Hayal meyal hatırlıyorum; yıllar önce “Yangın Kulesi” adlı bir yabancı film izlemiştik, seksen-yüz katlı yüksek bir binada büyük bir yangın çıkmış, söndürme ve binadaki insanların kurtarılması için gösterilen yoğun çabaları, korku içerisinde izlemiştik. Yanılmış olmamak için internetten araştırdım, 1974 yılı Amerikan yapımı bir film; yani elin adamı, 50 yıl önce ibret alınsın diye öyle bir film yapmıştı. Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki turistik otelde çıkan yangın felaketini dehşet içerisinde izlerken, bu filmden sahneler geçti gözlerimin önünden.

Gece sabaha karşı saat 03.30 sıralarında Bolu Kartalkaya’daki 12 katlı otelde çıkan yangın, on saatten fazla sürüyor; bu kadar uzun süre içerisinde insanlar, kaçıp kurtulma olanağı bulamıyorlar; çoğu çocuk 78 insanımız, saatlerce çığlık çığlığa yanarak can veriyor, neredeyse bir o kadarı da yaralanıyor. Sonradan açıklanıyor ki, yangın anında binadakileri uyaracak, uyandıracak bir alarm sistemi yok. Yangın söndürme sistemleri bulunmuyor, insanların kaçıp kurtulabilmeleri için yangın merdivenleri, bir tek çıkar yol bırakılmamış...

Yangın söndürme çalışmaları, itfaiye ve AFAD ekipleri tarafından sürdürülürken, alevler içerisinde halen insanlar çığlık çığlığa kavrulurken on can kaybının olduğu haberleri veriliyor. Yangının sonlarına doğru İçişleri, Turizm, Sağlık ve Çalışma bakanları yangın yerine geliyorlar; İçişleri Bakanı Yerlikaya yangında can kaybının 56 olduğunu açıklıyor; ilerleyen saatlerde bu sayı 66, en sonunda da 78 olarak kesinleşiyor.

Olay yerinde bakanlar üzüntülerini dile getiren açıklamalarda bulunuyorlar. Turizm Bakanı Ruhi Ersoy; felaketin sorumluluğunu CHP’li Bolu Belediye Başkanı’na yüklüyor, belediyenin gerekli denetimleri yapmadığından, yangına geç müdahale edildiğinden filan söz ediyor... Hemen arkasından Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan kameralar karşısına geçiyor, çok öfkeli bir açıklama yapıyor; Turizm Bakanı’nın açıklamalarını “Alçakça” diye nitelendiriyor, İl merkezine 35 km uzakta Seben İlçesi sınırları içerisinde Köroğlu Dağları’ndaki kayak merkezinde bulunan otelin, turistik bir otel olduğunu ve Belediyenin bu otel üzerinde hiç bir denetim ve yaptırım yetkisinin bulunmadığını söylüyor

Bolu’da yangın felaketi devam ederken, Ak Parti Ankara’da il kongresini yapıyor, İYİ Parti’den istifa eden Ankara Milletvekili Kürşat Zorlu’ya Cumhurbaşkanı Erdoğan, parti rozetini takıyor. Muhalefetten bazı sözcüler, “Yangın felaketi devam ederken ve ülke kan ağlarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasal zaferlerine yenilerini eklemenin peşinde” diyorlar.

Ertesi gün yangın kurbanlarının cenazeleri kaldırılmaya başlıyor. Bolu’da bir ailenin cenaze töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan, kısa ve duygusal bir konuşma yapıyor, göz yaşlarını tutamıyor. TRT’de haberleri izliyorum, Ankara’daki bir cenaze töreninde iki kızını bu yangına kurban verdiğini belirten bir kadın, “Yangına zamanında müdahale etmeyen ve kızlarımla birlikte o kadar can kaybına yol açan Bolu Belediyesi hesap vermelidir” diyor.

Ak Partili siyasetçi, eski milletvekili, gazeteci-yazar Şamil Tayyar, TGRT’de katıldığı bir proğramda, “Kartalkaya’daki otel yangını ile ilgili Bolu Belediyesinin hiç bir sorumluluğu ve yetkisi yoktur, bu otel turizm bakanlığının denetimindedir, Bolu belediyesi, oradaki bir bakkal dükkanını bile denetleyemez, mühürleyemez” şeklinde açıklamalar yapıyor.
Bu arada önceki gün tutuklanan ve Silivri Cezaevi’ne gönderilen Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ ile ilgili tartışmalar sürüyor. Adliyede tutuklama kararının çıktığı sıralarda Ümit Özdağ’ın, bir kağıda yazarak avukatı Sevdagül Tunçer’in eline tutuşturduğu mesaj tekrar tekrar yayınlanıyor; Özdağ o mesajında, “Atatürk’ün askeriyim. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti sonuna kadar savunacağım. Mücadeleye hapishanede devam edeceğim. Tek endişem, Ergenokon kumpas davaları sırasında suikaste kurban giden Kaşif Kozinoğlu gibi öldürülmemdir” diyor.

DEM Partililerin İmralı’ya ikinci ziyaretleri gerçekleşiyor. Barış süreci ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Bir yandan yeni operasyonlarda PKK’li teröristlerin etkisiz hale getirildiği haberleri duyuluyor. Suriye’deki gelişmeler, Gazze’de Hamas ile İsrail arasındaki ateş kes, ABD’de göreve başlayan Başkan Trump ile ilgili haberler, baş döndürücü hızla devam ediyor.
Tüm bu kapkaranlık günlerde iktidardaki Cumhur İttifakı’nın ana gündemi, Ak Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesinin yolunu açmak, hatta yeni bir anayasa ile yaşadığı sürece devletin başında kalmasını sağlamak...
Muhalefet partileri ise siyasal alandaki bu gerilim içerisinde şaşkın ve ne yapacağını bilemez halde... Parti liderleri tehdit ediliyor, kimi tutuklanıyor, belediyeler üzerinde tutuklama ve kayyum baskıları sürüyor, İmralı’daki PKK lideri Öcalan ile başlatılan görüşmelere tepki gösteren Şehit ailelerine bile tehditler yağdırılıyor, muhalefet tek ses olma ve yanlışlara karşı çıkma basiretini gösteremiyor.

Ne yazık ki ne iktidar cenahından ne de muhalefet kanadından bir tek Allah kulu çıkıp da, “Siyasal hesaplarımızı bir kenara bırakalım, ülkemizin yaralarını saralım, geleceğimizi tehdit altında bulunduran felaketlere karşı hep birlikte direnelim” diyemiyor.
Çok yazık!..