde kar-zarar hesabı yapılamaz. Mesele kaynak değil, tercih meselesidir. Kamusal kaynaklar kamusal eğitime harcanmalıdır. Kamusal eğitim yalnızca parasız eğitim değildir. Eğitimde piyasallaşma sadece özel okul meselesi değildir.
Ne istiyoruz?
Sonuç: Eğitim bir fırsat değil bir haktır.”
Okurlarımızın bildiği gibi insan soyunun Dünya’yı yerin üstündeki gerçek cennet haline getireceğine olan inancımı ve umudumu sıkça yineliyorum yazılarımda.
Bu paneli düzenleyenlerin ve önümüzdeki yazımda veya yazılarımda daha ayrıntılı paylaşacağım yorum, görüş ve önerileri üreten iki güzel yüreğin, iki toplum gönüllüsünün sözleri, sevgi, dostluk, adalet, huzur, güven ve barış içinde yaşanacak Türkiye ve Dünya hedefi için “Eğitim Anayasası” anlamındadır.
Haydi, her yerde ve her zaman, kadın-erkek birlikte, dayanışma içinde… Haydi.