Bugün, 19 Mayıs 2026... Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı…
Tam 107 yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak bir milletin kurtuluş mücadelesini başlattığı günün yıldönümü. Bu tarih, Türk milleti için yalnızca bir bayram değil; karanlığın en koyu olduğu anda yakılan bir meşalenin ilk kıvılcımıdır. Mustafa Kemal’in 9. Ordu Müfettişi olarak Mirliva (Tuğgeneral) rütbesiyle Bandırma Vapuru ile Samsun’a ayak bastığı 19 Mayıs 1919, imparatorluğun çöküşünden modern Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşuna uzanan yolun başlangıcıdır.
Bu anlamlı günü, tarih okuryazarlığı, vatandaşlık farkındalığı ve geleceğe taşınan sorumluluk bilinci ile anmak zorundayız. Atatürk, Büyük Söylev’ine (Nutuk) şu çarpıcı cümleyle başlar: “1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir: Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, I. Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Büyük Savaş’ın uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda.
Milleti ve memleketi I. Dünya Savaşı’na sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar…” Bu saptamalarla başladığı Nutuk’ta Atatürk, sonra da, “Bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulusal egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak! İşte, daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladığımız karar, bu karar olmuştur.”
Atatürk’ün aldığı bu karar, tarihin de akışını değiştirmiştir.
Nutuk, sadece bir anı kitabı değildir; birincil kaynak niteliğinde bir belgedir. Dezenformasyonun hızla yayıldığı günümüzde, tarihi tek taraflı anlatımlardan değil, Atatürk’ün belgelerle desteklediği bu eserden okumak, en güçlü medya ve tarih okuryazarlığı eğitimidir. Gençlerimizin sosyal medyada karşılaştıkları çarpıtılmış “tarih” paylaşımlarına karşı en iyi kalkan, Nutuk’u orijinalinden veya sadeleştirilmiş günümüz Türkçesiyle okumaktır.
Günümüzde de, ülkeler fiziki ve askerlerle işgal edilebilirken; asıl tehlike ise, gerek bireysel gerekse ülke yönetimlerinin, bir bütün olarak her şeyiyle emperyalistlerin, küreselcilerin mandasına kendisini teslim etmesidir.
Dünya genelinde ve ülkemizde genç nüfusun dijital dünyayı yaşamının merkezi haline getirmesi, yapay zeka, iklim krizi, salgınlar, ekonomik baskılar ve bölgesel tehditler… Bunlar yeni “işgal” biçimleri olarak karşımızda yerini almaktadır.
Atatürk’ün, “Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür” sözlerini, özellikle de umutsuz bir ortamda kararlı adımlar atmakta zorlanan, sınav stresi, gelecek kaygısı, demokratik hak ve özgürlükler bakımından kendini kısıtlanmış ve baskı altında hisseden gençlerimize anımsatırken, “Gençliğe Hitabe”yi de yeniden okumalarını sağlamalıyız: “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.
İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” Ey Türk gençliği! Sen bu vatanın en kıymetli hazinesisin. O hazinenin farkında ol. Unutma ki, bu hitabe, sadece bir çağrı değil; sorumluluk sözleşmesidir.
Bugün sizlere düşen görev, size emanet edilen ülkenin bağımsızlığına ve cumhuriyete sahip çıkmaktır. Elbette muhtaç olduğun kudret asil kanında vardır. “Hayattaki en hakiki mürşit ilimdir” sözünden de yola çıkarak bilim, teknoloji, eğitim konusunda donanımlı olmakla yetinmemeli hatta öncü olabilmelisin.
Tarihimizi bilmek, geleceğimizi kurtarmaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve tüm şehitlerimizi saygıyla anıyor, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mızı kutluyorum.
Ve işte tam da bu yüzden, ben de bugün, “Bağımsızlığı Karakteri” yapan, “Yurtta ve dünyada barış” içinde yaşamak için, “Zeki, çevik ve ahlaklı” davranan, “Damarlarında asil kan dolaşan”, her şeyin ayırdına varma ve her alanda okur-yazar olma yolculuğunda sizlere yoldaşlık ve yönderlik yapmak istiyorum.