CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, son çıkışları ile beni rezil etti ama, kendisi de siyasal yaşamını tamamen bitirdi.
Neden beni rezil etti?
Bugüne kadar kendisine yöneltilen her türlü suçlamaya şiddetle karşı çıktığım için, onu koruma altına almaya çalışan yazılar yazdığım için, en yakın dostlarımla bitmez tükenmez ağır tartışmalara giriştiğim için rezil oldum... Son anda yaptığı çıkışları ile onun hakkında ne kadar çok yanıldığımı görmekten utanç duyuyorum.
Ecevit Hükümeti’nin Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan’ın Basın Müşaviri olarak görev yapmakta iken SSK Genel Müdürü Kılıçdaroğlu ile bir kaç kez görevim gereği telefon görüşmelerinde bulunmuştum. Sonra siyaset sahnesinde gördüm onu, televizyon ekranlarında ünlü isimler Melih Gökçek, Dengir Mehmet Fırat gibi bazı siyasetçilerle giriştiği tartışmalarda kendisini göstermiş, toplumsal kesimlerden büyük takdir toplamıştı. 2010 yılında bir kaset olayı ile Deniz Baykal’ın ayrılması üzerine gerçekleştirilen genel kurulda 1200 delegenin neredeyse tamamının oyları ile ve büyük umutlarla CHP’nin Genel Başkanlığına seçilmişti.
Bürokrasideki ve politikadaki yaşamını, gayretlerini ve düne kadar sergilediği tutarlı vizyonunu yakından izleyen, zaman zaman onu sonuna kadar savunan yazılar yazıyordum. Partili ve partisiz dostlarımla sohbetlerimizde gündeme geldiğinde, “Kılıçdaroğlu, tek adam rejiminden kurtuluşun tek umudu haline gelmiş olan kendi partisi CHP’ye zarar verecek en son kişidir,” diyordum.
Altılı Masa’yı gündeme getirenlere, “Meral Akşener olayı, tamamen bir Ak Parti projesiydi” diyenlere, “Kılıçdaroğlu’nun orada bir yanlışı olmadı, Altılı Masa ittifakının Cumhurbaşkanı adayı olarak seçime katıldı. Cumhur İttifakı’nın trol orduları tarafından ‘Kılıçdaroğlu’nun Alevi olduğu’ söylemleri körüklendi, toplumsal kesimlerde halen Alevi Sünni ayrışmalarından sıyrılamayan bağnaz kesimler, oy vermekte çekimser kaldılar, bir yandan da iktidar, tüm devlet güçleri ile birlikte seçimlere yüklendi ve çok küçük bir oy farkı ile seçim kaybedildi” diyordum.
Genel Başkanlığı kaybettikten sonra uzun zaman partideki gelişmeleri kenardan izleyen, CHP’nin büyük zaferi ile sonuçlanan 31 Mart yerel seçimlerinde hiç ortalarda görünmeyen, hele de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta tutuklanması üzerine CHP’nin yeni Genel Başkanı Özgür Özel önderliğinde başlatılan, yurdun bir çok il ve ilçesinde milyonların sokaklara, caddelere, meydanlara döküldüğü protesto eylemlerinde “Kılıçdaroğlu hiç ortalarda görülmedi” diyenlere, “Kılıçdaroğlu, CHP’nin siyaset sahnesindeki göz kamaştırıcı tırmanışına zarar vermemek için ortalarda görünmüyor” diyordum.
İstanbul İl Başkanlığına Gürsel Tekin kayyum olarak atandı, orada sıkıntılı günler yaşandı ve yaşanıyor. CHP kurultayı ile ilgili “Mutlak Butlan” davası başlatıldı, Kılıçdaroğlu’ndan çıt çıkmıyordu, “Dava sonuçlansa da partinin başına geçsem diye sinsice kenarda bekliyor” diyenlere, “Davayı etkilememek, daha olumsuz sonuçlara sürüklenmesini önlemek için susuyor” diyordum.
Son yerel seçimleri kaybeden tek adam rejimi, elindeki devlet imkanları ile tüm muhalif kesimlere yükleniyor, nefes alamaz hale getiriyordu. Toplumsal kesimlerin tek umudu haline gelmiş anamuhalefet partisi CHP’nin tamamen ortadan kaldırılması için adımlar atıldığı da açıkça hissediliyordu.
23 yıllık Ak Parti ve Cumhur İttifakı, iktidarı asla bırakmamak niyetini açıkça ortaya koyan yeni hesaplar geliştiriyor, PKK ile barış masasına oturuyor, İmralı görüşmeleri başlatılıyor. Toplumdaki dinsel hassasiyetleri yeniden harekete geçirmek üzere Vatikan’dan Hristiyan Dünyası’nın dini lideri Pap 14. Leo, dört günlük Türkiye ziyaretine çıkıyor, dinsel törenler, ibadetler gerçekleştiriliyor, güya dünyaya barış ve kardeşlik mesajları veriliyor.
Oysa muhalefetten sayısız isimler, ne idiği bilinmeyen suçları nedeniyle cezaevlerinde ömür tüketiyorlar.
CHP eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tüm bu karmaşa ortamında sessizliğini bozuyor ve akıllara durgunluk veren açıklamalarda bulunuyor, CHP’lilere, “Yolsuzlukla anılanlar, hesap vermekten kaçınmamalı” diyor, CHP’nin Terörsüz Türkiye sürecine destek vermesini istiyor.
Önce, “Acaba Kılıçdaroğlu’nun görüntülerini ve sesini Yapay Zeka’ya yükleyip mi böyle konuşturdular?” diye teselli aradım ama, günlerdir yanıt veren bir çıkış olmadı. “Büyük bir tehdit altında mı konuştu, yoksa o da önceki siyasetçiler gibi yüksek meblağlara satıldı mı?” şeklinde sorular takılıyor kafama, bir yanıt bulamıyorum.
Yazıklar olsun.