Günümüzde yüksek sesle konuşmak özgüven, sözünü sakınmamak dürüstlük, sert davranmak ise güç göstergesi sayılıyor. Buna karşılık anlayışlı olmak, kırıcı ifadelerden kaçınmak ve gerektiğinde geri adım atmak çoğu zaman zayıflıkla karıştırılıyor. Peki, nezaket gerçekten güçsüzlük müdür?
Nezaket, insanın her söylenene boyun eğmesi veya haksızlık karşısında susması değildir. Tam tersine, öfkelendiği hâlde kelimelerini seçebilmek ve karşısındakinin onurunu koruyarak itiraz edebilmek ciddi bir özdenetim gerektirir. Bağırmak kolaydır; sakin kalmak ise emek ister.
Sorunun bir bölümü, gücü yanlış tanımlamamızdan kaynaklanıyor. Güçlü insanı baskın, mesafeli ve tavizsiz biri olarak hayal ediyoruz. Oysa insanları korkutarak elde edilen saygı, çoğu zaman gerçek bir saygı değil, geçici bir itaattir. Nezaketle kurulan ilişkilerdeyse güven vardır. İnsanlar kendilerini değerli hissettikleri yerde daha açık, dürüst ve üretken olurlar.
Elbette nezaket ile sınır koyamamak arasında önemli bir fark vardır. Her talebi kabul etmek, sürekli özür dilemek ve başkalarını memnun etmek uğruna kendi ihtiyaçlarını yok saymak nezaket değildir. Sağlıklı nezaket, gerektiğinde “hayır” diyebilmeyi de içerir. Burada belirleyici olan, itirazın kendisi değil, nasıl dile getirildiğidir. İnsan hem kararlı hem de saygılı olabilir.
Dijital iletişim de sertliği olağanlaştırıyor. Ekranın arkasından yazılan kırıcı cümleler, yüz yüze kolayca söylenemeyecek kadar ağır olabiliyor. Sosyal medyada en sivri çıkışlar daha fazla dikkat çektiği için sakin ve ölçülü konuşma görünmez kalıyor. Böylece kabalığın cesaret, nezaketin ise çekingenlik olduğu yanılgısı güçleniyor.
Oysa nezaket, kişinin karakterini koşullara teslim etmemesidir. Karşısındaki kaba davranırken bile kendi üslubunu koruyabilen insan, zayıf değil; kendisine hâkimdir. Nezaketin gerçek gücü de burada yatar: Başkalarının davranışlarının, bizim kim olduğumuzu belirlemesine izin vermemek.
Belki de bugün ihtiyacımız olan şey daha sert insanlar değil, nerede duracağını bilen nazik insanlardır. Çünkü nezaket bir boyun eğme biçimi değil, bilinçli bir tercihtir. Üstelik çoğu zaman, kaba olmaktan çok daha fazla cesaret gerektirir.