İnsanoğlu, yüzyıllar boyunca elde ettiği tecrübeleriyle edindiği mantık süzgeçlerine ve kendini her türlü tehlikeden koruyabileceğine inandığı muhakeme gücüne sarsılmaz bir inançla bağlıdır; ancak hayatın öngörülemez akışı içinde ansızın beliren kritik eşikler vardır ki, böyle bir durumda zihnimiz bir saniyelik zaman diliminde yerle bir olur ve Türkçemizde “basiret bağlanması” olarak adlandırılan zihinsel kâbus ortaya çıkar.
Dolandırıcılık veya zihinsel manipülasyon sanatı, tam da bu koruyucu kalenin kapılarını dışarıdan bir zorlamayla değil, içeriden kilitler; kurbanın zihninde ansızın beliren bir panik, gözü bürüyen bir hırs, temelsiz bir aşırı güven ya da derin bir duygusal zafiyet anı, rasyonel düşüncenin aydınlatıcı ışığını tek bir dokunuşla söndürür. İnsan, fırtına dindikten ve sis perdesi dağıldıktan sonra kendi kendine o kaçınılmaz soruyla baş başa kalır:
“Nasıl oldu da bu kadar açık, bu kadar göz göre göre gelen bir tuzağı göremedim, nasıl oldu da kendi felaketime giden o adımı düşünmeden attım?” Bir anlık algı kayması veya yapay bir kriz ortamı, tıkır tıkır işleyen devasa bir aklı sanki hipnoz edilmişçesine pasifleştirir; öyle ki dışarıdan bakıldığında akıl almaz bir mantıksızlığın tam ortasında bile kişi, kendi sonunu hazırlayan adımları atmaya felaketine giden yolun taşlarını adeta kendi elleriyle döşemeye, mantıksızlığı mantıklaştırmaya devam eder. Bu süreçte yaşanan sarsıntı sadece somut bir varlık veya maddi bir kayıp değildir; insanın kendi zekâsına, yılların birikimine, tecrübesine ve en önemlisi özgüvenine indirilmiş son derece ağır bir darbedir.
Zira basiret bağlandığında insan sadece karşısındaki kötü niyetli aktöre değil, en çok da kendi aklının onu en ihtiyaç duyduğu anda yarı yolda bırakmasına, kendi zihinsel mekanizmasının ihanetine şaşırır ve bu derin kırılma, dolandırılmanın veya yanlış karar almanın arkasında bıraktığı en zor iyileşen yarayı oluşturur. Manipülatör, mağdurun zihnine öyle hızlı ve yoğun bir veri bombardımanı uygular ya da tam aksine öyle derin ve amansız bir korku pompalar ki zihin bir anlığına bu aşırı bilgi yüklemesinden ve duygusal baskıdan dolayı kilitlenir; “ya hemen şu saniyede hareket edersin ya da elindeki her şeyi sonsuza dek kaybedersin” şeklindeki yapay zaman baskısı altında mantığın süzgeci tamamen devre dışı kalır. İnsan, hayatı boyunca deneyimleyerek biriktirdiği tüm tecrübeleri o birkaç dakikalık panik anında tamamen unutur, açıkça sırıtan tutarsızlıkları, mantık hatalarını körleşmişçesine görmezden gelir ve sanki görünmez bir el gözlerine mil çekmişçesine felakete doğru sürüklenir. Dışarıdan izleyen rasyonel bir göz için bu süreç tamamen akıl dışı, hatta aptalca görünebilse de işin içinde olan kişi için o an yaratılan illüzyon tek gerçeklik haline gelir.
Bu yıkıcı süreçten çıkarılması gereken acı gerçek şudur ki; IQ seviyesi, eğitim durumu, hayat tecrübesi, sosyal statüsü ya da üst düzey yönetim yeteneği ne olursa olsun istisnasız her insan hayatının belirli dönemlerinde bu tür bir zihinsel tutulmayı ve basiret bağlanmasını yaşayabilir. Çünkü insan zihni, kusursuz çalışan bir makine değildir; basiret bağlanması kişinin zekâ eksikliğinden veya yetersizliğinden değil, zihinsel, duygusal ve fizyolojik süreçlerin anlık olarak felce uğramasından kaynaklanan biyolojik ve psikolojik bir durumdur. Bedenen veya zihnen tükenmiş olmak, uzun süreli yorgunluk ve uykusuzluk gibi durumlar mantık süzgecinin zayıflamasına, en açık hataların ve tutarsızlıkların bile gözden kaçmasına zemin hazırlar.
Bir karar anında zihne aniden çöken o yoğun panik veya aşırı heyecan hissi belirdiğinde, baskı ne kadar büyük olursa olsun acele karar almayı ertelemek, “ya şimdi ya hiç” kurgularına prim vermemek ve karar alma sürecine “bir nefeslik durma hakkı” tanımak en güçlü koruma kalkanıdır. Zira insanı bu tür tuzaklardan ve zihinsel felçlerden koruyan şey aşırı şüpheci ve paranoyak bir hayat sürmek değil; kendi zihninin anlık bir dalgınlıkla, yorgunlukla veya yapay bir panikle nasıl devre dışı kalabileceğini alçakgönüllülükle kabul etmek, baskı hissettiği an durup soluklanmak ve güvendiği tarafsız bir dış gözden fikir alarak zihnindeki sis perdesinin dağılmasına izin vermektir. Basireti her daim açık ve berrak tutan şey kararlardaki aceleci hız değil; sükûnet, öz farkındalık ve zihnin o görünmez panik prangalarından sıyrılabilme cesaretidir.
Yoksa basiretiniz bağlandığında dolandırılmanız kaçınılmazdır.
Basiret Bağlanması
Mustafa Aydemir
Yorumlar
Trend Haberler
Oksijen Tesisleri cep yakıyor!
Mavi Göl'de İntihar Girişimi!
Ankara Yenimahalle'de apartman dairesinde 3 erkek cesedi bulundu
Berlin'de Elif Eralp'in partisi birinci oldu! İşte seçim sonuçları
Yeni Grip Sezonunda Aşıların İçeriği Yenilendi
Katılımevim Soruşturmasında 15 Gözaltı, 10 Şüpheli Aranıyor!