Bazı insanlar artık bir partiyi savunmuyor. Çünkü savunacak bir şey bulamıyor. Belki de son yılların en büyük kırılması tam olarak burada başladı. İnsanların siyasete kızması yeni değil ama artık mesele kızgınlığın ötesine geçti. İnsanlar yoruldu. Hem de gerçekten yoruldu.

Eskiden insanlar bir görüşe kendini ait hissederdi. Bir partiye oy verirken içinde biraz umut olurdu. “Belki bu sefer bir şey değişir” düşüncesi yaşardı. Şimdi ise birçok insan sandığa giderken bile heyecan hissetmiyor. Çünkü kim kazanırsa kazansın kendi hayatında büyük bir değişiklik olmayacağını düşünüyor. En tehlikeli nokta da bu zaten. Güven kaybolduğu zaman geriye sadece mecburiyet kalıyor.

Bugün sokakta gençlerle konuştuğunuzda çoğunun ortak cümlesi aynı: “Hiçbirine güvenmiyorum.” Aslında bu cümle yalnızca siyasi partilere söylenmiş bir söz değil. Bu biraz da hayata karşı duyulan hayal kırıklığının özeti gibi. Çünkü insanlar artık verilen sözlerin tutulacağına inanmıyor. Her seçim öncesi duyulan büyük cümleler, sert tartışmalar, meydan konuşmaları bir süre sonra birbirine benzemeye başladı. Değişen sadece isimler oluyor ama insanların içindeki hissizlik aynı kalıyor.

Üstelik mesele sadece ekonomi de değil. İnsanlar anlaşılmak istiyor. Kendisini gerçekten düşünen birilerini görmek istiyor. Sürekli kavga izlemekten, birbirine bağıran siyasetçiler görmekten yorulmuş durumdalar. Çünkü vatandaşın derdi artık kimin kimi yendiği değil. Geçinmek, nefes almak, biraz huzurlu hissedebilmek.

Belki de siyasetin en büyük kaybı oy düşüşleri değil, insanların inancını kaybetmesi oldu. Çünkü bir toplum bir şeye kızıyorsa hala umut vardır. Ama hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanıyorsa işte o zaman sessizlik başlıyor. Ve bazen en ağır tepki de budur.

Bugün birçok insan kendini hiçbir yere ait hissetmiyor. Ne tam destek verebiliyor ne de tamamen inanabiliyor. Çünkü yıllardır aynı hayal kırıklıklarının içinde kalınca insanlar doğal olarak geri çekiliyor. Savunmuyor, tartışmıyor, sadece izliyor. Belki de en üzücü olan bu. Bir ülkenin insanlarının geleceğe dair heyecanını kaybetmesi.

Ama yine de insanlar tamamen vazgeçmiş değil. Bence toplum hala samimiyet görmek istiyor. Gerçeklik görmek istiyor. Kusursuz cümleler değil, dürüstlük arıyor. Çünkü artık kimse büyük vaatlerden etkilenmiyor. İnsanlar sadece söyledikleriyle yaptıkları birbirine benzeyen insanlar görmek istiyor.

Belki de siyasetin yeniden başlayacağı yer tam olarak burasıdır: Güven.