Dünya’nın ve Türkiye’nin, hepsi de, insana, hayvana, çevreye ve doğaya şiddet etkisi yapan sorunlarının çözümü tamamen insan soyuna bağlı. Çünkü sorunların büyük nedeni insanlar. Sorun insandan kaynaklanıyorsa, çözümü de insan.

İyiler-kötüler, acımasızlar-merhametliler, zalimler-mazlumlar, kahramanlar-korkaklar, zenginler-yoksullar, işsizler-çalışanlar, emekli olanlar-emeklilik bekleyenler, alacaklılar-borçlular, açlar-toklar, evi olanlar-evi olmayanlar, mal ve mülk sahipleri-kiracılar-sokakta yaşamak zorunda kalanlar, dilenciler-soyguncular, gıda üreticileri-silah üreticileri, gıda taşıyıcıları-silah taşıyıcıları, bomba yağdıranlar-bombalardan kaçmaya çalışanlar-bombalardan ölenler, sigaraya para bulanlar-ekmeğe para bulamayanlar, yaşadığı alanları izmarit mezarlığına, çöplüğe çevirenler-çöplükten yiyecek arayanlar.

Çok daha eklemeler yapılabilecek olan yukarıdaki iyiler-kötüler listesinde bir de suçlular-suçsuzlar ikilisine yer vermek istiyorum.

İnsan yürekliler, Türkiye dahil, Dünya’nın tüm ülkelerini, havadan inceleme olanağı bulabilseler, inanın yerin üstünde gözyaşları ile ıslanmamış tek karış toprak kalmaz. Denizler, dereler, göller taşar, her yeri sarar hıçkırıklar.

Tanıdığım birkaç insanın bu yazıyı okurken gözyaşı dökeceklerine ve uzaktaki sevdiklerine dokunamadan sarılacaklarına inanıyorum. Düşünebilir musunuz, “Dost Dili” Köşesi, bu yazıyı okuyacak anneleri, eşleri, evlatları, babaları, büyük babaları, anne anneleri, dayıları, amcaları ağlatacak.

İnsanın içine veya yanaklarına dökülecek gözyaşlarının umut ve dayanma gücü üretmesini diliyorum.

Sizlere, bu koca Dünya’da, her ülkede olduğuna inandığım küçük gibi görünen iki farklı dünyayı düşünmenizi öneriyorum.

Dünya denen kocaman bir gezegende, insan kalabalıkları nerede varsa, orada “Suçlular-Suçsuzlar” ikilisi mutlaka bulunur.

Kocaman gezegenin Türkiye topraklarında, ana yurdumda, büyük evimde.

Türkiye’nin neresinde? Sokaklarında, alanlarında, tutukevlerinde, hapishanelerinde, hem suçlular var, hem suçsuzlar.

Suçsuz insanların ailelerinden, arkadaşlarından ve işlerinden koparılarak hapislere konmasına neden olanların, kendi işlerinde, evlerinde nasıl yaşayabildiklerine, yataklarında nasıl uyuyabildiklerine, sofralarda nasıl yemek yiyebildiklerine, eşlerine ve çocuklarına nasıl sarılabildiklerine, nasıl “seni seviyorum” diyebildiklerine hep hayret ederim.

Çocuklarının, eşlerinin, babalarının, kardeşlerinin, yakınlarının, dost ve arkadaşlarının suçsuz olduklarına inananların, acılara, özlemlere, iftiralara, kanıtsız suçlamalara, yalan ve iftiralara nasıl direnç gösterebildiklerine, nasıl dayanabildiklerine ise hiç hayret etmedim, etmiyorum.

Kötüler ve iyilerin olduğu bir yerde, iyiler asla yalnız kalmazlar. Yanlarında dostları ve aile bireyleri ile birlikte anne-baba yürekleri, eşlerine veya dünyaya getirdikleri çocuklarına duydukları “sevgi” vardır. Sevgi ise her zaman umut üretir, kentte, sokakta, evde, işyerlerinde ve hapishanelerde, demir parmaklıklar, yüksek duvarların ardında.

Yalan, iftira, hakaret, tehdit, kumpas, hapishane, işkence, şiddet, savaş, cinayet ve adaletsizlik bir gün, mutlaka bir gün, sevgi ve dostluğun içinde yok olacak ve sadece yazılı belgelerde kalacak. Bu sözcüklerin, çok uzak asırlar sonrasında olsa bile insanların dudaklarında ve dillerinde sese dönüşmeyeceğine inanıyorum.

Türkiye’yi yerin üstündeki gerçek cennetin bir parçası haline getirecek olan somut örnekler yaşadım, uzun sayılabilecek yıllar içinde. Günümüzde de, salt bu toprakları değil, Dünya denen gezegeni de sevgi, dostluk, güven ve barış içinde yaşanan cennet haline getirmeye katkıda bulunacağına inandığım umut dolu, sabırlı, şiddetsiz iletişim, mücadele yöntemlerinin kimi içinde, kimi yanında, kimi yakınındayım.

15 Temmuz Mağduru Asker Aileleri Platformu, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) kamu görevinden çıkarılanlar, Kumpas Mağdurları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyeleri başta olmak üzere çok sayıda gönüllü oluşum, annelerin ve eşlerin daha fazla gözyaşı dökmemesi, suçsuz olduklarına inandıkları yakınlarının özgürlüklerine kavuşması için şiddetsiz yöntemlerle çabalarını sürdürüyorlar.

Bir önceki yazımda, 15 Temmuz Mağduru Asker Aileleri Platformunu oluşturanların açıklamalarını ve örnek çabalarını paylaşmıştım.

15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminin mağdurları olduklarını, yakınlarının suç işlemediklerini, mağdur askerler ve KHK ile işten çıkarılanlar için yeniden adil yargılama yolunun açılmasını beklediklerini ifade eden Platformun beş üyesi, 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü Şiddetsiz Toplum Derneği’ni ziyaret etti

Platform üyeleri, hukuk alanındaki çabalarını sürdüreceklerini, Hükümetin bazı üyeleri, milletvekilleri, medya ve gönüllü kuruluşlarla iletişimi artıracaklarını dile getirdiler.

Silahlı şiddetin sona ermesi için “Barış Süreci” aşamasına gelen Türkiye’nin, suçsuz olduklarına inanılan askerlere ve işlerinden çıkarılan kamu görevlilerine yeniden yargılanma fırsatı yaratması, tutuklu belediye başkanları ve çalışma arkadaşlarının tutuksuz yargılanmalarını sağlaması, geniş anlamı ile “Şiddetsiz Türkiye” hedefinin önündeki zorlukları büyük ölçüde ortadan kaldıracaktır.

Haydi, sevgi ve umutla, annelerin gözyaşı dökmeyeceği Türkiye için kadın-erkek birlikte, dayanışma içinde…Haydi.

(2)

Fotoğraf: Soldan, Şiddetsiz Toplum Derneği'nden; Mete Denli, Zeynep Çakır, Kemal Tatar, Şükran Sarıkaya, Rıza Sümer, Platform'dan; Mısra Gül Özkan, Dudu Köse, Nezihe Türkaslan, Fatmanur Gürel ve Selma Coşkun.