Bir insanın fikrini değiştirmesi neden bu kadar zor kabul ediliyor?

Sanki dün söylediğimiz bir sözden bugün vazgeçtiğimizde yenilmiş oluyoruz. Sanki düşüncemizi değiştirmek, karşımızdaki insanın haklı çıktığını kabul etmekten ibaretmiş gibi…

Oysa insan dediğimiz şey biraz da değişebilmek değil mi?

Dün bildiklerimizle bugün bildiklerimiz aynı olmayabilir. Dün bir konuda emin olduğumuz bir şey, bugün yaşadığımız bir olayla, öğrendiğimiz yeni bir bilgiyle ya da sadece biraz daha düşünmemizle değişebilir. Bunda utanılacak ne var?

Asıl garip olan, yanlış düşündüğümüzü fark ettiğimiz halde sırf geri adım atmış görünmemek için aynı yerde durmaya devam etmek.

Günlük hayatta bunu sık sık görüyoruz. Bir tartışmada düşüncesinin değiştiğini söylemek yerine konuyu uzatanlar, bir konuda yanıldığını kabul etmek yerine yeni gerekçeler üretenler, sırf “Ben bunu daha önce söylemiştim” diyebilmek için eski fikrine tutunanlar…

Bazen haklı çıkma isteği, doğruyu bulma isteğinin önüne geçiyor.

Üstelik bu yalnızca kişisel ilişkilerde yaşanmıyor. Sosyal medyada da herkes kendi düşüncesinin etrafına küçük bir kale kurmuş durumda. İnsanlar çoğu zaman karşı tarafın ne söylediğini anlamak için değil, ona vereceği cevabı hazırlamak için okuyor.

Bir fikir değiştiğinde bunu gelişme olarak görmek yerine “döndü”, “çark etti”, “geri adım attı” gibi ifadelerle karşılamak da bu yüzden kolay geliyor.

Oysa fikir değiştirmek her zaman tutarsızlık değildir.

Bazen insanın kendine karşı dürüst olmasının en açık göstergesidir.

Çünkü değişmeyen tek şeyin düşüncelerimiz olduğunu sanmak, insanın kendisini olduğundan daha kesin ve kusursuz görmesinden başka bir şey değildir. Hepimiz yanılabiliriz. Eksik bilgiyle karar verebiliriz. Bir insanı yanlış tanıyabilir, bir olayı yanlış yorumlayabilir, bir konuda acele hüküm verebiliriz.

Bunu kabul edebilmek biraz cesaret ister.

Belki de mesele fikrimizi değiştirmek değil, bunu bir yenilgi gibi görmeyi bırakmak.

Çünkü bazen insanın kazanması, karşısındaki insanı susturmasıyla değil; kendi düşüncesindeki yanlışı fark etmesiyle olur.

Ve belki de “Yanılmışım” diyebilen bir insan, sandığımızdan çok daha güçlüdür.

Çünkü herkes aynı fikri savunabilir.

Ama herkes kendi fikrini sorgulayamaz.