Para işleri ciddi işlerdir, boş laf kaldırmaz hele hele Hazine ve Maliye Bakanlığı koltuğunda oturan birinin aslı astarı olmayan, boş beleş laflar etmesini hiç kaldırmaz.
Bunu neden söylüyorum açıklayayım:
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sorunlu fonların tasfiye sürecinin öngörülen şekilde ilerlediğini ancak nihai tasfiyenin zaman alacağını söylemiş. Şimşek, TBMM'de görüşülen düzenlemenin yasalaşmasının ardından fonlardaki kaynakların durumuna göre 1 milyon TL'ye kadar ara ödemelerin hızlıca yapılacağını belirtti. "Haksız kazanç elde edenlerin tamamı tespit edildi. TMSF ve Adalet Bakanlığı'na liste verildi" diyen Şimşek, "10 milyon ve üzerinde kâr elde edenler davet edilecek ve gönüllü olarak iade etmeleri istenecek parayı. Aksi takdirde hukuki süreç başlatılacak" ifadelerini kullanmış.
Bu söylemdeki çelişkiyi o fark etmemiş peki; siz fark ettiniz mi?
Fark etmeyenler için ben söyleyeyim, çelişki şurada:
· Eğer ortada bir suç yoksa Adalet Bakanlığı ya da başka bir kurumun hukuki bir süreç başlatması zaten mümkün değildir.
· Yok eğer ortada bir suç varsa Adalet Bakanlığı ya da başka bir kurumun bu suçu görmezden gelmesi ve hukuki süreç başlatmaması mümkün değildir.
Ayrıca Türkiye Cumhuriyetinde herhangi bir suçluyu affetme yetkisi sadece ve sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi ve bazı hallerde Cumhurbaşkanındadır! Bunun dışında Hazine ve Maliye Bakanı ya da başka birisinin herhangi bir suçluyu affetme yetkisi yoktur.
Bunu ben biliyorum da kamyon yükü ile parayı deve eden uyanık foncular bilmiyor mu?
Elbette onlarda biliyor ve bu yüzden de götürdükleri parayı iade etmeyeceklerdir.
Yaptıkları iş suç ihtiva ediyorsa zaten Mehmet Şimşek’in bu dediğinin zerrece bir önemi yoktur parayı iade etseler bile yargılanıp ceza almaktan kurtulamayacaklardır. Bunu bilen uyanıklar kapağı yurt dışına atıp, yargılanmaktan ve parayı iade etmekten kurtulmak isteyeceklerdir.
Yok eğer yaptıkları iş bir herhangi suç ihtiva etmiyorsa zaten hukuki sürecin başlatılmasından da korkmayacaklardır.
Her iki durumda da Mehmet Şimşek’in çağrısı karşılıksız kalacak, lafı boşa düşecek ve kimse para mara iade etmeyecektir.
Benim değerlendirmeme göre ise; Sermaye Piyasalarında bir organize suç örgütü tarafından nitelikli dolandırıcılık suçu işlenmiştir. Bu suç ile beraber kara para aklama, rüşvet ve benzeri başka mali suçlarında işlenmiş olma olasılığı da çok ama çok yüksektir.
AK Parti MKYK toplantısında sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeler ve fon yolsuzluğu ele alındığında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kol kırılır yen içinde kalır değil, kimin sorumluluğu varsa gereğini yapacağız" demiş.
Alkışlıyorum Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çok ama çok doğru bir laf etmiş; Türk Ekonomisi ve Sermaye Piyasalarına güveni tesis etmek ve piyasaların doğru düzgün işlemesini sağlayabilmek için kimin sorumluluğu varsa gereği yapılmalıdır
Bu noktada iktidarın yapması gereken iş de bellidir, bunlar:
1- Mehmet Şimşek başta olmak üzere bu işte dahli olmuş olabilecek her yetkili derhal görevden alınmalı, yerlerine bu suça bulaşma ihtimali olan kişi ve kurumlar ile hiç ilişkisi olmamış liyakat ehli kişiler atanmalıdır. Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, BDDK, BIST, Takas Bank ve benzeri kurumlarda böyle bir temizlik gerçekleşmeden kimse soruşturmanın ciddiyetine inanmaz.
2- Soruşturma suç işlemek amacı ile örgüt kurma ve sermaye piyasalarında nitelikli dolandırıcılık yapma suçlaması üzerinden yürütülmeli bu şekilde ulusal ve uluslararası hukukun tüm müdahale imkanlarının önü açılmalıdır.
Soruşturmanın selameti açısından bunlar yapılabilirse belki bazı suçlular yakalanıp bedel öder ve en azından bir miktar para tahsil edilebilir.