Beklenmedik bir engel çıkmaz ise, önümüzdeki 6 Nisan Pazar günü, CHP, ‘Olağanüstü Kurultay’ını toplayacak.
2019 yerel seçimlerinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ülkeye tanıttığı ve İstanbul Belediye Başkan Adayı yaptığı Ekrem İmamoğlu, o günden beri girdiği dört seçimde de büyük başarı sağladı ve Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nden rahatsızlık duyan geniş kesimlerin umudu haline gelmişken, 19 Mart tarihinde tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İBB Başkanı İmamoğlu’nun tutuklanmasından, gizli tanıkların ifadelerine dayandırılan yolsuzluk suçlamalarından, DEM Parti ile gerçekleştirildiği öne sürülen Kent Uzlaşısı iddialarından, hak, hukuk ve adalet tartışmalarından, Saraçhane başta olmak üzere yurdun dört bir tarafında sokaklara meydanlara dökülen milyonlardan, siyasal zıtlaşma ve kavgalardan, 23 Mart’ta gerçekleştirilen küçük halk oylamasında 15 milyondan fazla insanın az sayıdaki sandıklara koşarak oy kullanmasından ve Ekrem İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı görmek istediğini dünyaya duyurmasından söz etmeyeceğim.
Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı olarak hataları ve başarıları ile adını siyasal tarihimize yazdırdı. Ancak, İBB Başkanı İmamoğlu’nun tutuklanması ile başlatılan operasyonlar sırasında pek ortalarda görünmedi, protesto eylemlerine destek vermedi. Bu arada İBB’ye yöneltilen suçlamalar arasında Kılıçdaroğlu yanlısı CHP’lilerin bulunduğu, şaibeli kurultay söylentileri, Parti içerisinde ciddi bir muhalefet oluşturulduğu iddiaları ortalığa yayıldı.
Kılıçdaroğlu hakkında öne sürülen iddialara şahsen ben inanamıyordum, ancak, bayram tatilini tamamlayıp döndüğüm Anara’da, sosyal medyada ve televizyon ekranlarında haberleri izlerken üç gün sonra gerçekleştirilecek olan CHP Kurultayında muhalif grubu ile birlikte aday olacağı haberlerini görünce şaşkınlık yaşadım.
Siyasetle ilgilenen ve yakından takip eden bir çok tanıdığım, “Tek Adam Rejimi her geçen gün sertleşirken ve parlamenter Sistem’in tüm izlerini silmeye, kendi iktidarını ölümsüzleştirmeye çabalarken, muhalefetin parçalanmasına yol açacak en küçük adım, bu vatana ihanettir,” diyorlar.
Toplumsal kesimlerde son süreçte ağırlık kazanan görüşlerden bazıları şöyle:
“Zaman AKP, CHP, Kılıçdaroğlu, Ahmet, Mehmet zamanı değildir, hiç kimse, aydınlığa açılan yolu tıkamaya kalkışmamalıdır...”
“Hayatımda CHP’den başka partiye oy vermedim, ancak Kılıçdaroğlu yeniden CHP Genel Başkanı olsun, bir daha bu partiye oy verirsem, elim kırılsın...”
“Kılıçdaroğlu, 6 Nisan’da toplanacak olan CHP Kurultayı’nda aday olup, kazansa da kazanmasa da partisine de tüm muhalefete de büyük zarar verecektir. Mayıs 2023 saçimlerinde Altılı Masa’da yaşanan Meral Akşener krizi üzerine “Daha şimdiden birbirlerine düştüler, bunlar memlekete nasıl hizmet edecekler” diyen ve toplumu yanına çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP içerisinde yaşanacak olan iç hesap ve çekişmeleri yine en güzel şekilde kullanacak ve söyleyip durduğu gibi emri hak vaki olana kadar ülkenin başında kalacak ve her geçen gün daha da sertleşecektir...”
“Bu arada İBB Başkanı İmamoğlu ile onun durumundaki bir çok poltikacı, bürokrat, gazeteci, akademisyen, sivil toplum örgütü yöneticileri belirlenemeyen suçlamlarla, hazırlanamayan iddianamelerle cezaevlerinde ömürlerini çürütmeye devam edeceklerdir...”
“Şimdi Kılıçdaroğlu için ‘Olmak ya da olmamak’ zamanıdır. Kendisi, çok zeki ve birikimli bir siyasetçidir, bu hesapları herkesten iyi ve doğru yapabilecek kapasitededir...”
Bakalım neler göreceğiz?!..