-II-
Bir şeyler yapamamanın duygusuyla
Yirmi dokuz Haziran’a kadar
Yediğimiz ağı içtiğimiz zehirdi
Enver abi
Ne zaman ki ayak bastık
Çit köyünün topraklarına
O zaman yeşilin hası bastı
Fesleğenlerin yapraklarına
Sokaklar
Topraklar
Ağaçlar
İnsanlar
Hatta kayalar bile
Sen kokuyordu
Yirmi dokuz haziran sabahında
Çit köyünün şafağından
Güneş bile bir başka doğuyordu
Enver abi
Köylülerin bizleri
Öylesine güzel karşıladılar ki
Dillere destan…
Daha fazla olanakları olsa
Şiirlerinde tarif ettiğin
Çiçek tutan
Orak tutan
Kazma tutan
Silah tutan eller
Bizim yolumuza güller ekecekti
Hani ayıp olmayacağını bilse o halk
Şenlik kurup halay çekecekti…
Enver Gökçe ile ilgili en son okuduğum kitap şair, yazar Zeynal Gül’ün yazdığı, “Ölüm Adın Kalleş Olsun” isimli romandı. Yakın tarihin karanlık dehlizlerinden uzun bir çaba harcayarak ve kendi anılarını da katarak oluşturduğu Enver Gökçe kitabı, insanın başını döndürüyor kahrolası zulmün baş eğdiremediği Enver Gökçe’ye duyulan saygıyı daha da doruklara çıkarıyordu. Belki de dilime dolanan Eğin türküsü, biraz da Gökçe’ye yaşadığı dönemde köyünde hak ettiği değerin verilmemesi, ötekileştirilmesindendi. Yeni kuşak köylüleri tarafından kötü izler silinmiş, Gökçe’nin kıymeti bilinmişti.
Devamı haftaya…