Amerika sadece Orta Doğuyu değil bütün dünyayı yeniden şekillendiriyor...

İkinci Dünya savaşından sonra inşa edilen, soğuk savaş yıllarında da inşa edilen bu yapının büyük ölçüde korunduğu alıştığımız, bildiğimiz dünya sona eriyor ve yeni bir dünya kuruluyor.

Hatırlarsanız yıl 1964 soğuk savaşın en civcivli olduğu dönemler, İsmet İnönü; kendisine olumsuz ifadelerle dolu bir mektup yollayan ABD Başkanı Johnson’a cevabında, “yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de bu dünyada yerini alır” diye rest çekmişti. Bahse konu mektup çok sert ve kaba bir üslupla yazılmış, küçük düşürücü ifadelere yer vermişti. 

O dönemlerde yeni bir dünya kurulmadı ve Türkiye’nin de pozisyonu değişmedi ABD’nin en sadık müttefiki olmaya devam etti. 

Olan CHP’ye oldu bu resti çeken İnönü yüzünden CHP bir daha doğru düzgün iktidar olamadı, iktidar hep CHP’nin karşısındaki Amerikanın güvenini kazanmış, sadık olduklarına inanılan sağ partilerin elinde kaldı. 

Hatta öyle bir dönem geldi ki bununla da yetinmeyen ABD darbe yaptırdı “bizim çocuklar” diye tanımladığı askerleri iktidara getirdi. ABD destekli tarikat ve cemaatlerin yaptıklarını ise hatırlatmaya bile gerek yok.

Neyse laf başka yere kaymasın konumuza dönelim, bu gün dünya gerçekten değişiyor, yeni bir dünya kuruluyor sadece siyasi olarak belirlenen ittifaklar çerçevesinde de değil gerçek bir üretim biçimi devriminin eşiğindeyiz, üretim ve dolayısı ile de tüketim biçimimiz kontrol edilemez bir hızla değişiyor.

Bu noktada devletlerin ve devletler arası ittifakların da değişmesi kaçınılmaz, Türkiye’nin de bu yeni dönemde nasıl bir tercihte bulunacağı ise merakla bekleniyor.

Kurulmakta olan bu yeni dünyada eski dönemlerden kalma arkaik devlet ve örgütlerin  varlığını koruması ise asla mümkün değildir.

İşte tam da bu noktada dünya barışını tehdit eden çıbanbaşı olarak nitelenen devletler ya da örgütler tasfiye ediliyor.

Orta Doğu’daki arkaik diktatörlükler yok edildi, en son olarak da Suriye’de diktatör Esad devrildi ve sıra bölgedeki bir başka diktatörlük olan İran’a geldi.

Sıranın İran’a geldiğini işaret eden bazı gelişmeler var

Örneğin elde edilen son bilgilere göre ABD, "Tüm Bombaların Anası" (MOAB) olarak adlandırdığı dev bombayı İsrail'e verecek. MOAB, 11 ton ağırlığında. Nükleer olmayan en güçlü bomba. Yeraltına konuşlanmış İran nükleer tesisleri dahil, bütün tahkimatları yok edebiliyor. 

Görünen o ki İran da sıranın kendisine geldiğinin farkında ve bu yüzden İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeshkian: "Biz nükleer silah peşinde değiliz. Liderimiz buna karşı dini bir kararname çıkardı... Yüz kere gelip incelesinler, atom bombası yapmayacağız" açıklamasını yaparak bu tehdidi geçiştirmeye çalışıyor.

Peki, bu tip açıklamalar ile İran kendini kurtarabilir mi?

Elbette hayır İran gibi bir rejime yeni dünyada yer yok...

Hatta bırakın İran’ı İran’ın arkasındaki asıl güç olan Hitler özentisi faşist diktatör Putin ve onun tam bir diktatörlüğe çevirdiği Rusya’ya da yer yok!

Özgür dünya özgür kalmak, demokrasiyi korumak istiyorsa İran, Kuzey Kore ve Rusya Federasyonu gibi diktatörlük rejimlerini yok etmek zorundadır.

Bu diktatörlüklerin nükleer silah elde etmesi ise yok edilmelerini çok ama çok zorlaştırıp, çok tehlikeli bir hale getirecektir.

Orta Doğuda yaşanan son gelişmeler İran’ın kolunu kanadını kırdı, bölgedeki paramiliter güçlerini büyük ölçüde yok etti.

Şimdi sıra İran’ın nükleer altyapısı ve balistik füze üretme kapasitesini yok etmektedir. Hatırlarsanız 26 Ekim 2024 tarihinde İsrail 100’den fazla uçakla İran’ı vurmuş ve bu saldırıya katılan uçaklar tek bir kayıp bile vermeden üslerine dönmüştü. İran bu saldırıya cevap verememiş, oturup seyretmek zorunda kalmıştı.

Bu hava harekatı İran’ın bir hava saldırısı karşısında ne kadar zayıf ve elindeki hava savunma sistemlerinin ne kadar yetersiz olduğunu açık ve net olarak ortaya çıkarmıştı.

İsrail ve Amerika Suriye’yi ve İran’ın paramiliter güçlerini etkisiz hale getirdikten, Rusya ve İran’ı bölgede gerilettikten sonra vakit kazanıp toparlanmalarına izin vermeyecektir.

Çok kısa bir süre zarfında İran’a yönelik bir saldırı beklemek son derecede mantıklıdır.