Son derecede alçakça bir terör saldırısı daha yaşandı ve iki ayrı saldırıda şehit olan 12 vatan evladı daha gözyaşları ile toprağa verildi. Her şehit cenazesinde duymaya alıştığımız “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganları gene atıldı, sonra cenazeler vatan toprağına emanet edildi ve kalabalık evine barkına dağıldı. Herkes kendi derdine düştü, üç beş gün sonra bu yaşanan faciada kamuoyunda unutulup gidecek. Oysa geçmişte birçok defa gördüğümüz gibi bu seferde 12 hanede oğullar, babalar, kocalar evlerine dönemedi, atalarımızın “ateş düştüğü yeri yakar” dediği gibi bir kor alev oğulsuz kalan ana babaların, kocasız, nişanlısız ya da sevgilisiz kalan kadınların, babasız kalan yetimlerin bağrını yakmaya devam etti. İşte o bağrı yananlar var ya işte onlar elbette ki ömürlerinin sonuna kadar yaşadıkları bu korkunç acıyı ve toprağa verdikleri şehitlerini asla unutmayacaktır.

Tam bu noktada siyaset yapmaya ve terörün yarattığı acı ve öfkeyi siyaseten kullanmaya teşne bir güruh tarafından bir bildiri tartışması başlatıldı. İşin açığı birlikte ya da ayrı ayrı bu ülkede var olan siyaset yapan her bir partinin bu saldırıyı kınaması zaten son derecede doğal bir tepkidir, kınamamak anormal olandır ve ne yazık ki bu saldırıyı kınamayan bazı partiler de mecliste bulunmaktadır. Muhalefetin yapabileceği pek fazla bir şey yok ve ana muhalefet partisi CHP’de son derecede doğru bir dille kaleme alınmış ve son derecede sert bir dille yazılmış bir bildiri yayınladı. CHP sorumluluk taşıyan bir ana muhalefet partisi olarak sorumluların araştırılmasını ve meclise bilgi verilmesini de talep etti.

Bu noktada “vay efendimsen niye İYİ Parti tarafından yazılan bildiriye imza atmadın” diye bir bardak suda fırtına koparmaya kalkanlar oldu. İşin açığı daha şehitlerin cenazeleri bile soğumamışken koparılan bu kıyameti kabul etmek asla mümkün değildir. Bir bardak suda koparılmaya çalışılan bu fırtına üzerine CHP Genel Başkanı Özgür Özel İYİ Parti tarafından hazırlanan o bildiriye niye imza atmadıklarını son derecede net ve yalın bir dille izah etti ve “Terörün hedeflerine ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” Diyerek net bir kararlılık vurgusu yapan Özgür Özel “Bunu yaparken de sorumluların arkasına dizilmeyeceğiz.” Dedi.

Özgür Özel konuşmasının devamında “Halen bölgede bulunan askerlerin güvenliğinin tam olarak sağlandığına ilişkin sağlıklı bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in kapalı bir oturumda Meclis’e bilgi vermesi sonrası belki bir ortak metin çalışması yapılabileceğini” ifade etti.  CHP Tarafından yayınlanan bildiride “Hain saldırıların neden engellenemediğinin ve sorumluların ihmalleri olup olmadığının açıklığa kavuşturulmadan atılacak adımları şehitlerimizin hatırasına bir saygısızlık olarak değerlendiriyoruz” denilerek ülkeyi yönetenlerin sorumluluğuna da dikkat çekildi.

Biliyoruz ki şimdiye kadar terörist saldırılarda yaşamını yitiren asker, polis ya da siviller için çoğu birbirinin kopyası, hamaset, vatan, toprak ve intikam vurgulu metinler görürdük, ilk defa bir kınama metininde yetkili karar verici ve sorumluların sorgulanması gereğine işaret ediliyor. Bence de bu çok doğru bir yaklaşımdır atalarımız “su uyur düşman uyumaz” diye boşu boşuna dememiş. Bir üs bölgesinde terörist bir saldırı ile karşılaşma olasılığının yüksekliğini bırakın askeri yetkileri sıradan vatandaş bile bilir.

Peki, bu noktada neden kendini koruyamayan bir üs bölgesi tesis edildi?

Neden buralarda mayın döşenmeden, bubi tuzakları, koruganlar inşa edilmeden asker konuşlandırıldı?

Müstahkem mevki olması gereken bir üs bölgesine teröristler olumsuz hava ve iklim koşullarında saldırı yapabilirken daha avantajlı olan savunma neden bunca kayıp verdi?

Bakın hava muhalefeti ya da iklim koşulları bir bahane falan değildir dedik ya su uyur düşman uyumaz teröristlerin kışın kötü hava şartlarında saldırmayacağına dair bir kural mı var? Tam tersine İHA, SİHA, uçak ve helikopterlerin kullanılamayacağı hava koşulları terör saldırısı beklemenin en gerekli olduğu zaman değil midir? 

Neden yeterli önlem alınmadı ya da önlem alınması mümkün değilse o mevziler neden boşaltılmadı?

İstihbarat ne yapıyor, medyaya yansıyan bilgilere göre aynı anda birçok bölgeye saldıran yüzlerce terörist neden haber alınamadı?

Bir istihbarat zafiyeti mi var?

Bu sorular yanıtlanmadan bildiri yayınlayıp, slogan atıp olayın örtbas edilip unutturulması gelecekte benzer saldırılara kapı açmaz mı?

CHP Genel Başkanı işte bu soruları soruyor ve doğal olarak da cevaplanmasını bekliyor kimse popülist siyaset yapıp ana soruna odaklanmak yerine bu soruların unutturulması için çalışmasın hele hele İYİ Parti gibi milliyetçi olduğunu iddia eden bir parti hiç çalışmasın…