Bazı şeyleri artık uzatmaya gerek yok. Ben her şeye evet demek zorunda değilim. İstemediğim bir şeyi sırf biri istiyor diye kabul etmek zorunda değilim. Rahatsız olduğum bir yerde kalmak zorunda hiç değilim.

Ama bir süre böyle yaşadım. İdare ettim, sustum, “boş ver” dedim. O an büyütmemek daha kolay geldi. Tartışmaya girmemek, ortamı germemek, kimseyle karşı karşıya gelmemek… Hepsi kısa vadede rahatlatıyor gibi. Ama mesele kapanmıyor. Sadece erteleniyor. Ve ertelenen her şey, bir süre sonra daha ağır şekilde geri dönüyor.

Fark ettiğim şey şu oldu: Mesele başkaları değil. Mesele, benim neye izin verdiğim. Çünkü sınır koymadığında, kimse o sınırı senin adına çizmez. Sen susarsan, karşı taraf da bunun sorun olmadığını düşünür. Sen “olsun” dedikçe, o durum normalleşir.

Bir noktadan sonra kendini istemediğin şeylerin içinde buluyorsun. Ne zaman kabul ettin, nerede durman gerekiyordu, hatırlamıyorsun bile. Çünkü bu bir anda olmuyor. Küçük küçük oluyor. Her görmezden gelişte, her “tamam” deyişte biraz daha.

Ve işin garibi şu: Dışarıdan bakınca her şey normal görünüyor. Hayat akıyor, ilişkiler sürüyor, kimseyle açık bir problem yok. Ama içten içe bir rahatsızlık var. Net bir sebebi yok gibi ama aslında var. Sadece uzun zamandır üstünü örtüyorsun.

Şu net: Her şeye evet diyerek rahat edemiyorsun. Aksine, birikiyor. İnsan, kendine rağmen yaşadıkça yoruluyor. Sürekli kendini geri plana attığında, bir süre sonra ne istediğini de net söyleyemez hale geliyorsun.

O yüzden artık kendime şunu söylüyorum: İstemediğim bir şeyi kabul etmeyeceğim. Bunun için uzun uzun açıklama yapmak zorunda değilim. Herkesi ikna etmek zorunda değilim. Bazen sadece “istemiyorum” demek yeterli.

Bu bir tavır değil, bir ihtiyaç. Çünkü insan kendi alanını korumadığında, kendinden eksiliyor. Ve bu eksilme bir anda fark edilmiyor ama zamanla her şeye yansıyor. Tahammül azalıyor, sabır azalıyor, en küçük şey bile yorucu gelmeye başlıyor.

Belki de en basit ama en zor şey şu: Kendi sınırını kabul etmek. Her şeyi yapmak zorunda olmadığını kabullenmek. Her isteğe cevap vermek zorunda olmadığını görmek.

Çünkü herkesin bir alanı var. Benim de var. Ve o alanı korumak, kimseye karşı değil… kendime karşı bir sorumluluk.