Bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun, herkesle tartışmak doğru değil. Hatta çoğu zaman tartışmak bile gereksiz. Çünkü herkes aynı yerden bakmıyor, herkes aynı niyetle konuşmuyor. Kimisi gerçekten anlamak için konuşuyor ama çoğu insan sadece haklı çıkmak için. Sen ne söylersen söyle, karşı taraf seni duymaya değil, cevap vermeye hazır bekliyor.

Eskiden olsa susamazdım. İçimde bir şey olurdu, kendimi anlatmak zorundaymışım gibi hissederdim. Yanlış anlaşılmak ağır gelirdi. Birinin beni eksik ya da hatalı anlamasına tahammül edemezdim. O yüzden uzatırdım, açıklarım, tekrar tekrar anlatırdım. Ama ne kadar anlatsam da bazı şeylerin değişmediğini gördüm. Çünkü mesele anlatmak değilmiş, mesele karşı tarafın anlamak isteyip istememesiymiş.

İşte tam o noktada şunu anlıyorsun, bazı insanlarla tartışmak aslında kendine yaptığın bir haksızlık. Çünkü sen cümle kurdukça yoruluyorsun, kendini savundukça tükeniyorsun. Karşındaki ise aynı yerde durmaya devam ediyor. Ne bir adım geri geliyor ne bir adım ileri gidiyor.

Bir de şu var, insanlar senin verdiğin tepkiye alışıyor. Her seferinde açıklama yapmana, kendini savunmana, kendini ispat etmene… Sen o döngüyü kırdığında, yani susmayı seçtiğinde, işte o zaman dengeler değişiyor. Çünkü bekledikleri şeyi vermiyorsun. O boşluk onları daha çok rahatsız ediyor.

Belki de bazı insanlara verilecek en net cevap, onları ciddiye almamaktır.

Çünkü tartışmak bir değer vermektir aslında. Karşındakini muhatap almaktır. Onunla aynı zeminde buluşmayı kabul etmektir. Ama herkes o zemini hak etmiyor. Herkesle aynı masaya oturulmaz, herkesle aynı cümle kurulmaz. Bunu geç fark ediyor insan.

Bir süre sonra şunu da anlıyorsun, bazı insanları ikna etmek diye bir şey yok. Ne kadar doğru konuşursan konuş, ne kadar sakin anlatırsan anlat, eğer karşı taraf seni anlamak istemiyorsa, o konuşma baştan kaybedilmiş oluyor. Sen sadece enerjini harcamış oluyorsun.

O yüzden artık daha seçiciyim. Her söylenene cevap vermiyorum. Her tartışmaya girmiyorum. Çünkü biliyorum ki bazı insanlar için en büyük tepki, yokmuş gibi davranılmaktır. Umursanmamak, tartışılmamaktan daha ağır geliyor onlara.

Bu bir kaçış değil aslında. Bu, neye enerji harcayacağını bilmek. Kendi sınırını çizmek. Kendini korumak.

Ve en önemlisi şu, herkesle tartışarak güçlü olmuyorsun. Bazen susarak, bazen geri çekilerek, bazen de hiç oralı olmayarak daha güçlü oluyorsun.

Çünkü bazı şeyler kelimelerle değil, mesafeyle anlatılır.