Geçen hafta bu köşede, CHP’nin yol ayrımında hangi yönteme sarılması gerektiğini, özellikle de tam üye demokrasisi, “Bir üye bir oy” gibi gerçek ön seçim, yaş sınırı ve kotanın ötesine geçen bir yenilenme gereksinimini dile getirmiştim. O yazımı kaleme alırken henüz bir olasılık olan bir senaryodan söz etmiştim, oysa bir gün sonra somut bir kuruma dönüştü. 24 Temmuz’da Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti, 91 milletvekiliyle Meclis’te grup kurdu ve ana muhalefet konumuna yerleşti. Tarih hızlı akıyor, şimdi asıl önemli olan, o gün için önerdiğimiz ilkelerin kağıt üzerinde mi kalacağı, yoksa gerçek bir örgütlenme kültürüne mi dönüşeceği.
Yeni Parti’nin Tüzüğüne bakınca tanıdık bir çerçeveyle karşılaşıyoruz, zaten beklenen de buydu, çünkü kadroların büyük bölümü CHP’nin son dönem birikimini taşıyor. Hukuk devleti, eşit yurttaşlık, sosyal adalet gibi ortak paydalar korunmuş. Ancak geçen haftaki yazımda vurguladığım asıl mesele, bu değerlerin varlığı değil, bu değerlere ulaşmayı sağlayacak mekanizmaların gerçekten değişip değişmediğiydi. Bunu da zaman gösterecek.
Yeni Parti’nin Tüzüğünde, olumlu bir ayrıntı var. Küçük ilçelerde tüm üyelerin doğal delege sayılması, doğrudan katılımı güçlendiren bir adım.
Cinsiyet kotasında da yüzde 50 hedefine aşamalı bir takvimle ulaşma yöntemi benimsenmiş. Bu, geçen haftaki yazımda dile getirdiğim “Kota bir slogan değil, uygulanabilir bir yol haritası olmalı” eleştirisine kısmen yanıt veriyor, ama gençlik kotasının CHP’deki yüzde 30’dan yüzde 25’e düşürülmüş olması, tam tersi yönde bir sinyal veriyor. Yeni bir yapı kurarken gençleşme oranının geriletilmesi, “Yeni” iddiasıyla çelişen bir ayrıntı olarak öne çıkıyor.
CHP’de olan ve Genel Başkan’a örgüt dışından gelen akademisyen, sanatçı ve uzman kişilerden oluşan Bilim, Yönetim ve Kültür Platformu’na Yeni Parti’de yer verilmemiş. Belki sonraki süreçlerde böyle bir gereksinim ortaya çıkar ve bir Tüzük Kurultayı’nda, böyle bir yapı tüzüğe eklenir.
Milletvekili ve yerel seçim adaylıklarında ön seçim, örgüt denetimli yöntem ve merkez yoklaması seçeneklerinin bir arada bırakılmış olması da dikkat çekici. “Merkezin müdahalesi istisna olmalı, kural değil” diye önermiştim. Üç yöntemin yan yana durduğu bir tüzükte, hangi yöntemin ne zaman devreye gireceği belirsiz kaldığı sürece, eski eleştiriler yeni çatı altında da geçerliliğini koruyacaktır. Bu belirsizliğin ilk kurultayda giderilmesini umuyorum.
“Türkiye İttifakı”
Ne Anlama Geliyor?
CHP’de 6’lı Masa ile kurulan “Millet İttifakı’nın, Yeni Parti’de, “Türkiye İttifakı”na dönüşmesi ne anlama gelecek? Önümüzdeki dönemde belki de en çok tartışılan konulardan biri bu olacak gibi.
Geçmişte ANAP’ta dört eğilimi bir araya getiren Turgut Özal’ın kurduğu bir yapı gibi mi olacak? Yeni Parti’nin “Türkiye İttifakı” eğer, hem solu hem de laiklik ile sorunu olamayan merkez sağ seçmeni, Kürtleri ve Milliyetçi (Ulusalcıları) aynı hukuk devleti hedefinde buluşturma iddiası taşıyorsa, bu iddianın karşılığı kadrolarda ve aday listelerinde de görülmeli. Söylem düzeyinde kapsayıcılık kolay, asıl sınav, karar organlarında bu çeşitliliğin gerçekten yer bulup bulmayacağında. Eğer siyasetin solunda yer alan partilerin seçmenlerinin önem verdiği kişiler de bu listelerde kendilerine yer bulabilirse, ANAP-SHP koalisyonu gibi bir yapı oluşur ki, o zaman bu partinin halkta farklı bir karşılığı olur.
Türkiye İttifakı kavramını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 27 Nisan 2019’da dile getirdiğinde, AKP siyasetinde yeni bir stratejinin işaretleri olarak yorumlanmış, ancak sonradan üzerinde durulmamıştı.
Bu arada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Siyasi Partiler listesine bakıldığında 156’ıncı sırada zaten Türkiye İttifakı Partisi’nin olduğu görülecektir.
Öte yandan, Adalet Birlik Partisi ile Cumhuriyet ve Adalet Partisi’nin 2028 seçimlerinde ortak Cumhurbaşkanı adayı ile katılacakları “Türkiye İttifakı” protokolü de şimdiden hazır.
“Türkiye İttifakı” kavramı herkesin dilinde, ama siyasi kültürde nasıl bir değişim yaratacağı önemli.
Gururumuz:
Şampiyon Sultanlar
A Milli Futbol Takımından sonra Filenin Efeleri de VNL Çeyrek Final karşılaşmasında Slovenya’ya 3-0 yenilerek veda ederken, gurur kaynağımız Filenin Sultanları oldu.
Baş Antrenörlüğünü Daniele Santarelli’nin, Kaptanlığını Gizem Örge’nin yaptığı, Hande Baladın, Sinead Jack Kısal, İlkin Aydın, Elif Şahin, Zehra Güneş, Saliha Şahin, Cansu Özbay, Yaprak Erkek, Eylül Yatgın’ın sahneye çıktığı final turunda Melissa Vargas’ın omuzladığı A Milli Kadın Voleybol Takımımız, çeyrek finalde Kanada’yı 3-1, yarı finalde ev sahibi Çin’i 3-0, finalde de Brezilya’ya 3-1 yenerek 2023’ten sonra ikinci kez FIVB VNL şampiyonu oldu, Vargas da, turnuvanın en değerli oyuncusu (MVP) seçilerek, bizleri bir kez daha gururlandırdı.
Her alanda olduğu gibi, siyasette de başarı kadınlarla ve gençlerle mümkün. Bunu unutmamak gerekir.