Son açıklanan verilere göre Türkiye’de hızlı enflasyon artışı devam ediyor ve daha da kötüsü bu artış makul ve iyi yönetilen ülkelere göre çok ama çok yüksek.

İyi yönetilen ülkelerin bir yılda görmeyi normal karşıladığı enflasyonu biz sadece ve sadece bir ayda yaşıyoruz ve ne yazık ki bazı arkadaşlar enflasyon düştü diye sevinip, övünüyor.

Demedi demeyin: Enflasyon bir ekonominin kanseridir!

Enflasyon bir ülke ekonomisini çökerten, üretim gücünü yok eden ve gelir dağılımını bozarak toplumsal barış ve birlikteliği ortadan kaldıran bir olgudur.

Daha önce de bir çok defa anlattığım gibi enflasyon iktidarların taammüden, tasarlayarak yarattığı bir ekonomik olgudur. Enflasyon asla kendi kendine tesadüfen ortaya çıkmaz ancak ve ancak kötü yönetilen yanlış ekonomik tercihler yapan ülkelerde enflasyon görülür.

Ülkemizde son durum şöyle:

TÜİK tarafından hesaplanan enflasyon, şubat ayında yüzde 2,27 oranında artış gösterirken, yıllık enflasyon yüzde 39,05 oldu.

TÜİK’i ciddiye alıp bu hesaplamaya inanan çıkar mı?

Sanmam amma ve lakin bu hesaplamayı ciddiye alsak dahi dünyada iyi yönetilen hiçbir ülkede bu seviyede bir enflasyon olmadığı ortadadır.

Bırakın iyi yönetilen ülkeleri boğaz boğaza savaşan iki ülke Ukrayna ve Rusya’da bile enflasyon bu seviyede değil halimiz o kadar kötü yani...

Ayrıca ENAG hesaplamalarına göre: ENAGrup Tüketici Fiyat Endeksi Şubat ayında % 3,37 arttı. ENAGrup Tüketici Fiyat Endeksi, E-TÜFE'deki 12 aylık artış oranı ise % 79,51 olarak gerçekleşti.

İstanbul Ticaret Odası verilerine göre, İstanbul'da tüketici fiyatları Şubat'ta % 3,19 arttı. Bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı İTO 2023=100 bazlı İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksinde % 45,35 oldu.

Benim anlatmaktan dilimde tüy bitti, tekrarlamaktan yoruldum enflasyon her zaman ve her yerde parasal bir olgudur. Bu olgu paranın değer kaybetmesi sonucunda fiyatlar genel seviyesindeki artış olarak kendini gösterir.

Para neden değer kaybeder?

1.    Fazla para basılır dolaşımdaki para miktarı ya da paranın dolaşım hızı artarsa para değer kaybeder. Dolaşımdaki para miktarı aynı kalsa bile ekonomi küçülürse göreceli olarak para miktarı artmış olur ve aynı yönde bir etki görülür.

2.    Para basan otorite itibar kaybederse para değer kaybeder.

Bu durumda sadece domates, patates, kira fiyatları artmaz diğer ülkelere ait döviz olarak bilinen paraların da fiyatı artar ve biz bunu kurların yükselişi olarak izleriz. Hükumetler içeride fiyat artışlarını kontrol etmekte başarısız olsalar bile kur artışını kontrol etmek için ellerinde güçlü silahlar vardır sabit kur rejimi gibi böyle durumlarda enflasyon artışı devam ederken kur artışı sabit kalabilir. Fakat bu da sürdürülebilir bir durum değildir en nihayetinde ya bir ödeme krizine, ya döviz karaborsasına yol açar ya da kurlar aniden fırlar ki buna da devalüasyon denir. Böyle krizleri önlemek için bir çok ülkede kurlar serbestçe dalgalanmaya bırakılır ki buna da dalgalı kur rejimi denir.

Türkiye’de ise uzun zamandır örtülü sabit kur rejimi uygulanmakta ve enflasyon hızla arttığı halde kurlar ekonomi yönetimi tarafından baskılanmaktadır.

Bu noktada döviz ucuz kaldığı için yerli üreticiler ithal mallar ile rekabet şansını kaybetmekte ve tüketim malı ithalatı hızla artmaktadır.

İhracatçılar ise iç piyasadan tedarik ettikleri ürünler ile uluslararası piyasada rekabet edememekte, ihracat artmamakta ya da ihracatçılar pazarlarını kaybetmemek için fiyat tutturabildikleri başka ülkelerden aldıkları ürünleri ihraç etmek zorunda kalmaktadırlar.

Bütün bunların ülkenin üretim gücünü son derecede olumsuz etkileyeceği son derecede açıktır.

İşte tam da bu yüzden ülkenin üretim gücünü koruyabilmek için akıllı hükümetler asla enflasyon oluşmasına izin vermez, enflasyon o ya da bu sebepten artma eğilimine girerse derhal müdahale ederek enflasyonu kontrol altına almaya çalışırlar.