23 Ağustos - 1 Eylül tarihleri arasında Edremit/ Balıkesir de yapmış olduğum tatil esnasında yaşlı insanların durumları dikkatimi çekmesi sonucu bu yazıyı yazma gereği duydum.
İnsanları değerlendirirken çoğu zaman farkında olmadan yaşlarına göre bir sınıflandırma yapıyoruz. “Genç”, “orta yaşlı”, “yaşlı” gibi ifadeler, sanki bir insanın nasıl göründüğünü, nasıl hissettiğini ve hayata nasıl baktığını tek başına anlatabilirmiş gibi kullanılıyor.
Oysa son zamanlarda bunun üzerinde düşündüğümde farklı bir noktaya vardım: İnsanları yalnızca yaşlarıyla değil, kendilerine ne kadar özen gösterdikleriyle değerlendirmek daha doğru olabilir.
Çünkü yaş, sadece takvimde ilerleyen bir sayı, aynı yaştaki iki insan birbirinden çok farklı görünebilir. Biri kendine dikkat etmiş, giyimine kuşamına özen göstermiş, diğeri ise bunlara hiç önem vermemiş olabilir. Aralarındaki farkı yalnızca yaşla açıklamak mümkün değildir.
Hatta bazen yaşını öğrendiğimiz bir insan için “Bu yaşta böyle görünmek nasıl mümkün?” diye şaşırabiliyoruz. Belki de asıl sormamız gereken soru, “Kaç yaşında?” değil, “Kendine ne kadar iyi bakıyor?” olmalı.
Bakımlı olmak da yalnızca pahalı kıyafetler giymek veya dış görünüşe büyük zaman ayırmak anlamına gelmiyor. Temiz ve düzenli olmak, sporunu yapması sağlığına dikkat etmesi, hatta dik durması ve kendine güveni bile insanın görünümünü değiştirebiliyor.
Üstelik bakımın yaşla doğrudan bir ilgisi yok. Genç bir insan bakımsız görünebilir; ileri yaştaki bir insan ise son derece dinç, zarif ve özenli görünebilir. Bu nedenle bir insanın dış görünüşünü değerlendirirken yaşını merkeze koymak çoğu zaman bizi yanıltabilir.
Belki de toplum olarak yaş kavramına yüklediğimiz anlamı biraz değiştirmemiz gerekiyor. Bir insanın belli bir yaşa gelmiş olması, onun artık “yaşlı” görünmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde genç olmak da otomatik olarak dinç, güzel veya bakımlı görünmek demek değil.
Benim için bu farkındalığın en güzel tarafı şuki: İnsanlar yaşlandıkça tecrübeleri onların hal ve harekatında tecrübelerini ortaya koymakta o insanların hata yapma ve yanılma ihtimali minumuma düşmektedir. Hayatın acı ve tatlı durumunu iliklerine kadar yaşamış bir insan olarak onlardan bilincli olarak hata beklemek bence zor olur.
Sonuçta takvim yaprakları herkes için ilerliyor. Fakat insanın kendisine verdiği değer, bu ilerleyişin nasıl görüneceğinde önemli bir rol oynuyor.
Belki de bundan sonra bir insanı gördüğümüzde ilk düşündüğümüz şey “Kaç yaşında?” yerine, “Kendisine ne kadar özen göstermiş?” olmalı.
Çünkü bazen insanı yaşlandıran yıllar değil, kendinden vazgeçmektir.