Geçtiğimiz hafta Ankara, 36. NATO devlet ve hükümet başkanları toplantısına ev sahipliği yaptı. Zirve, uluslararası arenada Türkiye için prestij ve gurur vesilesi olarak tarihe geçti. Çok şükür herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı. Devletin ilgili kurumları, kent estetiği ve yollar konusundaki gayretleriyle halkın özlediği hizmetleri kusursuz yapmaya çalıştı. “Madem bu hizmetler yapılabiliyorsa neden şimdi?” diye eleştirenler olsa da, “NATO için iki gün sonrasında her gün bizim için” diyenler de vardı.
Alınan güvenlik tedbirleri Ankaralıları biraz yorsa da, devletin itibarı için elzemdi. Doğal olarak bütün dünyanın gözü kulağı buradaydı; en ufak bir olay ülkemizin hanesine eksi puan olarak yansıyacaktı. Bundan sonra daha güvenli caddeler ve huzurlu sokakların olabileceğini beklemek çok da lüks olmaz.
Zirve başladı, konuklar karşılandı, ağırlandı. Türk misafirperverliğine yakışır şekilde kusursuz bir organizasyon yapıldı. Alınan tedbirler, verilen hediyeler eleştirilse de genel çerçevede dünyadan tam not alındı diyebiliriz. Savunma sanayimiz göğsümüzü kabarttı, dünyanın en eski askeri bandosu sayılan mehterin ihtişamı ve Turkuvaz halıda yürüyen konuklar unutulmaz bir iz bıraktı. Bin odalı sarayda zirveyi takip eden üç bine yakın ulusal ve uluslararası yayın kuruluşu da tahsis edilen mekân, ilgi ve ikramlarla memnun ayrıldı. Her şey yolunda gitti, sorunsuz atlatıldı.
‘SEL GİDER, KUM KALIR…’
Ancak bundan sonrası adına vatandaşın beklentisi var:
NATO için düzenlenen yollar, temiz ve huzurlu şehirler neden her gün aynı özenle korunmasın?
Çocukların kabusu olan başıboş sokak hayvanlarının barınaklara toplanmasıyla huzurlu mahalleler mümkün olabilir.
Zirve menüsü kadar olmasa da, insanca yaşam için emeklilerin refahı artırılarak, emeklilerin yaşam standardı zirveye taşınabilir.
Açlık sınırının üzerinde bir maaş, asgari ücretli vatandaşın onurunu ve devletin itibarını birlikte yükseltir.
Devletin itibarı kadar vatandaşın itibarı da önemlidir; insanca yaşam hakkı sağlanabilir.
NATO zirvesi, Türkiye’nin dünyaya gösterdiği güçlü bir vitrin olmuşken sıra, aynı özeni kendi vatandaşına göstermekte. Devletin itibarıyla birlikte vatandaşın yaşam kalitesini yükseltecek uzun soluklu bir organizasyon şart. Çünkü gerçek zirve, halkın huzur ve refahıdır.