Bazen telefon çalar, açmak istemezsiniz. Mesaj gelir, görürsünüz ama cevap verecek haliniz yoktur. Bir arkadaşınız dışarı çağırır, normalde seve seve gideceğiniz yere o gün gitmek istemezsiniz.

Ortada büyük bir sorun da olmayabilir.

Sadece canınız hiçbir şey yapmak istemiyordur.

Fakat nedense bunu bile açıklamak zorunda hissediyoruz. "Biraz yorgunum", "İşim var", "Bugün iyi değilim" gibi kabul edilebilir bir gerekçe bulmaya çalışıyoruz. Çünkü hiçbir şey yapmak istememek tek başına yeterli bir sebep sayılmıyor.

Oysa bazen gerçekten değildir mesele.

İnsan sürekli ulaşılabilir olmak zorunda değil.

Her telefona cevap vermek, her mesaja dönmek, her davete katılmak, boş geçen her saati değerlendirmek zorunda da değil.

Son yıllarda boş zamanın bile yapılacaklar listesi var. Evde kaldığımız gün film izlemeliyiz, kitap okumalıyız, evi toparlamalıyız, yürüyüşe çıkmalıyız, kendimizi geliştirmeliyiz. Bir pazar gününü koltukta hiçbir şey yapmadan geçirince akşamında sanki günü ziyan etmişiz gibi hissediyoruz.

Belki de asıl yorucu olan bu.

Dinlenmeyi bile verimli hale getirmeye çalışıyoruz.

Oysa insan bazen sadece oturmak ister. Telefonunu sessize almak, kimseyle konuşmamak, saate bakmamak, bir plan yapmamak ister. Bunun altında mutlaka büyük bir mutsuzluk ya da problem aramaya gerek yok.

Bazen insanın dünyadan birkaç saatliğine çekilmesi gerekir.

Çünkü sürekli bir şey yapmak da yoruyor. Sürekli anlatmak, dinlemek, cevap vermek, yetişmek, düşünmek, karar vermek...

Bir noktadan sonra insanın zihni "Bugünlük bu kadar" diyor.

Belki o an yapılabilecek en doğru şey de onu dinlemek.

Her boşluğu doldurmak zorunda değiliz. Her günümüzün anlatılacak bir hikayesi, gösterilecek bir başarısı ya da tamamlanmış bir işi olmak zorunda değil.

Bazı günler hiçbir şey olmadıysa hiçbir şey olmamıştır.

Ve belki de tam olarak buna ihtiyacımız vardır.