Şiddetsiz (Terörsüz) Türkiye hedefinin her anlamda olduğunu, bir açıklamasında Adalet ve Kalkınma Partisi TBMM Grup Başkan Vekili Abdullah Güler söylemiş ve konuyu bu Köşede iki kez şu başlıklarla paylaşmıştım.

“Her Anlamda Terörsüz Türkiye” İse…” ve “Her Anlamda, Demokrasi ve Adalet de Var mı?”

Gerçekten, Türkiye dışında, uluslararası alanda da gücü olan bir yapının silahlı kalkışmayı sonlandırması, bu ülkede şiddetin ortadan kaldırılmasını sağlayacak mı? Çoğu genç olan askerlerimizin, polislerimizin, yurttaşlarımızın kanlarının, annelerin gözyaşlarının akmasını, ocaklara ateş düşmesini sonsuza kadar durduracak mı?

İçimizde de silahlı veya silahsız temsilcilerinin bulunduğuna inanılan diğer silahlı yapıların Orta Doğu bataklığını genişletmek için yaptıkları eylemler ve yönetimleri silahla değiştirmek gibi kalkışmalar duracak, tüm silahlar geri dönüştürülerek ekonomilere kazandırılacak mı?

Tam demokrasi gelecek mi?

Her görüşün ve inancın temsil edileceği tam demokrasi gelmeden, açlık, susuzluk, yoksulluk, adaletsizlik yok edilmeden, herkesin huzurlu ve güven içinde yaşaması sağlanmadan, silahlı veya silahsız şiddetin sonlanmayacağı, toplumda soru işaretlerinin azalmayacağı gerçeği korkutucu olsa bile kabul edilmelidir.

Türkiye kamuoyunda “Çerçeve Yasa” diye bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”, hızını azaltmadan her kesimde tartışılıyor. Yapılan tartışmalar, en başta tüm eleştiriler, yazılan veya konuşulan endişeler, Türkiye ve silahlı yapılar için çok büyük bir fırsat ve kaynak zenginliği olarak değerlendirilmelidir.

Süreci yönetenlerin ve yürütenlerin, bu fırsatı ve zenginliği, biraz daha değiştirerek yineliyorum, zengin fırsatı, demokrasi ve barışa çok gerek duyan Dünya’ya örnek olacak bir şekilde sonlandırmalarını bir kez daha diliyorum. Bu güzel sonlandırma, kuşkusuz, sevgi, dostluk ve barış içinde yaşanacak yerin üstünü, gerçek cennet haline getirecektir. Yerin üstündeki bu cennet, elbette yerin altına ve uzaya da olumlu yansıyacaktır.

Bir rüya, bir hayal gibi görünen ve gerçek insanlık tarihinin başlamasına neden olabilecek bu sonuç, Birleşmiş Milletler Örgütü, Avrupa Birliği ve NATO gibi uluslararası kuruluşların da kendilerini güncellemelerini, silahsız ve şiddetsiz Dünya’nın birer parçaları olmalarını sağlayacaktır. Mutlaka…

“Çerçeve Yasa” ile ilgili olarak yazımı sürdürüyorum.

Bu Kanun, gerçekten her anlamda şiddetsiz Türkiye’yi, demokrasiyi ve adaleti sağlayabilecek mi? Bu Kanunu uygulayacaklar, her alandaki şiddeti ortadan kaldırabilecekler mi, çok acılı bir geçmişe sahip olan bu topraklara demokrasiyi ve adaleti getirebilecekler mi?

Çünkü Türkiye’de, uygarlık ve haklara saygı anlayışına çok aykırı olarak insana, hayvana ve doğaya yönelik şiddet çeşitleri artarak sürüyor.

Hiç kimse, Türkiye’de, şiddetin olmadığı genel bir alanı işaret edemez. Kimse “Şu konuda, şu alanda adaletsizlik, haksızlık, şiddet yok” diyemez. Dediği takdirde, benim de içinde olduğum milyonları inandıramaz.

Sizinle, 6 Ağustos 2026 Perşembe akşamı Halk TV’de, Doç. Dr. Gökmen Karadağ’ın kolaylaştırıcılığında yayınlanan “Açıkça” programında dile getirilen bazı görüşleri paylaşmaya çalışacağım.

Siyasi partilerde, kamu yönetimlerinde veya sendika, oda, birlik, dernek, federasyon ve konfederasyon tipindeki demokratik kitle örgütlerinde görevli olanlar şu gerçeği önemsemelidir.

İyi niyete dayalı, uzmanlık gerektiren, yararlı ve uygulanabilir olan eleştiriler, yorumlar ve öneriler, genelde iktidara ve yönetimlere yakın olanlardan gelmez. Muhalefet kesiminin, karşıt olanların, ötekileştirmeden, küçümsemeden, üzmeden yaptıkları eleştirilerde, konuşmalarda ve yazılarda yararlanılacaklar ve yapılacaklar var. İktidarda olanlar, yandaş diye tanımlanan insanların övgülerinden daha çok, karşıtların eleştirilerini özümsemeye çalışmalıdır.

Bu nedenle, Halk TV’nin “Açıkça” programında dile getirilen görüş ve eleştirilerden bazılarını, Halk TV’ye, programa katılanlara, “Barış Süreci” ilgili Yasaya, TBMM içinde veya dışında evet veya hayır diyenlere saygı duyarak paylaşıyorum.

Sol Parti’den Parti Meclisi üyesi Alper Taş: “AKP demokratik bir Anayasa yapamaz. Tek adam Rejimini kalıcı hale getirmek istiyorlar. Sürecin adı neden demokratik Türkiye değil?. Silahlı çatışma olmamalı, ancak demokratikleşme sağlanmalı.”

Av. Seraf Özer:“Demokratikleşmenin geleceğini tahmin etmiyorum. Anayasa Mahkemesinin, Avrupa İnsan Mahkemesinin kararları uygulanmıyor. Başkanlık sistemi bitirilmeli, Parlamenter sisteme geri dönülmelidir. Barışın siyasal hesaplara alet edilmesine hayır diyorum. Büyük İsrail Projesi gerçekleştirilmek isteniyor.”

Yeni Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal: “İktidara güvenmiyoruz. Demokrasi ve toplumsal barış istiyoruz. Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diploması haksız olarak iptal edildi. Kendisi tutuklu, içeride. Seçilmiş belediye başkanları, çalışma arkadaşları tutuklu yargılanıyor.

Hükümet, fırsattan yararlanarak tutuklanan arkadaşlarımızı hemen görevden uzaklaştırıyor. Yerlerine Kayyım olarak atananlar var. Halkın iradesine, demokrasiye aykırı hareket ediliyor.

Muhalefet milletvekilleri için hazırlanan ve dokunulmazlıkların kaldırılmasını öneren fezlekeleri, eleştirinin hakaret sayılmasını ve TBMM’ye sunulan soruşturma önergelerinin reddedilmesini demokrasimizi açısından tehlikeli görüyoruz. Barış Süreci, AKP’nin siyasal hesaplarına alet olmamalıdır. Kalıcı barış, hukuk, demokrasi, adalet ve toplumsal güvenle kurulur.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararları uygulanmalıdır. İktidar ve muhalefet mensupları için aynı hukuk kuralları geçerli olmalıdır. Sandık iradesine saygı gösterilmeli, güvenli seçim sağlanmalıdır.”

Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu: “Belediye başkanlarına, belediye çalışanlarına yapılan operasyonlar siyasaldır. Düşman Hukukunda, savaşta bile olmayan durumlar yaşanıyor ülkemizde.”

Halk TV’deki programda konuşanlar, halkın duygularını, düşüncelerini ve şiddetsiz tepkilerini çok yakından yaşayan insanlar, uzmanlar, siyasetçiler. Gerçekten AKParti iktidarı ile destekçilerine olan güven çok azaldı.

Çoğunlukla sessizce denen şu. “Bu Yasanın arkasında, görülemeyen yerinde ne var? Bu, biri ben olmak üzere, güvensizlik ve kuşkular içindeki milyonların sorusudur.

Bir sözüm de, kapalı ve açık alanlarda düzenledikleri eylemlerde gösterdikleri “Şiddete Şiddetsiz Tepki” yöntemlerini takdirle karşıladığım Yeni Parti’nin Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nadır. Belediye başkanlarına, belediye çalışanlarına yapılan operasyonlar siyasal değildir. Siyaset; içinde şiddet barındırmayan her görüşün ve inancın, her yerde ve her zaman, yan yana, yakın veya birlikte, güven, sevgi ve dostluk içinde yaşandığı bir toplumla ilgilidir.

Oysa, yapılanların siyasetle hiçbir ilgisi yoktur, yapılanları tanımlarken ilk veya son kelime olarak “şiddet” kullanılmalıdır. Çünkü yapılanlar, benim de içinde olduğum milyonlara, “Şiddet “ etkisi yapmaktadır. Siyasette şiddet asla olamaz. Siyasetle şiddet yan yana getirilmemelidir. Bir bilim dalı olan siyasete, istemeden haksızlık yapılmamalıdır. Nitekim istenmeden yapılıyor.

Haydi, her yerde ve her zaman, kadın-erkek birlikte, dayanışma içinde, yalanın, hakaretin, iftiranın, tehdidin, kumpasın, sahteciliğin, yoksulluğun, adaletsizliğin, ve güvensizliğin cehenneme çevirdiği değil, sevgi, dostluk, güven ve barışın aydınlattığı Türkiye ve Dünya’ya doğru. Haydi…