Son günlerde coğrafyamızda alevlenen savaşları uzaktan izlerken, sosyal medyada karşılaştığım çok önemli bir paylaşıma takıldım. Dolores Cannon adlı bir araştırmacı, şu bilgileri belirlemiş ve sıralamış:
“Dünya nüfusunun;
Yüzde 1’i, dünyayı yönetiyor,
Yüzde 4’ü, Yüzde 1’in koruyucusu ve kuklasıdır,
Yüzde 90’ı, uykudadır,
Yüzde 5’i, ne olduğunu bilir ve Yüzde 90’ı uyandırmak ister,
Ve o Yüzde 1, Yüzde 5’in, Yüzde 90’ı uyandırmasını istemez.
Bunun için de Yüzde 4’ü kullanır...”
Ortadoğu’da Müslüman devletlerin tamamını krallar, sultanlar, emirler ya da diktatörler yönetiyor. Ülkelerindeki nüfusun yüzde biri bile olmayan bu yöneticiler, sınırsız varlık ve şatafat içerisinde sürdürdükleri saltanatlarını koruyabilmek ya da daha da güçlendirebilmek uğruna Batı Dünyasının ve ABD’nin kanatları altına sığınmışlar, tümünde sayısız ABD üsleri, askerleri, savaş teknolojileri bulunuyor... Bu ülkelerde toplumun yüzde doksandan fazlasını oluşturan halk kesimleri ise karın tokluğuna yaşıyorlar, ülkelerinin iç ve dış meselelerinde hiç bir söz hakları yoktur, ancak yaşanan çatışma ve savaşlarda tümüyle bu kesimler can alıyor, can veriyorlar.
Bölgedeki dokuz milyon nüfuslu Musevi İsrail Devleti ve arkasındaki ABD, ulaştıkları üstün savaş teknolojileri ile bölgenin tek bağımsız Müslüman devleti İran’a savaş başlatıyor, saldırılarda büyük ölçüde komşu devletlerdeki üslerini kullanıyor, bu durumda İran da, bu ülkelerdeki ABD üslerine saldırılarda bulunuyor, füzeler fırlatıyor. Son günlerde bu füzelerden ikisi bizim topraklarımıza düştü, bunların hangi taraftan fırlatıldığı, provokatör güçlerin, Türkiye’yi de bu savaşın içerisine çekmeyi amaçlamış olabileceği, tartışılıyor. Üstelik bu füzelerin havada iken ABD teknolojileri tarafından takip edilerek vurulduğu ve parçalarının topraklarımıza düştüğü belirtiliyor, bu arada Türkiye’nin bazı bölgelerine NATO tarafından koruma amaçlı Patriot füzeleri yerleştiriliyor.
Coğrafyamızda yaşanan savaş nedeniyle iktidarin, “İç cepheyi güçendirme” çağrıları yaptığı ülkemizde ise toplumun yüzde elliden fazlasını oluşturan muhalefet partileri üzerindeki baskılar hız kesmeden sürdürülüyor. Silivri cezavinde tutulan ve ‘Suç Örgütü’ lideri olduğu öne sürülen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte 400 civarında kamu görevlisinin yargılandığı sıralarda CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan da, öğrencilere destek amacıyla kurduğu vakıfa yardım toplamak için bir markete baskı yaptığı suçlamasıyla tutuklanıyor.
Muhalefet sözcüleri, son gelişmeler karşısında, ikibuçuk milyar dolar ödenerek Rusya’dan satın alınan S-400 füzelerinin nerede olduğu sorularını göndüme getiriyorlar. Yine son yıllarda iktidarın, “Savunma sanayiinde dünya ile yarışıyoruz” söylemlerine rağmen neden hiç bir varlık gösteremediğimizi, Patriot füzelerinin topraklarımıza yerleştirildiğini sorguluyorlar.
Şu ana kadar Türkiye, bu savaşa karşı tarafsız kalmakla çok doğru bir politika izledi, ancak, yanıbaşındaki komşu ülkeleri ateşler içerisinde kavuran karşılıklı füze atışlarıyla çoğu halk kesimlerinden masum insanların katline yol açan bu savaşa karşı uyarıcı, engelleyici ve barış tavsiye edici çağrılarda bulunması gerekmez mi?
Daha 1948 yılında Filistinli Araplardan satın aldıkları araziler üzerinde İsrail Devleti’ni kuran Yahudiler, bilimsel teknolojilerde, tarımsal üretim alanlarında tüm bölge ülkelerini geride bıraktılar, ilk yıllardan beri Araplarla giriştikleri tüm çatışma ve savaşlarda üstün başarılar sağladılar. Ülkemizde bugün “İHA’larımız, SİHA’larımız” diye övünüp durduğumuz hava araçlarımızı da, taaa 1994'lerde İsrail’den satın aldığımız ve örnek olarak kullandığımız bir HERON’dan kopya edilmedi mi?
İsrail, “Vadedilmiş topraklar” dinsel argümanına sığınarak ve arkasına aldığı ABD ve Batı Dünyası ile gücüne güç katarak bölgede daha da güçlenmeye ve yayılmaya çabalıyor. Bir yandan Filistin’i, Gazze’yi darmadağın ediyor, rejim ve yönetimini değiştiren Suriye topraklarında varlığını gösteriyor, İran’a büyük ölçekli saldırılar başlatıyor, bir yandan da yine bitişiğindeki Lübnan topraklarında Hizbullah Terör Örgütü’nü bahane ederek şu sıralarda saldırılarını sürdürüyor, adım adım ilerliyor, yüzlerce insanın katline yol açıyor.
Ortadoğu’nun yüz milyonlarca nüfusu bulunan Müslüman devletleri, başlarındaki krallardan, emirlerden, sultanlardan, diktatörlerden kurtulup toplumsal varlıklarının farkına varamadığı, bilim ve teknoloji ile buluşamadığı sürece yukarıda hep filler tepişecek, onların ayakları altında yoksul ve masum halklar ezilecek!..
Bu gerçekleri özgürce konuşarak, tartışarak, ortak akla ve bilime sarılarak, bölgemizi ve dünyamızı bu insanlık dışı çatışma ve savaşlardan kurtaramaz mıyız?!..