Fenerbahçe’de yaşananları birkaç kötü sonuca ya da teknik direktör değişikliğine bağlamak, asıl meseleyi görmezden gelmek olur. Galatasaray derbisinde alınan 2-1’lik yenilginin ardından İsmail Kartal dönemi sona erdi. Taraftar, bu değişikliğin takıma yeni bir enerji getireceğini düşünüyordu. Ne var ki Kadıköy’de Göztepe karşısında ilk yarıyı 1-0 önde kapatan Sarı Lacivertliler, yalnızca iki dakika içinde yediği iki golle bir kez daha sahadan boynu bükük ayrıldı. Dirk Kuyt da takımın başındaki ilk sınavında kayıpla tanıştı.
On haftada dört yenilgi, liderle arada dokuz puanlık mesafe… Şampiyonluk iddiasındaki bir takım için bu tabloyu hangi gerekçeyle izah edebilirsiniz? Üstelik sezonun henüz başında. Elbette futbolcuların performansı, bireysel hatalar ve teknik tercihler sorgulanabilir. Ancak bütün bunları yan yana koyduğunuzda karşımıza çıkan manzara, birkaç oyuncunun formsuzluğundan çok daha büyük bir sorunu işaret ediyor.
İsmail Kartal’ın gönderilmesi doğru mu, yanlış mı, elbette tartışılır. Fakat tartışmanın merkezinde başka sorular olmalı. Bu takımın oyun planını ne? Transfer edilen futbolcular hangi sistemin parçaları olarak düşünüldü? Sahada işler ters gittiğinde müdahale edecek bir futbol aklı var mı? Teknik direktörleri değiştirmek kolaydır. Zor olan, aynı hataların farklı isimlerle yeniden yaşanmasını önleyecek bir düzen kurabilmektir.
Göztepe maçında yaşananlar da sıradan bir konsantrasyon kaybı olarak geçiştirilemez. Öne geçtiği karşılaşmada oyunun kontrolünü kaybeden, rakibinin hamlelerine karşılık veremeyen ve kendi seyircisi önünde çözüm üretemeyen bir Fenerbahçe izledik. Maç sonunda yükselen yönetim istifa sesleri de yalnızca sonucun yarattığı tepki değildi. Bu sesler, hayal kırıklığının ve güven kaybının artık tahammül sınırını aştığını gösteriyordu.
Başkan Aziz Yıldırım’ın başkanlık yarışında ortaya koyduğu mutlak şampiyonluk hedefi, taraftarın beklentilerini doğal olarak yükseltti. Ancak büyük hedefler açıklamakla başarı gelmiyor. O hedefe ulaşacak kadroyu oluşturmak, doğru transferleri yapmak, teknik yapılanmayı kurmak ve kulübün bütün birimlerini aynı amaç doğrultusunda çalıştırmak gerekiyor. Bugün gelinen noktada verilen sözlerle sahadaki gerçekler arasındaki uçurumun hesabını vermesi gereken öncelikle yönetimdir.
On iki sezondur şampiyonluk özlemi çeken bir camiaya artık sabır telkin etmek de kolay değil. Her sezon değişen hocalar, yenilenen kadrolar ve büyük beklentiler… Fakat sonuç hep aynı: Hüsran! Demek ki mesele yalnızca isimlerde değil. Fenerbahçe’nin ihtiyacı, her başarısızlıkta yeni bir sorumlu bulmak değil, başarısızlığı doğuran sistemi değiştirebilmektir.
Fenerbahçe’nin artık yeni vaatlere değil, somut adımlara ihtiyacı var. Çünkü taraftarın kaybettiği yalnızca puanlar değil; yönetime, takıma ve anlatılan şampiyonluk hikâyesine duyduğu güven.
Kalın sağlıcakla.