Her gün yeni bir operasyon… Ne zaman bitecek diye merak ediyorum. Özgür Özel’e göre belediye başkanları masum. Ben de suçlamalara bakıyorum, tutuklamaların yanlış olduğunu düşünüyorum. Fakat yıllarca gençliğimiz hâkim, savcı, avukat arkadaşlarla birlikte geçti. Niğdeli olduğum için Ankara Adliyesi'nde babamın, dedemin, Talebe Derneği’nden, Deneme Lisesi’nden, akademiden, askerlikten çok arkadaşım vardı. Kılı kırk yararlardı, verdikleri kararlar hiç tartışılmazdı.

Bugün ne zamanaşımı dinleniyor ne de somut delillere bakılıyor. Başkanların büyük bölümü şahit ifadeleriyle hapse atılıyor. İnsanlar, “Yarın iktidar değişince, aynen bugünkü gibi şahit ifadelerine bakılıp biz de cezaevine girer miyiz?” diye düşünüyor. Bütün bakanlar, üst düzey bürokratlar, AKP’li belediye başkanları, belediye meclis üyeleri endişeli. Herkes sorumluluk almaktan çekiniyor, işler normal yürümüyor.

Bana göre hâkimler, somut delil olmadan tutuklama yapmaz. Mutlaka hapsi gerektiren bir şeyler yakalamış ve kararı ona göre vermişlerdir diye düşünüyorum. Çünkü milyonlarca insanın oylarıyla seçilip gelenler kolayca harcanamaz. Halk, seçtiklerinin arkasında durur; bunun da günü gelince hesabı sorulur.

Para ve pul ile işi olmayan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek —ki eğer Ekrem İmamoğlu aday gösterilmezse benim cumhurbaşkanı adayımdı— nasıl suça karıştı, hâlâ anlayamıyorum. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar neyle suçlandı, onu da anlamakta güçlük çekiyorum.

Ben Bağ-Kur emeklisiyim. Yıllarca DMO’ya müteahhitlik yaptım. Plastik ve matbaacılık işleriyle uğraştım. Yüzlerce ihaleye girdim. Hiç gecikme yapmadan işlerimi tamamladım, hiçbir işimde “nefes” (eksiklik) kestirmedim. Kusursuz çalıştım. Şimdi düşünüyorum, biri çıkıp “Ben daha ucuza yaparım, burada rüşvet dönüyor.” dese ne yapardım? Bugün hâlen DMO’da günde ortalama 20 ihale yapılıyor. Her birini kazanamayanlar “rüşvet var” derse, çalışanlar ne yapar? Düşünmek bile istemiyorum.

Allah kolaylık versin. Allah iftira atandan korusun. Allah yollarını açık eylesin. Ben hâkim olsam, suçlanan kişiye malını mülkünü sorarım. Eğer hesabını verebiliyorsa, kim ne derse desin, iftira atılsa da inanmam. Çünkü aşırı serveti olan ve hesabını veremeyen insanları incelemeye alırım. Her zaman empati yapmalıyız. Biri bize “rüşvet yedin” diye iftira atsa, ne yaparız?

Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz insanların şerrinden Allah bizi, arkadaşlarımızı, namuslu ve şerefli insanları korusun.

Ormanlar yanıyor… Yanan sadece ağaçlar değil, yüzlerce canlı, hayvan ve bitki de yanıyor. Bölgede yerleşim yerleri varsa onlar da etkileniyor. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana bu kadar çok yangın olmadı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman Bakanlığı ayrı olmalı. Ayrıca Orman Bakanlığı’nda yangına müdahale için yeterli sayıda uçak ve helikopter bulunmalı. Eğer bu sağlanamıyorsa, ormanların yangından korunması için ihale açılmalı, yangınlar önlenmelidir. Bu söndürme işinde çok ileri teknolojiye sahip ülkeler vardır.

1953 yılında Ankara’ya geldiğimde Bahçelievler Ortaokulu'na kaydolmuştum. O zaman, şimdiki Cumhurbaşkanlığı'nın bulunduğu yerden başlayıp Alparslan Türkeş’in mezarının bulunduğu alana kadar çam ağaçları diktik. 72 yıl geçti, çamların boyları ortada. Yananlar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu cennet vatanın birer parçasıydı.

Bana kalırsa idam cezası geri gelmeli. Ormanı yakanların cezası, yanan bir ağaca bağlanarak infaz edilmelidir. Bu, yanan canların intikamı için yapılmalıdır. Çünkü ormansız vatan olmaz. Ormanı yakan insan olamaz, hayvan bile olamaz. Ona benim kültürüm isim bulamaz.


Şampiyonlar Ligi başladı. Galatasaray eleme oynamadan gruplara kaldı. Diğer kulüplerimize de başarılar dilerim. Şansları yanlarında olsun. Avrupa'da oynadıkları maçlarda Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil ettiklerini unutmasınlar.