Geçenlerde bir duvarda "Cicero Teorisi" diye bir yazıya rastladım.
Altında da uzun bir liste...
"Fakir çalışır, zengin sömürür, asker ikisini korur, mükellef hepsi için öder..." diye devam edip gidiyor.
Okuyunca önce güldüm.
Sonra düşündüm.
Sonra bir daha güldüm.
Çünkü aradan iki bin yıl geçmiş ama insanlık teknolojide ışık hızına ulaşırken bazı konularda eşeğin yürüdüğü mesafeyi bile kat edememiş.
Bugün Cicero yaşasaydı muhtemelen teorisini güncellerdi.
Mesela şöyle yazardı:
Vatandaş çalışır.
Patron kazanır.
Banka ikisine de kredi verir, sonra ikisinin de canına okur.
Vergi dairesi hiç kimseyi unutmaz.
Marketçi etiket değiştirir.
Emekli hesap makinesiyle yaşamaya çalışır.
Gençler bavul hazırlayıp Avrupa hayali kurar.
Sosyal medya fenomeni bütün bunların neden olduğunu üç dakikalık videoda anlatır.
Televizyon yorumcusu her akşam aynı konuyu farklı cümlelerle tartışır.
Politikacı ise hepsinin suçlusunun bir önceki dönem olduğunu söyler.
Vatandaş yine çalışır.
Döngü yeniden başlar. Benim en çok hoşuma giden ise şu oldu:
Eskiden insanlar kahvede oturup dünyayı kurtarırdı.
Şimdi sosyal medyada kurtarıyor.
Eskiden herkesin bir fikri vardı.
Şimdi herkesin bir kanalı var.
Eskiden mahallede bir delimiz vardı.
Şimdi her mahallelinin ayrı bir sosyal medya hesabı var.
Dünya değişmiş gibi görünüyor.
Telefonlar akıllanmış.
Arabalar elektriklenmiş.
Yapay zekâ çıkmış.
İnsan Mars'a gitmeye hazırlanıyor.
Ama pazarda fiyat görünce yüzümüzün aldığı şekil hâlâ aynı.
Elektrik faturası gelince yaşadığımız duygu hâlâ aynı.
Ay sonunu getirme telaşı hâlâ aynı.
Demek ki Cicero'nun yanıldığı tek nokta zaman olmuş.
O, iki bin yıl demiş.
Bence bu hikâyenin son kullanma tarihi yok.
Çünkü insanlık değişiyor.
Teknoloji değişiyor.
Moda değişiyor.
Ama faturayı ödeyenler pek değişmiyor…