Türk edebiyatının önemli şairinin Mustafa Kemal Atatürk’e adadığı “Kuvayi Milliye Destanı”ndan bir dize:
“Mustafa Kemal’e
Sarışın Kurt......
.........Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu.
Bıraksalar İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı.........
Nazım Hikmet”
Milli Mücadele, sadece askeri bir çatışma değil; bir milletin var olma, bağımsızlığını koruma ve kendi kaderini tayin etme iradesinin tarihteki en görkemli tezahürüdür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen bu amansız mücadele, yokluk ve imkânsızlıklar içinde boğuşan bir halkın, stratejik bir deha ve sarsılmaz bir vatan sevgisi etrafında kenetlenmesiyle zafere ulaşmıştır. 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da taçlanan Büyük Taarruz, sadece işgal kuvvetlerinin Anadolu’dan sökülüp atılmasını sağlamamış, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin sarsılmaz temellerini atmıştır. Bu zaferin arkasında; günlerce süren uykusuz geceler, en ince ayrıntısına kadar hesaplanmış askeri planlar ve hepsinden önemlisi Türk insanının akıl almaz fedakârlıkları yatmaktadır.
Bu büyük mücadele, aynı zamanda eşsiz bir askeri onur ve sorumluluk anlayışının sergilendiği bir şeref meydanıdır. Albay Reşat (Çiğiltepe) Bey’in hikâyesi, bu onurun en dramatik ve en yüce örneklerinden birini sunar. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya, kritik önemdeki Çiğiltepe’yi vaat ettiği sürede alamadığı için askeri şerefini her şeyin üstünde tutarak hayatına son veren Albay Reşat Bey, vefatından kısa bir süre sonra hedefin ele geçirildiğini görememiştir. Ancak onun bu davranışı, bir Türk subayının görev bilincinin, vatan sevgisinin ve verdiği söze sadakatinin tarihe kazınmış abidesi olmuştur. Çiğiltepe’nin fethi, sadece bir coğrafi noktanın ele geçirilmesi değil, bu türden yüksek bir ahlakın meydanda gösterdiği zaferdir.
Savaşın kaderini tayin eden bir diğer simge ise Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtı’nda ölümsüzleşen o Adsız Kahraman’dır. Dumlupınar muharebe alanında, canını feda ettiği anda bile elindeki sancağı toprağa düşürmeyip göğe doğru dimdik tutan o isimsiz asker, Türk milletinin bağımsızlık tutkusunu özetler. Bedenler toprağa düşse de bağımsızlık iradesinin ve milli namusun asla teslim alınamayacağını gösteren bu duruş, Milli Mücadele’nin insani ve ruhi boyutunu gözler önüne serer. Askerinden komutanına kadar her bir ferdin aynı gaye uğruna canını hiçe saydığı bu destan, birlik ruhunun en somut kanıtıdır.
Meydandaki bu büyük hezimetin ardından Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın verdiği “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emri, bir taktik direktif olmanın ötesinde, Türk milletinin şahlanışının ve durdurulamaz yürüyüşünün ifadesidir. Dumlupınar’dan İzmir’e kadar süren bu amansız takip, Anadolu topraklarını işgalden tamamen temizlemiş ve vatanı ebedi olarak bağımsızlığına kavuşturmuştur. Bu stratejik hamle, askeri bir zaferi siyasi ve hukuki bir varoluşla taçlandırmış; yıkılmış bir imparatorluğun küllerinden genç, dinamik ve modern bir devlete giden yolu açmıştır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Türk milletine armağan ettiği bu Büyük Zafer, aradan geçen yıllara rağmen aynı gurur ve heyecanla idrak edilmektedir. Bizlere düşen en büyük sorumluluk; Albay Reşat Beylerin, Sancaktar Mehmetçiklerin ve adını tarihe yazamamış binlerce gizli kahramanın canları pahasına emanet ettiği bu vatanı ve cumhuriyeti sonsuza dek korumak ve yaşatmaktır. Bağımsızlık meşalesini yakan başta Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatan mücadelesinde canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Ruhları şad olsun.
Büyük Taarruz
Mustafa Aydemir
Yorumlar