Deniz aşırı kuzey komşumuz Ukrayna ve doğu komşumuz İran silahlı çatışma halinde iken, Orta Avrupa’da değişen, çatışan dünya hakkında ilginç bir gelişme yaşanmakta. İsviçre, hepimizin bildiği gibi, savaştan uzak duran ve durmayı başaran bir ülke. Ülkenin dış politikası asırlardır tarafsızlık ilkesini benimsemiş. Buna rağmen uluslararası gelişmelerden dolayı geçenlerde yeni bir örgüt ortaya çıktı: İsviçre Tarafsızlık Konseyi. Adı geçen Konsey, uluslararası hukuk, diplomasi, tarih, savunma ve medya alanlarında uzmanlardan oluşmakta. Çalışmalar şu anda başlangıç aşamasında, ancak web sitesi açılmış ve kamuoyuna bilgi verilmiş.
Tarafsızlık Konseyi fikri, İsviçre'nin tarafsızlığının geleceği hakkında endişeli vatandaşlar arasında yapılan çok sayıda tartışmadan doğmuş. İsviçre, hem siyasi hem de askeri olarak NATO ve AB yapılarına giderek daha fazla yaklaşıp ve bağlanırken, birçok insan bağımsız bir sese duyulan ihtiyacın arttığını hissetmiş. İlk toplantılar yapılırken kademeli olarak partilerüstü bir ağın ortaya çıktığı görülmekte. Tarafsızlık Konseyi, giderek çok kutuplu hale gelen bir dünyada kendilerine göre İsviçre egemenliğini, doğrudan demokrasiyi ve barış politikasını aktif olarak koruma ve güçlendirme ortak hedefiyle birleşmiş siyaset, akademi, iş dünyası ve sivil toplumdan önde gelen isimleri bir araya getirmeyi amaçlamakta.
İsviçre Tarafsızlık Konseyi, İsviçre Anayasası'nı korumaya, halkla düzenli istişareler yürütmeye ve referandumlar düzenlemeye de dahil olmak üzere yarı doğrudan demokrasi sistemimizi güçlendirmeye kendini adamıştır. Uluslararası hukukun ihlal edildiği her yerde bunu dile getireceklerini, çünkü tarafsız bir ülkenin vatandaşları olarak, güvenliklerinin tüm ülkelerin uluslararası hukukun üstünlüğüne saygı göstermesine bağlı olduğunun bilincinde olduklarını savunmaktalar. Medeniyetin, seçicilik olmaksızın, çifte standart olmaksızın, üzerinde anlaşılmış normların tekdüze uygulanmasına dayandığına inanmaktalar.
İsviçre'nin tarafsızlığının tarihsel önemini ve İsviçre'nin çatışmalara arabuluculuk etmede ve anlaşmazlıkların adil ve barışçıl bir şekilde çözülmesine katkıda bulunmada oynadığı olumlu rolü yeniden teyit etmekte. Bununla birlikte, İsviçre'nin otoritesi ve güvenilirliğinin, kanıtlanmış tarafsızlığına, herhangi bir bloğa ait olmadıklarını ve gerçek anlamda dürüst bir arabulucu olarak çözümleri kolaylaştırmaktan başka çıkarlara hizmet etmediklerini göstermeye bağlı olduğunu vurgulamaktadırlar.
Kendilerine göre İsviçre, 2002 yılından beri Birleşmiş Milletler üyesi olup dünyadaki tüm halklara iyi niyetle yaklaşmakta, diğer devletlerin egemenliğine ve tüm halkların kendi kaderini tayin hakkına saygı göstermektedir. Birleşmiş Milletler Şartı'nda belirtilen amaç ve ilkelere, özellikle barışın, insan haklarının ve kalkınmanın teşvikine bağlıdır. Aynı zamanda, ulusal kurumların güçlendirilmesine ve yüzyıllardır süregelen, barışın arabuluculuk yoluyla savunucusu olan Flue'lu Nicholas (1417-1487) gibi etik vatandaşların kalkınma mirası olan değerlerini ve geleneklerini korumaya kararlı olduklarını gizlemiyorlar.
“Medeniyetler Çatışması” kavramını reddederken ve UNESCO Anayasası anlamında tüm kültürler ve medeniyetler arasında verimli iş birliğine katkıda bulunmak istiyorlar; ayrıca UNESCO önsözünde belirtildiği gibi savaşlar insanların zihinlerinde başladığı için, barışın savunmasının da insanların zihinlerinde inşa edilmeli ilkesine uygun olarak barış ve arabuluculuk için eğitime ihtiyaç olduğunun farkındalar. Birleşmiş Milletler Şartı'nın 2(4) maddesinde yasaklanan uzlaşmazlığı, çatışmacı politikaları, provokasyonları ve güç tehdidini veya kullanımını reddederken, bunun yerine, Şartın 2(3) maddesinde belirtildiği gibi, anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi yükümlülüğünün günlük olarak uygulanmasını talep etmekteler.
İsviçre Tarafsızlık Konseyi, barış ve adalet için proaktif bir şekilde çalışmayı, iktidara karşı gerçeği söylemeyi ve nihayetinde insan haklarını ve uluslararası dayanışmayı aşındıracak kısa vadeli politikaları reddetmeyi bir misyon olarak görmekte. Yabancı hükümetler ve kurumlar, İsviçre'nin tarafsızlığının ihlal edilmesine karşı savunma yetkisinin bulunduğunu belirtmektedir.
İsviçre Anayasası'nı yorumlarken herkesin sadece şekilsel değil, gerçek anlamda tarafsızlığa bağlandığını düşünmekteler. Özellikle 173. Maddeye atıfta bulunmaktalar. Federal Meclis'in ek görev ve yetkileri: İsviçre'nin dış güvenliğini, bağımsızlığını ve tarafsızlığını korumak için önlemler almak. Ayrıca 185. Maddeyi de hatırlatıyorlar: Federal Konsey, İsviçre'nin dış güvenliğini, bağımsızlığını ve tarafsızlığını korumak için önlemler alır.
Tabii, burada sorulması gereken soru tarafsızlığın ne olduğudur? İsviçre Tarafsızlık Konseyi'ne göre tarafsızlık, soyut bir hukuk kavramı değil; ontolojilerinin, özgür ve bağımsız bir ulus olarak kimliklerinin bir parçası; yüzyıllardır süregelen demokratik geleneklerden ve hukukun üstünlüğüne olan bağlılıktan doğan bir ilke.