
Andre Gorz: "Bir yazarı sevmek, onun yazmasını sevmektir" der. Goethe de "Yazmak bir eylemdir. Bir yazarı anlamak, ancak onun zihnini yazdıklarıyla paylaşmakla mümkündür" der.
Bizler, Şair Ahmet Telli’yi hem yazdığı şiirleriyle hem de dünya görüşüyle yani zihnindekileri yazarak paylaşmasıyla sevdik.
Ankara’da yaşaması nedeniyle; çokça yan yana geldim, şiir dinletisinde, söyleşisinde bulundum. Kısa da olsa zaman zaman sohbet etme fırsatı buldum. İncinmedim. Nahif ama bir şair, bir devrimci ciddiyeti ve duruşu vardı. Bu duruş dostlarına güven, düşmanlarına korku veren bir duruştu. Düşmanları yoktu. Olsa olsa faşistler düşmanları olurdu. Usta, ürettikleriyle tarihe parmak izini! Bırakarak gitti.
Şair Telli’yi, pazar günü mahşeri bir kalabalıkla yolcu ettik. Konuşmacılar ve İMO’nun kocaman salonunu doldurup koridorlara taşan sevenleri biliyordu ki Telli’yi bedenen toprağın koynuna verdik. Anılarıyla yan yana geldiği dostlarının yüreğinde, şiirleriyle de ülke sınırlarını aşan halkların yüreğinde yaşayacaktı.
Sevgili Telli gidince; devrim duvarına koyduğun tuğlayla ve dizelerinle ayakta duracak yıkılmayacak bu kent ama şiirlerinin ve okuyanlarının öksüz kalacağı, nar çiçeklerinin ürpereceği kesin. Çiçekçilerde her yoldaşın ardından karanfiller, karanfiller…
Bir şairin ardından ne söylenebilir ki! Belki de dizelerine yaslanarak bir iki şey söylemek mümkün. Seninle olmasa da şiirlerinizle ışıklanacaktır bütün varoşlar. Fiyakalı ışıklar yanarken reklam panolarında durmadan çoğalacaktır faili meçhul cinayetler ve devam edecektir tutuklamalar, mahpusluklar…
Söylenecek söz kalmamıştır. Sözün bittiği yerdeyiz. Ama devrimci duygularla Usta şair, Ahmet Telli’yi sonsuzluğa uğurlama vaktidir.
Güle güle usta. Güle güle aşkın ve devrimin şairi, güle güle mavi gözlü güzel abim. Şiirlerinle yaşayacaksın…
GİDERSEN YIKILIR BU KENT, şiiriyle yazıma son vermek istiyorum.
Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürperirken
Gidersen kim sular fesleğenleri
Kuşlar nereye sığınır akşam olunca
Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
Sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor
Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
Bir de seni ekliyorum susuşlarıma
Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
Geriye mahpushaneler kalır, paslı soğuklar
Adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız
Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam
Gidersen kar yağar avuçlarıma
Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar
Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık
Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine
Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
Bir tufan olurum sustuğun her yerde