Sevgili okurlar, bir sinema aşığı, filmkolik olarak uzun zamandır Dogville hakkında yazmak istiyordum. Ancak bana göre efsane ama toplumsal meseleleri işlemesi hasebiyle oldukça ağır bir film olduğundan erteledim. Ölmeden önce yapılması gerekenler listesi vardır ya. Bana göre o listenin başında olması gereken çok önemli ve ciddi bir film Dogville. Yaklaşık 3 saat süren bir tür “hesaplaşma ve muhasebe”. Haydi bunun üzerinde düşünelim şimdi…
Grace, sevgi dolu, anlayışlı, merhametli, empatik, nazik, cömert, yumuşak başlı, ahlaki değerleri çok yüksek, üstün erdemlere sahip, güzel bir genç kadındır. Yüce erdemleri ve melekleri andıran güzelliği, adeta bir azizenin göz kamaştıran ışığı gibidir. Silahlı gangsterlerden kaçarken bir dağın yamacındaki ücra, mütevazi, ufak bir kasaba olan Dogville’e sığınır. Hem aç kalmış hem korkmuş hem de bitkin haldedir. Ancak Grace, çaresiz kaldığı için sığındığı bu kasabada güzelliği yüzünden kadınlardan düşmanlık, kin, nefret ve öfke; erkeklerden ise sapkınlık görecektir. Barınma karşılığında kasabalıların türlü hizmetlerine koşan Grace, hiçbir işe koşmamazlık, kimseye yardım etmemezlik yapmaz. Kendisine verilen bütün emirlere fedakarca uyar, boyun eğer, itaat eder. Ev ve tarla işlerine koşar. Kadınlar, erkeklerini çalacağı korkusuyla Grace’e zulüm yaparken, erkekler ise türlü şantajlar yapmaya başlarlar. Grace’in iyi niyetini suiistimal ederek ondan çalmak isterler, bedeninden ve ruhundan… Grace, uçurumun kenarında güçlü fırtınalara karşı savunmasız bir tek ağaç gibi kalıvermiştir. Türlü istismarlara uğrarken kasaba halkı görmezden gelir. Herkes her şeyi gördüğü halde, hiçbir şey bilmiyordur. Grace’e yapılan istismarlara, psikolojik şiddetlere, zorbalıklara ve zulümlere hep bir elden çanak tutarlar. Her birinin payı vardır. Hepsi örgütlenip adeta birlik olurlar müşküle düşmüş, çaresiz bir kadın için. Onu ahlaksız ilan ederler. Peki gerçekte ahlaksız hangisidir? Çaresizliğe sürüklenen mi, yoksa onun çaresizliğinden faydalanan mı?

Kasabadan kaçmaya karar verse de, kasabalı nakliyecinin kötü emelleri yüzünden bunu başaramaz, kandırılır ve istismar edilir, kasabaya geri götürülür. Döndüğünde Grace’in boynuna zincir takıp onu bağlarlar. Kasabanın erkekleri sırayla her gece ondan faydalanmaya başlarlar. Grace’in masumca sevdiği adam bile durumu fark ettiği halde göz yumuyordur. Grace hepsiyle yüzleşmeye karar verir. İçinde tuttuğu ne varsa hepsi dışarı akar… Kasabalı bu duyduklarından hoşlanmamıştır. Kendilerini savunarak haklı çıkarma çabasına girer ve onun gitmesini isterler. Grace’in sevdiği adam bile, onun o zor anından faydalanmaya çalışır. Grace, yüksek ahlaki değerlere sahip bir kadın olduğu için uygun şekilde birbirlerine kavuşmaları gerektiğini defalarca söyler.
Grace’i türlü türlü her yönden kullanan kadın-erkek tüm kasabalı artık onu teslim ederek yüklü miktarda parayı da almak ister. Kadının orada olduğunu ve onu teslim etmek istediklerini haber verirler. Gangsterler geldiğinde, onu silahla kovalayanların başında babasının olduğu anlaşılır. Grace’in babasının gangsterliğini kabul etmediği için evden kaçtığı ortaya çıkar. O, babasının her türlü kötülüğü ve şiddeti yapabilecek amansız bir katil ve gangster olarak ne kadar kibirli olduğunu düşünürken; babası da kızının kibrini yüzüne vurmaktadır. Ona göre de Grace, yüksek ahlaki değerlere sahip olan ve bu yüzden ötekileri kendinden aşağı ve zavallı gören, bu nedenle onlar ne yaparsa yapsın anlayış ve hoşgörü gösteren bir kibrin sahibidir.
Gangsterlerin onu korumak için geldiğini anlayan Grace’in sevdiği adam ondan özür dilemeye çalışmaktadır. Halbuki daha önce kasabadaki konumunu korumak ve çıkar sağlamak için Grace’e kötülükler yapılmasına susarak ve/veya türlü oyunlarla katkıda bulunmuştur. Ama şimdi Grace’in güçlü olduğunu anlayınca af diler. Zavallı Grace’e tekme atan çok olmuştur, ancak şimdi babası yanında güçlü iken herkes geri çekilmiştir. İşte insanlığın açmazları burada başlamaktadır. İnsanın iki yüzlülüğü, aç gözlülüğü, ruhundaki tüm kötülüklerin ufacık açık gördüğü bir yarıktan lav gibi patlayıverişindeki fırsatçılığı, arsızlığı; zıttı olup köşeye sıkıştırıldığında ise masumu oynayan o zavallı, omurgasız hali… Tüm maskeleri ile bin bir surat ortadadır.
Çaresiz, müşküle düşmüş bir zavallıya yardım etmek mi kötüdür, yoksa başkalarından aldığı statü ve güç ile ona karşı birleşerek türlü işkencelerle menfaat sağlamak mı? Hangisi daha kötüdür?
Babası kızı ile hesaplaşır, yaptıklarında haklı mıdır, değil midir sorar kızına, düşünmesini ister. Onların yerinde olsa ne yapardı? “Grace, onlar gibi davranmış olsaydı kendi yaptıklarını asla savunamazdı ve onları yeteri kadar ağır bir cezaya çarptıramazdı. Hayır, ona yeterince iyi davranmamışlardı.” Grace kararını verir. Babasına talimatı söyler. Babasının adamları bütün kasabayı ateşe vererek ne var ne yoksa her şeyi kurşunlarlar. Grace ise sevdiği ama ona ihanet eden adamı kendi elleriyle ateş ederek öldürür. Kötülükle yoğrulmuş bu insanlar kasabaları ile birlikte yok olurlar.
Peki ya sizce Grace mi Dogville’i, yoksa Dogville mi Grace’i terk etmiştir? Siz olsaydınız hangi tarafta olurdunuz? Niçin? Sorun kendinize.