İsraf denildiğinde çoğumuzun aklına önce para gelir. Çöpe giden ekmek, gereğinden fazla yapılan harcama ya da kullanılmadan kenarda bekleyen eşyalar… Oysa hayatın en büyük israfı ne cüzdanda eksilir ne de alışveriş fişlerinde görünür.
Asıl israf, ertelenen anlardır.
Bir süredir aramayı düşündüğümüz ama “yarın konuşurum” dediğimiz insanlar vardır. Teşekkür etmeyi aklımızdan geçirip sonra unuttuğumuz, özür dilemek için doğru zamanı beklediğimiz, uğramayı planlayıp türlü bahanelerle vazgeçtiğimiz kapılar…
İnsan, hayatın hep aynı düzenle devam edeceğini sanıyor. Oysa zamanın en şaşırtıcı tarafı, kimseye haber vermeden ilerlemesi. Bugün kolayca ertelenen bir telefon, yarın arayacak birini bulamamakla sonuçlanabiliyor. Bugün ihmal edilen bir ziyaret, yıllar sonra vicdanın en ağır yüküne dönüşebiliyor.
Modern hayat bize hız kazandırdı ama önceliklerimizi de sessizce değiştirdi. Bir mesajı saniyeler içinde yanıtlayabiliyoruz ama sevdiklerimizle yarım saat oturup konuşmaya zaman bulamıyoruz. Gün boyunca ekranlara bakıyoruz ama aynı evin içinde birbirimizin yüzüne bakmayı ihmal edebiliyoruz.
Garip olan şu ki, en çok değer verdiğimizi söylediğimiz şeyleri en kolay erteliyoruz. Çünkü onların hep orada olacağını düşünüyoruz. Anne babanın sesi, eski bir dostun kapısı, çocukların büyümesi, yaşlanan bir akrabanın bekleyişi… Hepsi sanki biraz daha bekleyebilirmiş gibi geliyor.
Hayat ise bu konuda oldukça acımasız. Beklemeyi sevmiyor.
Bir gün dönüp geriye baktığımızda pişman olduğumuz şeyler, çoğu zaman yapıp da başarısız olduklarımız olmuyor. Yapmadıklarımız oluyor. Söylemediğimiz sözler, gitmediğimiz yollar, sarılmadığımız insanlar…
Belki de bu yüzden hayatın en sessiz israfı zamandır demek eksik kalır. Çünkü zaman tek başına kaybolmaz. Onunla birlikte anılar, ilişkiler, fırsatlar ve duygular da sessizce eksilir.
Bazen büyük değişikliklere ihtiyaç yoktur. Uzun zamandır konuşmadığınız birini aramak, teşekkür etmeyi geciktirdiğiniz bir cümleyi kurmak, kapısını çalmayı ertelediğiniz bir dostu ziyaret etmek… Küçük görünen bu adımlar, yıllar sonra dönüp baktığınızda hayatın en kıymetli hatıraları olabilir.
Çünkü insan, en çok sahip olduklarını kaybettiğinde değil, onlara yeterince vakit ayırmadığını fark ettiğinde üzülüyor.
Belki de bugün yapılacak en değerli şey, sürekli ertelenen o küçük işi daha fazla bekletmemektir. Çünkü hayatın hesabı bazen para ile değil, kaçırılan anlarla görülür.