Hatırlarsanız Recep Bey Mehmet Şimşek’i ikna etmek için çok uğraşmış ama Mehmet Şimşek çok direnmiş, büyük bir zorlukla ikna olmuş, adeta ayağını sürüyerek bakan olup, sorumluluk üstlenmeye razı olmuştu.

Normal Şartlar altında bir kişiye bakanlık teklif edildiğinde mutlu olması, kolayca kabul etmesi gerekir değil mi?

Üstelik Mehmet Şimşek bu iktidar sürecinde daha öncede bakanlık yapmış bir isim. Her ne kadar Recep Bey’in ağır ithamları ile bakanlığı sona erdiyse de böyle bir teklife bu kadar direnmesi çok tuhaftı...

Meğer adamcağız başına gelecekleri önceden kestirmiş, biliyormuş...

Mehmet Şimşek göreve başladığında rasyonel akla döneceğini, bilinen deneyimlenmiş ekonomi politikalarını uygulayacağını açıkça beyan etmişti. 

Hatta görevi devralırken kendinden evvel aynı görevi yapan selefi Nureddin Nebati’nin gözünün içine baka baka rasyonel yani akılcı politikalara döneceğini söyleyerek mealen “sizin döneminizde uygulanan politikalar akıl dışıydı.” Bile demişti.

Ekonomik krizi bitirmenin, enflasyonu durdurmanın, kalkınmayı sağlamanın ve halkın refahını artırmanın tek bir yolu vardır, buda; güveni yeniden inşa etmek ve doğru ekonomi politikalarını uygulamaktır.

Tamam, Mehmet Şimşek ne yapacağını biliyor, belki yapmak da istiyor ama davul birinde tokmak birinde olunca saz düzen tutmuyor!

Mehmet Şimşek ekonomide güveni tesis etmek, memlekete yatırımcı çekmek için dünyayı fır dönüyor ama ülkede olanlara bir bakın:

İki partinin Genel Başkanları; Selahattin Demirtaş ve Ümit Özdağ sudan sabundan gerekçelerle içeride!

Hatay’ın seçilmiş Milletvekili Can Atalay Anayasa Mahkemesinin açık kararına rağmen içeride!

İş insanı Osman Kavala içeride!

Çiğdem Mater, Mine Özerden ve Tayfun Kahraman  içeride!

Gazeteciler, aydınlar, sanatçılar içeride!

İçeride olmayanlar Özlem Gürses gibi ayağında kelepçe evden çıkamıyor...

Son olarak HalkTv’ye yapılanlar da ortada, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş içeride...

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yapılanlar ortada; bir oraya bir buraya ifade vermeye koşuyor, aslı astarı olmayan davalar demoklesin kılıcı gibi tepesinde sallandırılıyor...

Seçilmiş başkanların yerine atanan kayyumlar ortada...

İstanbul'da Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer içeride! 

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat içeride! 

Yahu her biri toplumda bilinen, tanınan, güvenilen bu deve dişi gibi insanlara bunlar yapılırken kim güvenir inanır, Türkiye’ye gelir de yatırım yapar?

Türkiye’ye yatırım yapmaya niyeti olan biri yahu Türkiye’de bu insanların başına bunlar geliyorsa yarın öbür gün benim başıma neler gelir diye düşünmez mi?

Bunca olumsuz gelişmeden sonra zavallı Mehmet Şimşek saçını başını yolmasın da ne yapsın? 

Onca vakit, emek harca, para ve yatırımcı bulabilmek için dünyayı dört dön sonra memlekette bu yapılanlara şahit ol, seyretmek zorunda kal.

Bakın buradan tekrar belirteyim ekonomik krizin en önemli sebebi ülkede yaşanan güven bunalımıdır, halk ve yatırımcılar bu ülkeyi yöneten kadrolara güvenmiyor, inanmıyor!

Ben bunu bu tek adam rejimini inşa edecek anayasa değişikliği yapılmadan önce kırk defa söyledim yazdım çizdim anlattım. Hatta Mecliste her partiden milletvekillerini ziyaret ettim, herbirine ne olacağını tane tane anlattım “Bakın iyi kötü demokrasinin tecrübe edildiği, serbest piyasa ekonomisinin uygulandığı bir ülkede BAAS tipi bir tek adam rejimi inşa etmeye kalkarsanız çok büyük bir güven bunalımı yaratırsınız. Bu güven bunalımı ülkeyi çok büyük bir ekonomik krize sürükler, yapmayın etmeyin koskoca bir ülkeyi tek bir insanın ağzından çıkacak kurallar ile yönetilmeye mahkum etmeyin” Demiştim.

Elbette dinlemediler...

Sonuç ve geldiğimiz nokta ortada!

Yani Mehmet Şimşek boş yere kendini paralamasın bu iktidar ve bu tek adam rejimi değişmeden başarılı olması mümkün değildir.