İstanbul’da korsan taksicilik yapan emekli polis memuru, kendisine ceza yazan trafik polisini, tabanca ile vurarak öldürmüş, sonra da kendisine sıkarak intihar etmiş.
Son günlerde izlediğim iç ve dış gelişmeler, yaşamdan yansıyan haberler arasında içimi en çok acıtan olaylardan birisi oldu bu...
Hatay ilinin Amanos Dağlarındaki (Yayla beldesi) Belen İlçesinde, inşaatları yeni tamamlanan deprem konutlarından hak sahibi olarak adımıza çıkan yazlığımıza yerleşmek ve bir kaç günlüğüne dinlenmek için geldiğimiz bu yurt köşesinde, fırsat buldukça ülkemizden ve dünyamızdan yansıyan haberleri medyadan izlemeye çalışıyorum.
Haberi duyduğumda bir anda kendimi kırkbeş yıl öncesinde buldum; yeni evlenmiştim ve İstanbul’da özel bir bankada memur olarak işe başlamıştım, aldığım aylık maaşım ancak ev kirasına yetiyordu, bir çözüm aramıştım ve kredi kullanarak Murat 124 marka bir araba satın almıştım, boş zamanlarımda korsan taksicilik yapıyordum, küçük de olsa nafakama bir katkı sağlıyordum.
O günlerden bugünlere ters yönde toplumsal evrimler mi geçirdik, dünyamız mı değişti, anlamak çok zor!.. Yol kenarında bekleyenlere yaklaşır, küçük bir hareketle taksi bekleyip beklemediklerini sorgular, el kaldıranların yanında durup pazarlık ederek yola çıkardık. Çoğu zaman polisler de bunun farkında olur, ama görmezden gelirlerdi.
Bir de yıllar önce çekimi ve yayımı yapılan ve halen bazı televizyon kanallarında yayını tekrar eden Akasya Durağı adlı bir dizi var; bu dizide boş zamanlarında taksi şoförlüğü yapan öğretmen Mehmet Hoca’nın başına gelenleri anımsadım. Mehmet Hoca’nın öğretmenlik mesleği dışında taksi şoförü olarak çalıştığı şikayet edilmiş, Milli Eğitim Bakanlığından müfettişler geliyor, sorguluyorlar. Mehmet Hoca, sağlık sorunu bulunan genç kızının tedavisine maaşının yetmediğini, onun tedavisi için şoförlük yaptığını açıklıyor, müfettişler de şikayeti kapatan bir rapor tutarak, ayrılıyorlar.
İçerisinde bulunduğumuz çağda bilim, sanat, teknoloji olağanüstü bir hızla gelişiyor, ilerleyen toplumlar, ekonomik alanda da daha rahat, huzurlu ve mutlu yaşam koşullarına kavuşuyorlar.
Çeyrek asırdır devletimizi yöneten siyasal iktidar, her yıl yeni yeni projeler sürüyor ortaya, ‘’Yıl sonunda enflasyonu bitiriyoruz, önümüzdeki yıl ekonomimiz şahlanacak’’ diyor ama, bir adım ilerleyemediğimiz gibi aksine daha da geriye sürükleniyoruz.
Gittiğim yurdun her köşesinde cinayet ve intihar olaylarının her geçen gün arttığı, bunların çoğunun artık medyaya bile yansımadığı anlatılıyor, bu acı gidişatın temelinde de ekonomik sorunların yattığı belirtiliyor.
Bu tatil günlerinde yurdumuzun uzak köşesinde karalamaya çalıştığım bu yazımda daha fazla ayrıntya girmek ve okurlarımı yormak istemiyorum. Söz konusu polislerimiz olunca ünlü düşünce ve fikir insanımız, şairimiz Nazım Hikmet’in bir şiirinden alıntı ile noktalamak istiyorum:
‘’ Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz / ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda, / budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz. / Ne sen bunun farkındasın, ne de polis farkında...’’
Sağlıcakla kalın.