Son zamanlarda fark ediyorum… Çoğumuz sürekli kendimizi tutuyoruz. Bir şey söylemeden önce iki kere düşünüyoruz. Bir adım atmadan önce “ya yanlış olursa” diye duruyoruz. Sanki hata yapmak yasakmış gibi yaşıyoruz.

Ama hayat böyle bir şey değil ki.

İnsan bazen yanlış yapar. Bazen yanlış karar verir, yanlış insanlara güvenir, yanlış bir cümle kurar. Bunlar dünyanın sonu değil. Ama biz sanki öyleymiş gibi davranıyoruz.

Birçok kişi aslında yapmak istediği şeyleri bu yüzden yapamıyor. Yeni bir işe başlamıyor, bir hayalini denemiyor, içinden geleni söylemiyor. Çünkü aklının bir köşesinde hep aynı düşünce var: “Ya olmazsa?”

Oysa çoğu zaman hayat, o denemeyi yapanlara bir şey öğretiyor. Hatta çoğu şey doğru yaptığımızda değil, yanlış yaptığımızda öğretiliyor bize.

Düşünsenize… Hayatta en çok ne zaman büyüyoruz? Her şey yolunda giderken mi, yoksa bir şeyler ters gittiğinde mi? Çoğu zaman cevap belli. İnsan biraz da tökezleyerek büyüyor.

Ama biz kendimize hiç tökezleme hakkı tanımıyoruz. Sürekli güçlü ol, dikkatli ol, hata yapma… İyi de insanız biz. Makine değiliz ki.

Yanlış yapmaktan korktukça aslında denemekten vazgeçiyoruz. Denemeyince de hayat aynı yerde dönüp duruyor. İçimizde hep bir “keşke” kalıyor.

Belki de biraz daha rahat olmamız gerekiyor. Her şeyi bu kadar hesaplamamak. Bazen “olsun ya, denerim” diyebilmek.

Yanlış yaparsak yaparız. Dünyanın sonu değil. İnsan bazen yanlış yaparak kendini bulur.

Belki de mesele hiç hata yapmamak değil…
Hata yapmaktan korkmadan yaşayabilmek.