Kısa bir süre önce Ak Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın dünya dolar milyarderleri listesine girdiği haberlerini duymuştuk. İHA ve SİHA üreticisi Baykar Teknoloji A.Ş.’nin sahibi Selçuk Bayraktar’ın 2.7 milyar dolar kişisel servete ulaştığı belirtiliyordu. Geçtiğimiz günlerde de Türkiye’nin vergi rekortmenleri listesi açıklandı, Selçuk Bayraktar, ödediği vergilerle birinci sıraya yükselmiş, kardeşi Haluk Bayraktar da ikinci sıraya yerleşmişti. Bu olağanüstü başarıyı kutlamak gerekiyor, ancak, ülkede toplumsal kesimler yokluk, yoksulluk içerisinde debelenirken, içeride ve dışarıda akıl almaz siyasal gelişmeler, gerilimler yaşanırken, bu büyük başarının sırlarını da doğrusu merak ediyor insan.

2014’lerde ilk ürünlerinden İHA’nın deneme uçuşunu televizyonlarda izlemiştik; dört tekerlekli bir çerçeve kasa üzerinde itilerek götürülürken düşmüş, kaldırıp yeniden kasanın üzerine koymuşlar, sürükleyerek götürmüşler ve ilk uçuş denemesini gerçekleştirmişlerdi.
Bu arada şu nokta büyük ilgi çekiyor; 1948 yılında Filistin bölgesinde kurulan küçücük bir İsrail Devleti, 1990’larda İHA teknolojisini gerçekleştirmiş, üretimine başlamıştı bile, biz de onlardan bir adet Heron adı verilen İHA getirerek, kopyalamaya çalışmıştık.
Aradan beş-altı yıl geçmişti, bir televizyonda canlı yayında izlediğim Selçuk Bayraktar, şöyle diyordu:

“Daha birkaç yıl önce on kişilik bir atölyede işe başlamıştık, bugün bin kişilik fabrikamızda üretim yapıyoruz.” Bu açıklamasının üzerinden de geçen bir kaç yılın sonunda ise bugün 8500 çalışanının bulunduğunu öğreniyoruz.

Savunma sanayiinde bir kamu kurumu olan Tusaş’ın 1990’larda İsrail’den Heron denen bir İHA getirdiği, üzerinde çalışmalara başladığı, iki binli yılların başlarında örnek İHA yapımı gerçekleştirilmekte iken durdurulduğu ve bu işin özel sektöre, yani Baykar Teknoloji’ye teslim edildiği tartışmaları yapılıyordu.

20 Temmuz 2020’de casusluk suçlaması ile iki ay tutuklu kalan Tusaş’ın İHA sistemleri Direktörü Remzi Barlas, Baykar’a tesis kurması için maddi destekler sağlandığını iddia etmiş, o zamanlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan da açıklamalar yapmış ve Baykar Teknoloji’ye hiç devlet desteği sağlanmadığını ifade etmişti.

Oysa internetteki Baykar Teknoloji ile ilgili sayfalarda ve bilgilerde Türk Hava Kuvvetleri, Türk Deniz Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli İstihbarat Teştikalı gibi kurumlara gizlilik nedeniyle sayıları açıklanamayan binin üzerinde İHA ve SİHA verildiği haberlerine rastlanıyor.

Bu yazıyı karalamaya çalıştığım 15 Ağustos Cumartesi günü CNN televizyonunda aşağıdaki haberleri izlemeye başlayınca, merak edip internetten Baykar Teknoloji’nin sayfasını kısaca inceledim; bugün 2600 mühendis, 3000 teknisyen olmak üzere 8.500 çalışanı bulunuyor, dünyanın en büyük İHA ve SİHA ihraç eden kuruluşu haline yükselmiş.

CNN tv’de yayınlanan uzunca haberi şöyle özetleyebileceğim:

“Avrupa’nın Güvenliği Türkiye’ye Emanet“

Letonya semalarında tanınmayan bir İHA görüldü, Nato üssünden Türk F-16’lar havalandı, kısa bir sürede İHA imha edildi.”
Haberde, savunma sanayii alanında Türkiye’nin çağ atladığı, savunmada ve saldırıda artık başrolde oynadığı anlatılıyor, devamında uzunca bir haberle Baykar Teknoloji’nin ulaştığı başarılar, TB-2 SİHA (Silahlı insansız hava aracı) ile ilgili bilgiler veriliyor ve “Dünyanın İHA, SİHA ihracaatının yüzde 58’i Türkiye’den yapılıyor, bunun da tamamını, Baykar Teknoloji gerçekleştiriyor,” deniliyor; Baykar Teknoloji’nin yıllık ihracatının 10 milyar doları aştığı, 30’dan fazla Ortadoğu, Asya ve Afrika ülkesine İHA ve SİHA ihraç edildiği belirtiliyor.

“Avrupa’nın güvenliği Türkiye’ye emanet” diyorlar. Daha birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Erdoğan Mekke’de Suudi Arabistan ve Pakistan’la askeri işbirliği anlaşması imzalamıştı, yani Suudilerin ve Pakistan’ın da güvenliği Türkiye’ye emanet edilmişti.

Oysa daha birkaç hafta önce Türkiye’de gerçekleştirilen NATO zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok samimi bir şekilde yan yana sohbet ederken ABD Başkanı Trump, “Dün akşam İran’ı bombaladık, bu akşam da bombalamaya devam edeceğiz” gibi sözler ediyor, dünya şaşkınlıkla onu izliyordu.

İçeride “Terörsüz Türkiye” tartışmaları, emeklilerin, yoksul kesimlerin, madencilerin, şehit yakınları ve gazilerin eylemleri devam ediyor. 16 Ağustos Pazar günü tüm televizyon kanalları kapalı, uydu sisteminde değişiklik yapılıyormuş, frekans ayarları yapılacakmış... haberleri internet kanallarından öğrenmeye çabalıyoruz. Operasyon yapılan ve çok sayıda şirketlerine el konulan Kuriş Tarikatı’nın kasalarından 200 kg. külçe altın, yurt dışına çıkarılmış yüz milyar lira servet birikimi haberleri yayılıyor, “Yeni bir Fetö yapılanması mı?” soruları tartışılıyor.

Savunma ve saldırı teknolojilerinde dünya ile yarıştığımız bir dönemde içeride hüküm süren ve sonu getirilemeyen sıkıntılarımıza, neden çözümler üretilemiyor acaba?