332944-1

Şair, Uğur Üstündağ ile tanışmamız yıllar öncesine dayanıyor. Fuarda başlayan dostluğumuz, çeşitli etkinliklerde ve fuar yoldaşlığıyla devam ediyor. Şiire olan ilgisini öğrendikten sonra kitap çıkarması yönünde öneride bulunduğumda “Hazırlıklarım bitmek üzere” dedi. Bu cevap benim için sevinç vericiydi. Çünkü bu edebiyat dünyasına bir şiir emekçisinin daha katılacağı anlamına geliyordu.

1974 Ankara doğumlu Uğur Üstündağ ilk, orta ve lise öğrenimini Ankara'da tamamladı. Daha sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Muhasebe bölümünden mezun oldu.

Uzun süre müzikle uğraştı. TRT halk müziği sanatçılarından nota dersleri aldı. Yine aynı süreçte konservatuarda özel olarak ses eğitimi de aldı. Şarkı sözleri yazdı ve onları besteledi. Albüm çalışmalarında bulundu.

16F2-1

Birkaç ünlü sanatçının konseri öncesinde sahnelerinde yer aldı. Halk konserlerine katıldı. Uzunca uğraşların ardından dönemin ve şartlarının uyuşmazlığı sebebiyle müzik hayatını yarıda bıraktı.

Bir süre sonra özel şirketlerde muhasebe mesleğini sürdürmeye başladı. Sanatla olan bağını hiçbir zaman koparmadı. Kendince öyküler, denemeler ve şiirler yazmaya devam etti. Dergilere gönderdi.

"Aşk Bu Ya Seni Bende Unutmuş" adlı ilk kitabını (şiir), Türk sinemasının ve Yeşilçam'ın değerli oyuncusu Selma Güneri'ye ithaf etmişti.

Üstündağ, ileriki dönemlerde yayımlanması muhtemel bir aşk romanını yazmaya devam ediyor.

Edebiyat dünyasının kapılarını “Aşk Bu Ya Seni Bende Unutmuş” kitabıyla aralayan Üstündağ aynı zamanda kitabını Sinema dünyasının yıldızlarından Selma Güneri Hanımefendiye ithaf etmişti. Bu davranış, şair olarak zarafetin kitaplaşmış şekliydi. Uğur Üstündağ’a da bu yakışırdı. Tanıdığım günden beri, hep beyefendi duruşuyla ve kibarlığıyla dikkatimi çekmişti.

Üstündağ’ın, “Aşk Bu Ya Seni Bende Unutmuş” şiir kitabı 144 sayfadan oluşmakta. Şiirlerinin yanında, çizimler, aforizmalar ve siyah sayfalar kitaba ayrı bir estetik ve zenginlik kazandırmış.

Üstündağ şiirlerinde: aşkı, özlemi, hatıraları ve geçmişe duyduğu bağlılığı işlemekte. Selma Güneri’ye ithaf edilmesi, kitaba bir “vefa” ve “anıtsal duygusallık” katıyor. Üstündağ, şiirlerinde kullandığı samimi, imgeye boğmayan dille okuyucusuna farklı mesajlar vermektedir.

“Alacalı bir saat

Bulutlar soyunmuş

Serin bakışlar atıyor ıslak saçlarımıza

Şarkı söylüyor uzaklarda bir esinti

Bırakmışız kendimizi

Dudak kıvrımlarımızda aşk sarhoşluğu

İçimizde tutkunun buzlu ateşi

Gidiyoruz bilinmeyen bir günün gecesine doğru

Yağmurlu bir Ankara düşünde

Sırılsıklamız seninle”

Yine bir başka şiirinde Üstündağ, bilindik sözcükler gibi gelse de dizelerde öylesine ustaca örüyor ki o sözcükleri, adeta sözcükler dizelerde dans ediyor.

“Bir gece yarısı, ansızın çaldı kapımı Eylül.

Açtım kapıyı, üstü başı ıslak.

Can kırıklarımın dünden kalma,

Batık şiirleriyle ağırladım onu.

Sararan bir ömrün,

Kederli gülüşleri düştü geceye

Düşündüm sonra

Neresinde olursan ol hayatının

Başı, ortası, sonu

Değişmiyor içimizdeki

Eylül tutkusu

Şair Üstündağ’a, daha nice eserlerle edebiyatımızın içinde olması dileğimle, başarılarının devamını diliyorum.