İnsanlık tarihine damga vuran iki çok önemli keşif vardır; bunlardan birincisi Galileo Galile’i ve takipçisi gök bilimciler tarafından gezegenimizin özel bir yer olmadığı, bir yıldızın çevresinde dönen sıradan bir gezegen olduğunun kanıtlanmasıdır. İkincisi ise Darwin ve benzeri bilim insanları tarafından insanın mucize eseri özel yaratılmış bir canlı olmadığının, diğer canlı türleri ile aynı kökten evrimleşerek gelen sıradan bir hayvan türü olduğunun ortaya konmasıdır.
O zamana kadar insanların düşüncelerini şekillendiren dinler ise dünyanın çok özel bir yer ve insanın da mucize eseri var olan çok özel bir yaratık olduğunu ileri sürüyorlardı. Dinlerin bu iddiasının çökmesi dünyada dinler tarafından kurulan düzenlerin de çökmesine yol açmıştır. Neyse bu ayrı ve uzun bir konu bugün ele almak istediğim konu bilim insanları tarafından Bennu gök taşında bulunanlar.
Bugün bilim doğa olaylarının her yerde ve her zaman aynı şartlar altında aynı kurallar çerçevesinde gerçekleştiğini kanıtlamış bulunmaktadır. Bu çerçevede her zaman ateş aynı şekilde oluşur, nükleer tepkimeler aynı şekilde meydana gelir ve su aynı şekilde oluşur. Canlılık da doğa olayı olduğuna göre evrenin her yerinde ve her zaman aynı şekilde oluşmalıdır işte Bennu gök taşında bulunanlar bu teoriyi desteklemektedir...
Şimdi gelelim Bennu gök taşında bulunanlara:
Bennu, bir gök taşıdır ve Dünya ile Mars arasındaki ana asteroid kuşağında değil, daha çok Dünya'nın yörüngesine yakın bir yörüngede bulunur. Bu, onu bir "Yakın Dünya Asteroidi" (Near-Earth Asteroid, NEA) yapar. Özellikle, Bennu'nun yörüngesi, Dünya'ya periyodik olarak yakın geçişler yapmasını sağlar ve bu yüzden de ulaşılıp incelenmesi daha mümkün olan bir gök cismidir.
Bennu gök taşına ulaşmak için NASA'nın OSIRIS-REx (Origins, Spectral Interpretation, Resource Identification, Security, Regolith Explorer) misyonu kullanıldı.
Bu tarihi yolculuk süreci şöyle:
1.Fırlatma: OSIRIS-REx, 8 Eylül 2016'da Atlas V roketiyle Florida'daki Cape Canaveral Üssü'nden fırlatıldı.
2.Yörüngeye Girme: Fırlatmanın ardından, uzay aracı Dünya yörüngesine girdi ve ardından Bennu'ya doğru yolculuğa başladı. Bu yolculukta, uzay aracı Dünya'nın yer çekiminden faydalanarak bir yörünge manevrası yaptı ve hız kazandı.
3.Gök taşına Yaklaşma: OSIRIS-REx, Aralık 2018'de Bennu'ya ulaştı. Yaklaşık bir yıl boyunca gök taşının etrafında yörüngede kalarak detaylı gözlemler yaptı, gök taşının haritasını çıkardı ve iniş noktasını belirledi.
4.Örnek Toplama: Ekim 2020'de, OSIRIS-REx, Bennu'nun yüzeyine kısa süreli bir dokunuş gerçekleştirerek numune topladı. Bu, uzay aracının uzatılabilir bir kol kullanarak gök taşının yüzeyine gaz püskürtmesi ve yüzey malzemesinin uzay aracının içine toplanmasıyla yapıldı.
5.Dönüş Yolculuğu: Numune toplama işleminden sonra, OSIRIS-REx, Bennu'dan ayrılarak tekrar Dünya'ya doğru yolculuğa başladı. Bu dönüş yolculuğu, gök taşından ayrıldıktan sonra yaklaşık iki yıl sürdü.
6.Dünya'ya Dönüş: Numune kapsülü, 24 Eylül 2023'te Utah çölünde yere inerek görevini tamamladı.
OSIRIS-REx'in bu yolculuğu, insanlığın gök taşlarına erişim ve araştırma yeteneklerini gösteren çok önemli bir başarı oldu.
Bilim insanları tarafından Bennu gök taşından alınan örneklerde yapılan araştırmalar sonucunda, yaşamın temel bileşenleri olan birçok organik molekül ve mineral tespit edildi.
Bulunan kimyasallar şunlar:
·Amino asitler: Proteinlerin yapı taşları olan amino asitlerin 14 farklı türü, özellikle de DNA ve RNA'nın yapıtaşları olan adenin, guanin, sitozin, timin ve urasil gibi nükleobazlar keşfedildi.
·Organik bileşikler: Yüksek miktarda amonyak ve formaldehit gibi organik bileşikler bulundu. Bu bileşikler, doğru koşullar altında amino asitlere dönüşebilir.
·Mineraller: Tuzlu su izlerini gösteren mineraller, örneğin magnezyum fosfat, fillosilikatlar, glisin ve çeşitli karbonatlar, sülfitler, olivin ve manyetit gibi su taşıyan mineraller keşfedildi.
·Sıvı su izleri: Bennu'nun bir zamanlar sıvı suyla temas ettiğini gösteren kanıtlar, özellikle tuzlu su minerallerinin varlığıyla ortaya çıktı.
Bu bulgular, yaşamın yapı taşlarının uzayda yaygın olarak var olduğunu ve gök taşlarının bu yapı taşlarını Dünya'ya getirmiş olabileceğini gösteriyor.
Yaşamın yapı taşlarının uzayda bir gök taşında bulunmuş olması bize yaşamın dünyaya özgür bir mucize olmadığını, evrende çok sık rastlanabilecek doğal bir olay olduğunu kanıtlamaktadır.
Nasıl Uranyum’un olduğu her yerde radyoaktif ışıma, yakıt ve oksijenin olduğu her yerde ateş varsa bu kimyasalların olduğu her yerde de yaşamın olması son derecede olağan bir olgudur.
Bu gerçeğin bilim tarafından kanıtlanması bin yıllardır insanlara anlatılan mucize yaratılış söylemlerinin de sonu olacaktır...