Atalarımızın “el gömleği ile gerdeğe girilmez” ve “elin atına binen tez iner” gibi herkesin aklından çıkarmaması gereken çok önemli özlü sözleri vardır.

Bölgemizdeki kaosun yarattığı fırsattan istifade ederek bağımsız devlet peşinde koşan bölücü Kürt hareketi anlaşılan bu sözleri hiç dikkate almamış!

Zamanında İngiliz ve Rusların günümüzde ise Amerikalıların kayığına binip devlet kurmaya kalkan bölücü Kürt hareketi anlaşılan bir kez daha hayali sükuta uğramış bulunuyor, “Amerika bizi sattı” diyerek ortada dolaşıp, salya sümük ağlaşıyorlar...

Örneğin ABD'nin Suriye temsilcisi Barrack da Suriye'de artık SDG'ye ihtiyacın kalmadığını açıklaması bölücü Kürt hareketinin önemli isimlerinden biri olan Şivan Perver'i küplere bindirdi. ABD'ye gözyaşları içinde seslenen Perver büyük bir hayal kırıklığı içinde; "Bizi kullanıp attınız" dedi.

Son gelişmeleri sizde takip etmişsinizdir.

ABD Başkanı Donald Trump, “Kürtleri severim ama Kürtlere muazzam miktarda para ödendi, petrol ve başka şeyler verildi. Yani ne yaptılarsa bunu daha çok kendileri için yaptılar. Ama Kürtlerle iyi geçiniyoruz ve Kürtleri korumaya çalışıyoruz” Dedi

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ise SDG’ye ilişkin şu açıklamayı yapmıştı:

“Suriye’de Kürtler için şu anda en büyük fırsat, başkan Ahmed Şara liderliğindeki yeni hükümetçe yürütülen Esad sonrası geçiş sürecinde yatıyor. Yurttaşlık hakları, kültürel güvenceler ve siyasi katılım eşliğinde birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyona giden bir yol söz konusu.

ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki askeri varlığının gerekçesi IŞİD’le mücadelede güç birliğiydi. Kürtlerin öncülük ettiği SDG, 2019’a kadar IŞİD’in halifeliğini yenilgiye uğratmada en etkili ortağımızdı. Binlerce IŞİD mensubu ve aile bireyini yalayıp El-Hol ve El-Şaddadi gibi hapishanelerde ve kamplarda tuttular. O dönemde işbirliği yapılabilecek işlevsel bir merkezi Suriye devleti yoktu. Esad rejimi zayıflamıştı, tartışmalıydı ve İran ve Rusya’yla ittifakı nedeniyle IŞİD’e karşı güvenilir bir ortak değildi.

Bugün durum köklü biçimde değişmiş durumda. Suriye’de artık, 2025’in sonlarında -90’ıncı üye olarak- Küresel IŞİD’le Mücadele Küresel Koalisyonu’na katılmış, tanınan, yönünü Batı’ya ve ABD’yle terörle mücadelede işbirliğine çevirmiş merkezi bir hükümet var.

Bu, ABD-SDG ortaklığının temelini da sarsıyor: SDG’nin IŞİD karşıtı başat güç rolü artık büyük ölçüde miyadını doldurmuş bulunuyor. Çünkü Şam artık IŞİD hapishaneleri ve kamplarının denetimi dahil güvenlik yükümlülüklerini üstlenmeye hem istekli hem muktedir.

Barrack, paylaşımının devamında ayrıca ABD açısından Suriye’nin odaklandığı ‘başlıca iki konu’yu şöyle özetledi:

1- Hala SDG’nin kontrol ettiği IŞİD tutuklularının bulunduğu hapishane tesislerinin güvenliğinin sağlanması.

2- SDG ile Suriye hükümeti arasında, SDG’nin barışçıl entegrasyonunu ve Suriye’nin Kürt nüfusunun tarihi anlamda tam Suriye vatandaşlığına siyasi olarak dahil edilmesini mümkün kılacak görüşmelerin kolaylaştırılması.

Görüldüğü gibi Amerika bir anda rota değiştirdi yeni bir politika seti uygulamaya koydu ve bölücü Kürt hareketi de bir anda iyot gibi açıkta kalıverdi.

Ben bu rota değişikliğinin asli sebebinin yaklaşan İran operasyonu ve Rusya’nın bölgeden süpürülmesi operasyonunda yeni bir evreye geçilmesi olduğunu düşünüyorum.