Mutlak Butlan yönetimine teslim edilen CHP’den ayrılanların kurduğu Yeni Parti’nin ismi üzerindeki tartışmalar, bana 11 Haziran 2014 tarihinde Musul Başkonsolosluğumuza gerçekleştirilen IŞİD terör örgütü baskınını anımsattı. O dönemde IŞİD’in tutsak ettiği Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz’ın, daha sonra Türkiye’de kurduğu Yenilik Partisi ile Yeni Parti’nin isim benzerlikleri, tartışmanın ana gerekçesi. Pekiyi, IŞİD’in Musul Konsolosluğumuza yaptığı baskın, nasıl gerçekleştirilmişti?

Afganistan, İran üzerinden örgütlenerek Irak topraklarında önüne gelen her türlü tarihi, kültürel, dini eserleri yakıp yıkarak Suriye’ye doğru ilerlemekte olan El Kaide kaynaklı terör örgütü IŞİD, Musul Konsolosluğumuza yaklaşırken, Başkonsolos Öztürk Yılmaz Türkiye’yi arayarak yetkililerle görüşmüş, “IŞİD yaklaşıyor, ne yapmamızı emredersiniz?” diye sormuş, Türkiye’den de, “Onlar Sünnilere dokunmazlar, yerinizde kalın,” yanıtı verilmiş, üç gün sonra da IŞİD, yüzlerce militanı ile Başkonsolosluğumuzu basarak, Öztürk Yılmaz ile 49 konsolosluk personelini tutsak edip götürmüştü. IŞİD’in elinde 101 gün tutsak kalan Başkonsolos Öztürk Yılmaz ve beraberindekiler Türkiye’nin girişimleri ile serbest bırakılmış, Türkiye’ye gönderilmişti.

Başkonsolos Öztürk Yılmaz, siyasete girmiş, CHP’den milletvekili seçilmiş, iki dönem milletvekilliği yaptıktan sonra, “Ezan’ın Türkçe okunması” şeklindeki bir düşüncesini dile getirdiği için CHP’den ihraç edilmiş ve 20 Temmuz 2020 tarihinde Yenilik Partisi’ni kurmuştu.
2015 yılı, Türkiye’nin siyasal tarihinde unutulmaz olaylara yol açmıştı. 2009’larda başlatılan Kürt açılımı, Alevi açılımı, Ermeni açılımı, Roman açılımı gibi operasyonlarla toplumsal kesimlerin oylarını konsolide ederek gücüne güç katan Ak Parti iktidarı, 7 Haziran 2015 seçimlerine de büyük umutlarla girmişti. Seçimin hemen öncesinde başta iktidar sözcüleri olmak üzere yandaş medyada, “Ya istikrar ya kaos!” şeklinde manşetler atılmıştı; ancak seçime katılan Kürt kesiminin desteklediği Selahattin Demirtaş’ın eş genel başkanı olduğu HDP, bu seçimden 80 milletvekili çıkartarak siyaset arenasında şaşkınlık yaratmıştı. Bu seçimde Ak Parti 258 milletvekili çıkartarak iktidar yeterliliğini kaybetmiş, CHP 132, MHP de 80 milletvekili çakırmaştı.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Ak Parti iktidarına destek olması üzerine 1 Kasım 2015 tarihi için erken seçim kararı alınmıştı ama, ülkede tam anlamı ile bir kaos dönemi hortlamıştı. Viranşehir’de lojmanlarında iki polisimiz şehit ediliyor, Suruç’ta bir toplantı sırasında bombalar patlatılıyor 33 gencimiz öldürülüyor, yurdun bir çok yerinden saldırı ve patlama haberleri geliyordu. 10 Ekim 2015’te Ankara’da Gar önünde toplanan binlerce insanın bulunduğu noktalara gerçekleştirilen patlamalarda 103 insanımız can veriyor, yüzlercesi yaralanıyordu.
Bu ortamda girilen 1 Kasım 2015 seçiminde Ak Parti büyük bir güç sağlayarak seçimi yeniden kazandı ve iktidar yoluna devam etti; ancak Güneydoğu’da patlak veren Hendek Olayları’nda sayısız asker ve palisimiz şehit oldu, insanlar can verdi. HDP Eşgenel Başkanı Selahattin Demirtaş, 4 Kasım 2016 tarihinde Kobani davası kapsamında tutuklandı, halen cezaevinde...

2016 yılının 15 Temmuz’unda Fetö Terör Örgütü’nün organize ettiği öne sürülen hain darbe girişimi yaşandı, darbe gecesi İstanbul Havaalanında kamuoyuna açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bu Allah’ın bize bir lütfudur, aramızdaki çürük elmaları temizleyeceğiz” dedi; bir yıl kadar sonra da Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi halk oyuna sunularak 2017 yılının Nisan ayında kabul edildi; o günden sonra Ak Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, önüne gelen seçimleri kazandı ve halen görevini sürdürüyor; yeni yapılacak seçimlere de hazır olduğunu ve kazanmaktan yana hiç bir endişesi bulunmadığını vurgulayıcı açıklamalar yapıyor.

Yeni Parti üzerindeki isim tartışmasının Anayasa Mahkemesi’nde gündeme alındığı haberleri veriliyor. Yenilik Partisi kurucu lideri Öztürk Yılmaz’ın, Yeni Parti’ye birleşme önerisinde bulunduğu, Yeni Parti’nin bu öneriye sıcak bakmadığı kulislerde konuşuluyor.
Bu satırları karaladığım sıralarda gözlerim televizyon ekranlarında, Dolar tırmanmaya devam ediyor, 48.97 TL rakamlarını görüyorum; 49 TL olması an meselesi gibi...

Zaman, küçük hesapların peşinde koşma zamanı değil, birlik ve beraberliğimize sımsıkı sarılarak, laik, demokratik, sosyal hukuk devletimizin, tıkanan yolunun açılması zamanıdır diye düşünüyorum.