Dokunulmazlık konusu bugünlerde çok konuşuluyor en son olarak da kayyum Kemal tarafından "Dokunulmazlık konusundaki düşüncem açık: Yolsuzluk iddiasıyla suçlanan herkes gidip yargılanmalıdır. Siyasi görüş nedeniyle tutuklanmaya karşıyım. Ancak yolsuzluk söz konusuysa bunun dokunulmazlığı olmaz." Cümlesiyle gündeme getirildi.

Bunca yıldır parlamentoda olan ve demokrasiyi savunduğunu iddia eden bu zat-ı muhteremin dokunulmazlık konusunda bu seviyede bir cehalete sahip olması elbette mümkün değildir, bu olsa olsa kötü niyet ve iktidarın ana muhalefet liderine ya da yönelik olarak planladığı bir operasyona zemin hazırlamak olabilir...

Bakınız; dokunulmazlık konusu çok konuşuluyor ama dokunulmazlık nedir, neden gereklidir konusunu çok da fazla bilen yok...

Öncelikle şunu söyleyeyim dokunulmazlık demokrasilerde yasamayı, yürütme ya da yargının baskısından koruyan çok önemli bir zırhtır. Diktatörlük ya da monarşi gibi rejimlerde zaten muhalefet olmadığı için dokunulmazlık gibi dert edilecek bir konu da yoktur.

Yasama, yürütme ve yargı erkleri bir demokraside halk adına egemenliği kullanan eş önemde güçlerdir. Bu güçler arasında kurulan denetleme ve denge mekanizmaları bir gücün diğer gücü tahakküm altına almasını, onu etkisizleştirmesini engellemeyi amaçlar.

Yürütme ve yargı fiili güç sahibidir; polisi, istihbaratı, askeri, jandarmayı doğrudan komuta ve kontrol eder. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde yürütmenin bu gücü kullanarak parlamentoyu ve özellikle de muhalefeti baskı altına almasını engelleyebilmek için parlamenterlere dokunulmazlık koruması sağlanmıştır.

İstisnai hallerde polis, jandarma, istihbarat ya da askeriyenin yürütmenin bir dahli olmadan parlamento dengelerini etkileyebilecek operasyonları da ancak bu dokunulmazlık koruması sayesinde engellenebilir.

Konuyu bir örnekle açıklayayım: Hükümetin düşmesine yol açabilecek, bir tek milletvekilinin oyu ile değişebilecek bir parlamento dengesi olduğunu düşünün. Parlamenterler meclise gelirken hükümet lehine oy kullanıp hükümetin düşmesini engelleyebilecek bir iktidar milletvekilini polis yolda yolsuzluk iddiası ile göz altına alıp oylamaya katılmasını engellerse ne olur?

Yasamanın gerçek iradesi hükümetin devamı yönündeyken bir milletvekilinin gözaltına alınması ile hükümet düşebilir değil mi? Bu milli iradenin sakatlanması ve yasama gücünün tahakküm altına alınması demek değil midir?

Yukarıdaki örnek aslında epeyce istisnai bir durumu öne çıkarıyor ama çok daha sık rastlanabilecek durum polisin, jandarmanın ve istihbaratın iktidarın emri ile muhalif görüş sahibi milletvekillerini baskı altına almasıdır.

Kayyum Kemal’in tabiri ile “yolsuzluk iddiaları” ise bu yönde bir baskı kurulabilmesi için son derecede kullanışlı bir araçtır.

İnsanlar genel olarak karşı olsalar bile bir insanın söylemleri ya da görüşleri yüzünden gözaltına alınmasına ya da tutuklanmasına çok olumlu bakmaz amma ve lakin mesele yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet ya da benzeri bir adi suç olunca halk doğal olarak “vay namussuz” der ve polisin jandarmanın yaptığına destek verir.

Hele hele birde yargı erki yürütmenin tahakkümü altına girer ve yürütmenin emrindeki polis, jandarma ve istihbarat güçleri ile işbirliği yaparsa iktidarın muhalefeti baskı altına alması çok daha kolaylaşır.

Aslında bu gün Türkiye’de yaşananlar tam da budur!

Ekrem İmamoğlu ve yoldaşları bir parlamenter gibi dokunulmazlık zırhına sahip olmadıkları için iktidarın baskısından korunamamışlardır. Dokunulmazlığı olmadığı için 2028 seçimlerinin favori cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu tutuklanmış ve siyasetten uzaklaştırılmıştır, sonuçta iktidar bu sayede en önemli rakiplerinden birini etkisiz hale getirmiş bulunmaktadır.

Eh şunu da söylemeden geçemeyeceğim iktidarın muhalefeti etkisizleştirmesinin bir ileri aşaması da zaten Rusya’da Putin’in muhaliflerine yaptığı gibi pencereden atmak değil midir?

Netice itibariyle kayyum Kemal’in "Dokunulmazlık konusundaki düşüncem açık: Yolsuzluk iddiasıyla suçlanan herkes gidip yargılanmalıdır. Siyasi görüş nedeniyle tutuklanmaya karşıyım. Ancak yolsuzluk söz konusuysa bunun dokunulmazlığı olmaz." söylemi son derecede kötü niyetli, iktidarın muhalefeti baskı altına almasının yolunu açacak ve demokrasi açısından utanılacak bir söylemdir.

Bu arada şunu da bilmenizi isterim; dokunulmazlık suçu ortadan kaldırmaz, suçluyu affetmez! Dokunulmazlık koruması sadece bir suçtan dolayı yargılanmayı dönem sonrasına erteler ve bu dönemde zaman aşımı da işlemez. Parlamenterin görevi bitince yargılama başlar ve ortada bir suç varsa kişi hüküm giyip cezasını çeker.