Bu benim sözüm değil halihazırda yürürlükte olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının amir hükmüdür!
Anayasamızın bahse konu maddesi tam olarak şöyle:
MADDE 28- Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.
Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında konu ile ilgili diğer bazı maddelerde de şu hükümler yer alır:
VII. Düşünce ve kanaat hürriyeti
MADDE 25- Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.
VIII. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
MADDE 26- Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
C. Haberleşme hürriyeti
MADDE 22- (Değişik: 3/10/2001-4709/7 md.)
Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının amir hükümleri böyle böyle de anayasa manayasa takan mı var?
İktidar sansürle mansürle uğraşacağına doğrudan kurumsal yapıyı hedef alıp tasfiye ediyor ya da iktidarın istediği çizgide yayın yapmasını sağlıyor ve bu kuruluşları bir çeşit Pravda gazeteciliği yapar hale getiriyor.
Bu noktada iktidara şunu söylemek isterim; anayasaya ve demokrasiye aykırı uygulamalar belki medya kontrolünü sağlar amma ve lakin bu sefer haber ve bilgi akışı yer altına iner, tamamen kontrolsüz kalır sonuçta haberin yerini dedikodular alır.
Bu noktada bir çift laf da Kayyum Kemal’e etmem gerek...
Malum Kılıçdaroğlu, KRT TV’de katıldığı programda Halk TV’yi hedef almış, kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu'na ilişkin “Sahibi yabancı bir ülkede olup da kendi ülkesinde yayın yapan bir televizyon kanalı dünyanın hangi ülkesinde var?” diye sormuştu.
Kılıçdaroğlu, “Günün 24 saati yalan haber yapıyorlar. İzlemiyorum ben. Olmaz, doğru haber vereceksiniz. Bizim arkadaşlarımız RTÜK’e, ‘Bu yalandır’ diye bildirdiler. RTÜK, ‘Bizim görev alanımıza girmez’ diye bir yazı yazdı. Görev alanına girmiyorsa istediği gibi yayın yapsın” ifadesini kullanmıştı.
Kılıçdaroğlu'nun bu çıkışından dört gün sonra Halk TV’yi kayyım atandı.
Sanıyorum Kayyum efendi şimdi pek mutludur...