Ferhat Gündoğdu önce gözaltına alındı ve ardından tutuklandı. MHK Başkanlığı koltuğunda otururken kendisini Türk hakemliğinin kayıtsız şartsız patronu gibi gören Gündoğdu, şimdi ciddi iddiaların odak noktasında. Üstelik yalnız da değil. Yedi kişinin dahil olduğu ‘Hakemler Dosyası’nda, kritik maçların değişmez hakemi Yasin Kol’un da bulunması, meselenin vahametini daha da artırıyor.
Elbette yargı kararı kesinleşmeden kimseye suçlu muamelesi yapamayız. Ancak klasman listelerinin değiştirilmesi, hakemlere ayrıcalık tanınması, görevlendirme ve puanlama sistemine müdahale edilmesi gibi iddialar, öyle kulak ardı edilecek cinsten değil. Hele hele, 2025’te Riva’da yapılan hakem sınavlarına müdahale edildiği öne sürülüyorsa, ortada futbolun geleceğini ilgilendiren ciddi bir sorun var demektir.
Şimdi biraz hafızamızı tazeleyelim. 8 Mart 2022’de, aralarında Cüneyt Çakır, Fırat Aydınus, Ali Palabıyık ve Halis Özkahya gibi önemli isimlerin bulunduğu 13 hakem, sezon ortasında görevden uzaklaştırılmıştı. O günlerin MHK Başkanı Gündoğdu, kararın bütün sorumluluğunu üstlenmiş, “Bu listeden tamamen ben sorumluyum” demişti.
Ancak Tahkim Kurulu kararı bozdu. Hakemler görevlerine iade edildi ama sahalara dönemedi. Birkaç ay sonra Gündoğdu ve yönetimi de havlu attı. Geride ise Türk futbolunun kolay kolay unutamayacağı bir kriz kaldı.
Eski MHK 2. Başkanı Metin Tokat’ın, “Türk hakemliği, Ferhat Gündoğdu zamanında bütün birikimlerini kaybetti” sözleri bugün yeniden anlam kazanıyor. Gazeteci dostum Arif Kızılyalın’ın yazısında hakem tepkileri ve Gündoğdu’ya yönelik eleştirileri de o dönemin fotoğrafını ortaya koyuyor. Elbette bunlar tek başına suç kanıtı değil. Fakat yaşananların sorgulanması gerektiği açık.
Bugün soruşturma dosyasına giren iddialar, geçmişte alınan kararları da yeniden gündeme taşıyor. Hakemlerin kariyerleri üzerinde baskı kuruldu mu? Atamalarda adalet yerine kişisel tercihler mi belirleyici oldu? Sınavlara ve klasman listelerine gerçekten müdahale edildi mi? Bunların yanıtı, Türk futbolunun yıllardır kanayan yaralarından birine ışık tutabilir.
Makamlar geçici, sorumluluk ise kalıcıdır. Hiç kimse oturduğu koltuğu dokunulmazlık zırhı sanmamalı. Hele de söz konusu makam, futbolun adaletini temsil etmesi gereken hakemlik kurumuysa...
Hakemler elbette hata yapabilir. Yanlış kararlar verir, kötü maçlar da yönetebilir. Fakat işin içine kayırmacılık ve sistemin bilinçli biçimde yönlendirildiği şüphesi girerse, artık mesele “birkaç yanlış düdük” sınırını aşar.
Şimdi beklenen, iddiaların bütün yönleriyle araştırılması ve gerçeklerin ortaya çıkarılması. Suçu kanıtlananlar hesap vermeli, suçsuz olanlar da aklanmalı. Ne var ki yıllarca futbolun adalet terazisini elinde tutanların, bugün kendileri hakkında ortaya atılan iddialara nasıl yanıt verecekleri de en az soruşturmanın sonucu kadar önemli.
Çünkü futbolun ihtiyacı, yeni güç sahipleri değil; güvenilir bir sistem ve herkese eşit işleyen adalettir…
Kalın sağlıcakla.