Her toplumun kendi toplumsal karakteri vardır. Bir Çin’li Afrika’daki Somali’ye, bir Somali’li bir Alman’a, bir Alman bir Türk’e hiç benzemez. Ne fiziki yapılar ne de ideolojileri hiçbir zaman birbirine benzemez.

Türk toplumu Arap emperyalizmine hiç benzemez. Ama AKP iktidarı 23 yıldır bulunduğu ülkeyi yönetme dönemi içinde Türk toplumunu Arap emperyalizme benzetmek için bilim karşıtı bir eğitim düzeni kurdu.

Hele son birkaç yılda AKP iktidar, kendisini 31 Mart 2023 tarihinde yapılan yerel seçimlerde kendisini ikinci sıraya düşüren seçmeni değiştirmek amacıyla Türkiye’ye aldığı “Sığınmacıları” toplumla bütünleştirmek için “Ensar” gibi Arap Kültür Emperyalizminin kavramlarını kullanılırken okullarda da aynı Emperyalizmi dini anlamda çocuklarımıza aşılamaya çalışıyordu.

Oysa din, inanca dayalıdır. Dogmatik ve değişmez. Bilim ile din iki ayrı dünyadır.

Yeni bulgular bilimi sürekli değiştirir ve kendini yeniler. Aynen internet gibidir

Dinde itaat vardır ama mantık ve sorgulama yoktur. Yani din dogmatiktir. Bilim ise mantığa, araştırmaya, sorgulamaya dayanır.

Batı dünyası nasıl gelişmiştir?

Batı Dünyası bilimi ve siyaseti, kilisenin egemenliğinden kurtararak gelişmiştir.

Türkiye’yi kuran Atatürk, halkı bilim ve irfanla buluşturmuştur. Müslüman halkın çoğunlukta olduğu 52 devlet içinde Türkiye’yi saymazsak, İslam dünyası bilimi ve siyaseti dine bağladığı için geri kalmış toplumlardan oluşuyor.

Demokratik ve Laik Türkiye Cumhuriyeti, hem Doğu toplumları için bir gelişme ve kurtuluş örneği, hem de İslam’a dayalı iktidarlar için bir tehdit niteliği taşımaktadır. AKP kendi iktidarına bir tehdit olarak görüyor.

Böyle olunca da Batı Dünyası siyaset ve ekonomi üzerinden gelen Batı Emperyalizmi ile din üzerinden gelen Arap Emperyalizmi, Türkiye’ye karşı “İkili Emperyalist İttifak ”oluşturmuşlardır. Bu yüzden Türkiye 60 yıldır AB’ye alınmıyor.

AKP iktidarının yürürlüğe soktuğu yeni “Maarif Modeli”nde ve hazırladığı

Müfredattaki ders saatlerine bakınca, Türkiye 17. Yüzyıla geri götürülüyor.

RTE ve ekibinin amacı; “İtaat eden, bilgisiz, ezberci, günü kurtarmayı düşünen ve zihni, din ve hadislerle doldurulmuş gerici ve yobaz bir toplum” amaçlanıyor.

Biyoloji kitabında evrim kelimesi bile yoktur.

Neredeyse biyoloji kitabını Adem ve Havva ile başlatacaklar!

Tarih dersini bol bol Yeni Osmanlılar istila etmiş…

Türkiye tam bir sığınmacılar toplumuna dönüştürülmeye eğitimde odaklanmıştır.

“Türkiye’yi 17. yüzyıla taşımayı başaracak mısınız” öyle mi?

Atatürk ilke ve devrimlerine kendilerini adamış olan halk bu gidişe “dur” diyecektir.

Bakın; Eğitim Uzmanı Ekin Gamze Gencer, “Maarif Modeli”ne ilişkin olarak BBC’ye şöyle demiş:“Kavramların sınırlarının net olmaması ve tutarlı bir kavramsal çerçevenin bulunmaması, çoğunlukçu, ahlakı dindarlığa indirgeyen eğitim programlarının önünü açabilir.”

Bu programın iptali için Danıştay’a dava açan Laiklik Meclisi’nin sözcüsü Umut Kuruç, Öğretmenlik Meslek Kanunu için de şöyle diyor:

“Bunun yanı sıra ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ öğretmenlerin bütün haklarını gasp ederken, öğretmenliği ortadan kaldırmaya dönük bir hamleyken...

Aynı zamanda ‘Milli Eğitim Akademisi’ adı altında tam da bugün itiraz ettiğimiz müfredatla uyumlu olacak şekilde dini, gerici bütün ideolojik formasyonları, yeni kuşaklara yedirecek kendi kadrolarını yetiştirmek üzere ortaya attıkları bir uygulamadır.

Bütün veliler, bütün öğretmenler, bütün yurttaşlar bu müfredatla mücadele etmek üzere ayağa kalkmalıdır.”

RTE’nin Milli Eğitim Bakanlığı, “Arap İkili Emperyalist İttifakı ile Batı Emperyalist İttifakının” da desteğiyle yaptığı uygulamalarla, tarihe, “RTE ve Bilim Karşıtı Eğitim Bakanlığı” olarak tarihe geçecektir! Çocuklarımızın ve gençlerimizin kurtuluşu  “tam bağımsız eğitim ve Türkiye olmalıdır. Sığınmacılar toplumunda kurtuluşun yolu budur.