Başlıktaki soru, sadece Türkiye için değil, Tüm İslam Dünyası içindir!..
Doğu Akdeniz bölgesinde onbeş gün kadar süren seyahatim sırasında, topraklarımıza fırlatılan ve ABD savunma sistemleri tarafından havada imha edilen füzeleri anımsadım; birinin parçaları Dörtyol’a, ikincisi Gaziantep’e düşmüş, üçüncüsü de Osmaniye üzerinde imha edilmişti.
Ankara’ya dönüşümde, Ortadoğu’yu cehenneme çeviren İsrail-İran savaşının tarihsel anatomisi üzerinde özet bir yazı oluşturmaya çalışırken her gün, her an sosyal medyada patlayan haberlerle doğrusu elim ayağıma dolaştı.
İsrail ile 10 bin km. öteden gelen ABD’nin savaş teknolojileri, Ortadoğu’nun bağımsız ve büyük Müslüman devleti İran’ı kasıp kavururken, sosyal medyadaki paylaşımlardan birisi şöyleydi: “12 tane İslam ülkesinin dışişleri bakanları, Amerika ile İsrail’i değil, İran’ı kınadılar!” diyordu, altına da Rusya Devlet Başkanı Putin’in şu açıklaması eklenmiş: “Bana bir tane ABD uşağı olmayan İslam ülkesi lideri gösterin, söz Müslüman olacağım.”
İran’ı kınayan 12 Müslüman devletin dışişleri bakanları arasında Türkiye de bulunuyor. Savaşı Okyanus ötesinden yöneten ABD Başkanı Trump’un, her an değişen ve birbirleriyle çelişen açıklamaları arasında, “Türkiye harika bir devlet, Cumhurbaşkanı Erdoğan Harika bir lider” gibi çok ilginç açıklamalarını duyuyoruz.
Arkasından, “NATO Karargahı Türkiye’de kurulacak” haberleri şaşkınlık yaratıyor, bunun için İstanbul civarında çalışmalar yapıldığı haberleri geliyor, bu da yetmiyor, ABD Başkanı Trump, “NATO’dan çekileceğim” şeklinde sözler ediyor, ne demek istiyorsa?!..
Tam da bu arada, 2010’lu yıllarda “Kardeşim Esat”ın, “Katil Esed” ilan edildiği ve Suriye’de iç karışıklıklar başladığı sıralarda Devletimizi yönetenlerin, “Üç ayda Şam’a gider, Emeviye Camii’nde namaz kılarız” dedikleri günlerde dönemin MİT Başkanı tarafından, “Öte tarafta adamlarımız var, istersek topraklarımıza birkaç füze fırlatırlar, savaş vesilesi yapar Suriye’ye gireriz” şeklindeki sözleri kulaklarımda çınlıyor.
Son gelişmeler, özellikle kısa bir süre önce Türkiye üzerine kim tarafından fırlatıldığı bilinmeyen, ancak ABD teknolojileri tarafından havada imha edilen 3 füze olayı, Türkiye’de BD Patriot füzelerinin savunma sistemlerine eklenmesi ne kadar benzerlik taşıyor, değil mi?!..
*
Milattan Önce, ‘Kenan Diyarı’ olarak bilinen bugünkü Filistin bölgesinde küçük krallıklar kurdukları bilinen Yahudiler, 2000 yıldan bu yana başka bir devlet kurmamışlar, dünyanın değişik ülkelerine dağılarak yaşamışlar, ticarette ve bilimde üstün başarılara imzalar atmışlar, toplumları ve devletleri dizayn etmişlerdir.
Dünya nüfusunun çok küçük bir bölümünü oluşturan (Tamamı 50 milyon kadar) Yahudiler, bugüne kadar Nobel Bilim Ödülleri’nin yüzde 25’ini kazanmışlar. Albert Einstein, Roald Hoffman, Sigmund Freud, Paul Erich, Baruch Blumberg, Karl Marks gibi yüzün üzerinde Nobel Ödülü kazanmış Yahudi bilim insanının bulunduğu biliniyor.
Dünyada iki milyar civarında nüfusu bulunan Müslüman Dünyasında bugüne kadar kaç bilim insanı Nobel Ödülü almış diye soruyoruz, işte yanıtı: Pakistan Abdus Salam (1975) Fizik dalında, Türkiye’den Aziz Sancar (2015) Kimya alanında Nobel Ödülü almış iki bilim insanımız olarak biliniyor.
Özellikle İkinci Dünya Savaşı sırasında (1940-1945 yılları arası) Almanya’da Faşist Diktatör Hitler tarafından 6 milyonun üzerinde Yahudi’nin, fırınlarda yakılarak ya da başka yöntemlerle katledildiği biliniyor. Bu dönemlerde Almanya, Rusya, Avrupa ve diğer ülkelerden kutsal topraklar olarak bildikleri Kudüs ve Filistin civarlarına gelerek Müslüman Araplardan satın aldıkları topraklar üzerinde 1948 yılında bugünkü İsrail Devleti’ni kurdular ve 70 yılda tüm Ortadoğu Coğrafyasını dizayn etmeye başladılar.
Bilimi, İnancın arkasına iteleyen ve Şeriata dayalı sistemlerle yönetilen toplumlar, “Hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine” inanırlar, her işte “Allah’ın dediği olur” derler, yaşadıkları tüm iyi ve kötü olayları “Kader” deyip geçiştirirler, Allah’ın kendilerine verdiği aklı kullanmayı, olayların sebep ve sonuçlarını sorgulamayı, yanlışlarından dönebilmeyi “Kadere karşı gelmek” olarak bilirler.
İşte şu anda ‘İslam Dünyası’nın yaşamakta olduğu zavallılıkların ana nedeni budur; ABD’yi ve diğer batılı ülkeleri arkasına almayı başaran dokuz milyon nüfuslu İsrail Devleti, yüz milyonlarca nüfusları bulunan Müslümanlara kök söktürüyorlar, onları birbirlerine kırdırıyorlar. Gazze’yi, Batı Şeria’yı, tüm Filistin bölgesini harabeye çeviren İsrail, İslamcı Terör Örgütü Hizbullah’ı bahane ederek bitişiğindeki Lübnan’a sonu gelmeyen saldırılar düzenliyor, adım adım kuzeye doğru topraklarını genişletiyor... ABD güdümündeki Ahmet el Şara ile Suriye’yi etkisiz hale getirerek kendi tarafına çekiyor, bölgenin en büyük ve güçlü Müslüman Devleti İran’a savaş başlatıyor, tüm Müslüman Devletleri yanına almayı başarıyor.
Ne dersiniz, tüm İslam Dünyası, ABD’ye teslim mi olacak?..