Yaz aylarından bir gündü, mahallemizin tam ortasında geçen karayolu üzerinde bir tır,aşırı hız nedeniyle devrildi.

Neyse ki tır şöförü sağ salim,burnu bile kanamadan bu olaydan hayata tutunmuş,kurtulmuştu.

Olay yerine gelen firma sahipleri,donmuş poşetler içinde ortalığa dağılan tavukların bozulmaması için,tekrar tavukları toplayıp taşıma yerine,olay yerine yakın mahalleliye ,istedikleri kadar tavuk alabileceklerini söylemişti.

Mal sahibinin bu uyarısı üzerine,mahalleli,payına düşen tavuklardan nasibini almıştı.

Aylarca evlerde tavuk ziyafeti çekilmiş,insanlar tavuğa doymuştu.

Gözü, gönlü tok firma sahibi,istese, etrafa saçılan tavukları toplatıp,kimseye zırnık vermeyebilirdi.

Mahallenin gecekondu bölgesi olması ve insanların geçim kaynaklarının kısıtlı olması,bu donmuş tavuk ikramı ile çok makbule geçmişti.

Geçmiş yılların o yokluğu günümüzde daha da artarak devam ediyor.İnsanlar ekonomik sıkıntı içinde bırakın et almayı,ucuz diye tavuk alırdı,onuda alamaz oldu.

Yokluk, alım gücü,sıkıntılar artarak devam ediyor.

Yaşamış olduğum bir başka olay ise,evinde dört çocuğu ile yaşama tutunmaya çalışan bir anneyi biliyorum.O gün bende o evdeydim.Yemek için patates yemeği evin menüsüydü.Yemek vaktinde o eve gittiğim için anne,sofraya benide davet etti. Fedakar anne salçalı,sulu patates yemeği içine kattığı eti herkese eşit şekilde tabağına koydu,yanına bulgur pilavı ve ayran ile o günkü menüyü oluşturmuştu.

Yalnız yemek içindeki etin ne olduğunu merak ettim,tavuk eti desem,değil,hindi eti değil,kırmızı et hiç değil.

Tüm aile ile samimi olduğu için “teyzeciğim,patates yemeğine kattığın bu et ne eti dedim.

Teyze,”bizim çocuklar birkaç serçe vurmuşlar,bunlar serçe eti”dedi.

Ne diyeceğimi bilemedim.

 

Sırça köşklerinde yaşayanlar herkesin kendileri gibi yaşadığını,beslendiğini zannedermiş!!.

Oysa gerçek hayatın içinde buna benzer bizim bilmediğimiz daha ne ilginç hikayeler vardır.

Hiç yorum yapmadan bu olayı sizinle paylaşıyorum.

İngiltere'de yaşanan ve  haberlere yansıyan bir Türkün,Kuğu ile imtihanı nasıl olmuş.

 

**İngiltere'de yayınlanan Evening Standart gazetesinin haberine göre Kent bölgesindeki Bennett Gölü kenarında bir kuğuyu kestikten sonra evine götürüp yiyen Türkiye kökenli Hasan Fidan'a para cezası verildi.

Fidan, "Hangi türde bir kuş olduğunu bilmiyorum, üzgünüm" dedi.

46 yaşındaki Fidan göl kenarında bir kuğuyu keserken o sırada parkta balık tutan biri tarafından görüntülendi.

Yetkiler olay üzerine Fidan'ın Kent bölgesindeki bağlı Tonbridge'deki evine geldiklerinde kuğunun parçalara ayrılıp buzdolabına konduğunu gördüler.

12. yüzyıldan kalma bir yasaya göre İngiltere'de kuğuların sahibi Kraliyet ailesi.

Fidan özür dilediğini ve kuğuyu avlayarak bir yasayı çiğnediğini fark etmediğini söyledi: "Ne tür bir kuş olduğunu bilmiyordum. Benim için herhangi türde bir kuştu. Sahibinin Kraliçe olduğunu bilmiyordum."

Fidan şunları ekledi: "Kraliçe'yi çok seviyorum. Polis bana yanlış yaptığımı söylediği an üzgün olduğumu söyledim."

Fidan, bir çitten atlayıp bir kuğuyu yakaladığını ve başını kestiğini gören an 64 yaşındaki Bob Morris'in olayı yetkililere bildirmesi üzerine gözaltına alındı.

Morris, Fidan'ın kestiği kuğuyu sırt çantasına koyuşunu fotoğrafladı.

Sevenoaks Sulh Ceza Mahkemesi'ne çıkartılan Fidan'a para cezası verildi.

Fidan şunları söyledi:

"Onu eve götürdüm. Tüylerini yoldum. Doğradım ve birazını yedim. Nasıl bir tadı olduğunu görmek istedim. Tadı güzeldi. Kalanını buzdolabına koydum. Polis gelip bana bir kuşu öldürüp öldürmediğimi sorunca 'evet' dedim. Bunun yanlış olduğunu farketmedim. Polis buzdolabında kalan kısmını alıp götürdü."

"Herkesten özür dilerim. Mahkemeye çıkarıldım. Para cezamı ödeyeceğim."

Fidan, kuşu avlamasının nedenlerinden birinin yiyecek satın almaya gücü yetmemesi olduğunu söyledi.

*alıntı.