Aile fertlerinin bir takım sağlık sorunları ve özel işlerimdeki yoğunluklar nedeniyle zaten bir süredir gazetedeki yazılarıma ağrlık veremiyordum, şimdi de Kurban Bayramı tatili için on gün kadar sürecek bir memleket seyahatine çıkıyorum, tabi ki bu süreçte de yazamayacağım.
Adana, Osmaniye, Hatay il ve ilçelerinde, hatta köylerinde geçireceğim bu on günlük tatilde 6 Şubat deprem felaketinin izlerini inceleme imkanı bulacağım. Konteyner kentlerde halen oturmakta olanlarla yeni evlerine taşınmış depremzedelerin yaşamlarına tanık olacağım. Bu arada Hatay’ın Belen ilçesinde (Belen Yaylası) depremde yıkılan yazlığımızın yerine yeni inşa edilen ve kura çekilişi yapılan deprem konutlarındaki küçük dairemizin anahtar teslimi için araştırmalarda bulunacağız.
Bir süredir göremediğimiz yakınlarımızı dostlarımızı ziyaret edeceğiz, özlem gidereceğiz, sonsuzluğa uğurlananlar için dualar edecek, hastalarımız için sağlık dileklerinde bulunacağız. 17 Mayıs Pazar günü Ankara’daki tüm akraba, dost ve yakınlarımızla bayramlaştık, vedalaştık, Pazartesi sabahı heyecanla beklediğimiz yolculuğa çıkacağız. Akşam evde televizyon kanallarını izliyorum, aman Allahım, bugüne kadar rastlamadığım bir Kurban Bayramı haberine takılıyorum:
Hem de Başkentimiz Ankara’da kurbanlık pazarlarını gösteriyorlar, iri yapılı danalar, koçlar, kurbanlıklar, derken süslenmiş kurbanlık develer gösteriliyor. Üzerlerine rengarenk giysiler geçirilmiş develeri çocuklara gösteriyorlar, hiç deve görmüş müydün diye soruyorlar, çocuklar develerin boyunlarını okşayarak seviyorlar. Anladığım kadarıyla bir tonun üzerinde ağırlığı varmış develerin ve bir milyon lira gibi rakamlarla satılacakmış...
Helal olsun bu Arap sevicilere diye geçiriyorum içimden; Deve’nin, İslam diniyle simgeleştirildiği, hatta sütünün, sidiğinin kutsal sayıldığı mitolojik bilgilerin sonunda Türkiye’nin başkenti Ankara’da kurbanlık pazarlarında da arzı endam etmeye başladılar!..
Mitolojik dini bilgilerde, günümüzden 4000 yıl kadar önce Hz. İbrahim Peygamber’in oğlu İsmail’i kurban etmek üzere iken Allah-u Teela’nın bir melek aracılığı ile gönderdiği Koç ile başlayan Kurban kesme ritüelini ve günümüze kadar devam eden Kurban Bayramı uygulamalarını anımsıyorum.
ABD Başkanı Trump Çin’de görüşmelerde bulunuyor, İsrail ile İran arasındaki savaş, Hürmüz Boğazı ve neden olduğu Petrol krizi gündemdek yerini koruyor. Muhalefet partiler üzerindeki operasyonlar sürdürülüyor, iktidarın önündeki siyasal engeller tamamen yokedilmeye çalışılıyor. Kur’an Hafızı yeni İçişleri Bakanı’nın makam odasına astırdığı Abdülhamit Tablosu üzerindeki tartışmalar devam ediyor. Bir yandan da 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımıza hazırlanıyoruz...
Ülkemizdeki ekonomik kriz devam ediyor, dar gelirli kesimler, bayramlaşabilmek için akraba ve yakınlarının bulunduğu il veilçelere yolculuk yapacak maddi imkanlarının olmadığını anlatıyorlar...
Ama, maşallah Develer bile ilk kez Başkent Ankara’daki Kurbanlık Pazarlarında yerlerini almış, büyük dindarlar, Arap seviciler bu Develerden alarak Bayram’da kurban ibadetlerini gerçekleştirecekler...
Ben ilk kez bir devenin kurban edilişini 1985’lerde Şanlıurfa’nın Harran ilçesinde görmüştüm. Henüz siyasal yasağı devam eden Süleyman Demirel’in bölgeye yaptığı seyahate bir gazeteci olarak katılmıştım ve Harran’da Demirel onuruna Deve’nin kesilmesini izlemiştim. Zaten her türlü ete karşı alerjim olduğundan o devenin pişirilen etlerinin tadına bile bakmamıştım ama Siyasetçi Demirel, kocaman kemikleri ellerinde tutuyor, üzerlerindeki pişmiş deve etlerini iştiha ile yiyordu.
Akşam bir TV kanalında Hükümet Kadın adındaki filme takılıyorum; beklenmedik bir trafik kazasında yaşamını yitiren kasaba Belediye Başkanı’nın cenazesi toprağa verilirken gökten yağmur boşanıyor, anında 17 Nisan 1993 tarihine sürükleniyorum. Ankara’da arabamdaki birkaç dostumla şehiriçi yolculuk yaparken bir anda gökyüzü kararmış bir fırtına ve arkasından yağmur boşanmıştı.
Arabamın radyosundaki haberlerden “Aniden rahatsızlanan ve hastaneye kaldırılan Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yaşamını yitirdiği bilgileri veriliyordu; Cumhurbaşkanının vefatı üzerine, sanki gökten gözyaşı dökülüyordu.
Nereden nerey?.. Allah sonumuzu hayır eylesin, bir yerlere sürükleniyoruz ama, bilmem nerelerde nefeslerimiz kesilecek?
Dönüşümüzde yeniden görüşebilmek umuduyla, Ulusal Bayramımız 19 Mayıs’ı ve Kurban Bayramımızı kutluyorum.