Yüksek öğrenimimi tamamladığım İstanbul’da bir özel bankada memur olarak işe başlamıştım. Yeni evliydim ve bankadan aldığım maaş çok yetersiz olduğu için bulup buluşturup bir miktar da kredi çekerek Murat 124 marka bir araba almıştım, akşamları bankada mesaim bittikten sonra İstanbul’un merkezi kesimlerinde ‘Korsan Taksici’lik yapıyordum, evin nafakasına küçük de olsa bir katkı sağlıyordum.

1 Mayıs 1977 günü İşçi Bayramı olduğu için tatildeydim, hareketli bir gün olacağını bildiğimden erken saatlerde taksi ile piyasaya çıkmıştım. Gerçekten de caddelerden sokaklardan Taksim tarafına insan seli akıyordu, bazı yaşlılar emekli olsalar gerek, üçer-dörder birleşip taksi kiralıyor ve Taksim’in yakınlarına kadar öyle gidiyorlardı.

Öğle sonu saatlerde Dolmabahçe’den Gümüşsuyu Caddesi üzerinden Taksim’e doğru ilerliyordum, uygun bir yer bulabilirsem arabamı park edecek ben de Taksim’deki 1 Mayıs kutlama etkinliklerine katılacaktım. Arabamın radyosu açıktı ve sürekli haberleri dinliyordum. Taksim’e yaklaştığım sırada bir insan selinin bu tarafa doğru kaçışmakta olduğunu gördüm, durakladım. Anında üç orta yaşlı adam benim arabaya doğru koştular, “Boş musun?” diye sordular, evet deyince de hemen arabaya binip, caddeden geri dönmemi istediler, bu arada kaçışan insan seli arasından caddenin uygun bir yerinden geriye döndüm ve Dolmabahçe tarafına inmeye başladım. Adamlar korku içerisinde aralarında konuşuyorlardı, “Çok insan ölmüştür, silahlar susmak bilmedi...” filan diyorlardı.

Arabamın radyosunda korku dolu çığlıklar arasında haberler verilmeye başlamıştı, anladığım kadarıyla “Taksim Meydanındaki 1 Mayıs İşçi Bayramı etkinliklerine silahlı saldırı yapıldı, çok sayıda silahın patladığı olaylarda ölenler, yaralananlar olduğu bildiriliyor” gibi bilgiler veriliyordu.

Arabamdaki yolculara “Hayırdır, ne oldu?” diye sordum, meydanda birikmiş on binlerce insanın üzerine çevre binalardan çok sayıda yerden ateş açıldığını, ölülerin ve yaralananların olduğunu söylediler. Yolcularımı Sirkeci tarafına götürüp bıraktım.

1977 yılında Taksim meydanında 1 Mayıs İşçi Bayramı etkinliklerine yapılan saldırılar uzun yıllar konuşuldu, tartışıldı. Çok sayıda noktadan değişik silahlarla miting alanındaki işçilerin, emekçilerin, öğrencilerin üzerlerine ateş açıldığı, 37 insanın can verdiği, yüzlerce yaralının bulunduğu belirlendi, olay sırasında yüze yakın öğrencinin gözaltına alındığı, sonra serbest bırakıldığı bilgileri verildi ama, saldırıların hangi binalardan, kimler tarafından yapıldığı bir türlü öğrenilemedi.

1968’lerde öğrenci eylemleri olarak başlayan ve 1970’li yıllarda toplumsal kesimlerin Sağcılar ve Solcular olarak kamplaştırıldığı, kardeşin kardeşe düşman edilip kırdırıldığı dönemde yaşanan felaketlerden birisiydi Taksim’de yaşananlar. O zamanlar ‘Doğu Bloku’ olarak adlandırılan Komünist Sovyetler Birliği ile ‘Batı Bloku’ olarak adlandırılan Kapitalist NATO ülkeleri arasında adeta bir sınır karakolu olarak kullanılan Türkiye, ancak 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile nefes alabilmişti.

Türk Silahlı Kuvvetleri, hiç bir zaman Cunta yönetimine yönelmemiş, 12 Eylül’den sonra da iki yıl içerisinde kışlasına çekilerek, devletin yönetimini, siyasal egemenliğe teslim etmişti. Ne yazık ki, aradan geçen elli yıllık süreçte de Devletimiz bir türlü hak hukuk ve adaletin egemen olduğu, barış ve huzur ortamının sağlandığı çağdaş bir düzene kavuşamadı.

2026 yılının 1 Mayıs İşçi Bayramı etkinlikleri için hazırlıklar sürerken, 1977 yılında Taksim’de yaşanan 1 Mayıs İşçi Bayramı katliamını anımsatmak istedim. Dileriz ki, ne 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda ne de bir başka toplumsal ortamda, ülkemiz, karanlık odakların karanlık saldırılarına ve provokasyonlarına uğramasın.

1 Mayıs İşçi ve Emekçilerin Bayramı kutlu olsun.