İnsanlık tarihinin en büyük bilinmezlerinden biri olan ölümden sonra ne yaşandığı, bilim dünyasında da araştırılmaya devam ediyor. Ölümün eşiğinden döndüğünü anlatan kişilerin aktardığı tüneller, parlak ışıklar ve farklı mekân tasvirleri, bu kez çizimler üzerinden incelendi. Araştırmacılar, 50 kişinin ölüme yakın deneyimlerine ilişkin hatırladıklarını görsel olarak yeniden oluşturmasını sağlayarak ortak noktaları ortaya çıkarmaya çalıştı.
Haifa Üniversitesi’nden France Lerner ve farklı ülkelerden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, 15 Ekim 2026’da Frontiers in Psychology dergisinde yayımlandı. Araştırmada katılımcılardan yalnızca yaşadıklarını anlatmaları değil, deneyim sırasında algıladıkları alanların sınırlarını, hareket yönlerini ve renklerini de çizimlerle ifade etmeleri istendi.
Çizimlerde tünel, kemer ve küre benzeri alanlar öne çıktı
Araştırmanın sonuçlarında dört temel görsel alan biçimi dikkat çekti. Katılımcıların çizimleri; koni biçimindeki tünel benzeri yapılar, geniş kavisli alanlar, daha düz kavisli yüzeyler ve kişiyi tamamen çevreleyen elips biçimli mekânlar şeklinde sınıflandırıldı.
Özellikle tünel benzeri alanların tekrar eden çizimlerde görülmesi dikkat çekti. Bazı katılımcılar kendilerini karanlık bir geçitte ilerlerken tarif ederken, bazıları çok daha geniş, çevresini saran ve farklı yönlere uzanan mekânlardan söz etti.
Siyah ve gri tüneller, renkli geniş alanlar
Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu, çizilen mekânların geometrik biçimleriyle hatırlanan renkler arasındaki ilişki oldu.
Araştırmada incelenen 28 koni biçimli alanın 22’si siyah, beyaz ve gri gibi renksiz tonlarla tanımlandı. Buna karşılık geniş kavisli alanların 31 örneğinden 27’sinde renkli görüntüler bildirildi.
Katılımcıların bazıları geniş alanları gökkuşağını andıran renkler, parlak ışıklar ve farklı renk geçişleriyle tarif etti. Tünel benzeri alanlarda ise karanlık, siyahlık ve ışığın giderek değişmesi gibi anlatımlar öne çıktı.
Bu sonuçlar, ölüme yakın deneyimlerde hatırlanan görsel alanların tamamen rastgele biçimlerden oluşmayabileceğine ilişkin yeni bir araştırma alanı ortaya koydu.
Bilim insanları görme sisteminin işleyişine dikkat çekti
Araştırmacılar, ortaya çıkan şekil ve renk benzerliklerini insanın görme sistemiyle ilişkili bazı bilinen algı süreçleri üzerinden değerlendirdi.
Özellikle görme alanının daralması, düşük ışıkta renk algısının zayıflaması ve tünel görüşü gibi görsel olguların, katılımcıların aktardığı bazı deneyimlerle benzerlik taşıyabileceği üzerinde duruldu.
Ancak bilim insanları bu benzerliklerin ölüme yakın deneyimlerin nedenini kanıtlamadığının altını çizdi. Araştırma, ölüm sonrasında ne yaşandığına ilişkin bir sonuç ortaya koymaktan ziyade, insanların bu deneyimler sırasında algıladıklarını nasıl hatırladığını ve görselleştirdiğini incelemeyi amaçladı.
Araştırmanın sınırları da dikkat çekti
Çalışmaya katılan 50 kişinin deneyimleri ortalama olarak 20 yıl öncesine dayanıyordu. Katılımcıların deneyimlerinin üzerinden geçen uzun süre, hatırlama ve çizimlerin doğruluğu açısından önemli bir sınırlılık olarak değerlendirildi.
Ayrıca katılımcılar tamamen serbest çizim yapmak yerine araştırmacıların hazırladığı geometrik şekil kataloğundan kendilerine en yakın gelen biçimleri seçerek bunları kendi deneyimlerine göre değiştirdi. Araştırmacılar, bu yöntemin katılımcıların hatırladıklarını ifade etmesini kolaylaştırabileceği gibi çizimleri etkilemiş olabileceğini de belirtti.
Çalışmada farklı deneyimler yaşamış kişilerden oluşan bir karşılaştırma grubunun bulunmaması da sonuçların genellenmesini zorlaştırdı.
Araştırma, ölümün ardından ne yaşandığı sorusuna yanıt vermiyor. Ancak ölümün eşiğinden döndüğünü bildiren kişilerin hafızalarında kalan mekânların, şekillerin ve renklerin bilimsel yöntemlerle incelenebileceğini gösteriyor.




