
Son beş yılda Bulgaristan, sekiz parlamento seçimi, yedi geçici hükümet ve üç kısa ömürlü kalıcı hükümetle siyasi istikrarsızlığın sembolü haline geldi. Siyasi krizin sonu hiç gelmeyecek gibiydi. Bu nedenle, geçtiğimiz ay eski Cumhurbaşkanı Rumen Radev'in 19 Nisan 2026'daki erken genel seçimde elde ettiği ezici zafer, Bulgar siyasetinde siyasi bir depreme yol açtığını söylemek mümkün: Bu, uzun süredir devam eden krizi sona erdirme konusunda ilk ciddi olasılığı sunmakta.
Radev liderliğindeki İlerici Bulgaristan koalisyonu oyların %43,9'unu alarak 240 sandalyeli Ulusal Meclis'te 131 sandalye kazandı. Parlamento seçimlerine katılmak için cumhurbaşkanlığından istifa eden Radev, Bulgaristan'daki tüm politikacılar arasında en yüksek kamuoyu desteğine sahip. Bulgarlar uzun zamandır Radev'in siyasi krize alternatif bir çözüm sunacak bir partinin başında olmasını bekliyordu.
Radev seçim kampanyası sırasında Bulgaristan'ın oligarşik modelini ortadan kaldırmayı ve yolsuzlukla mücadele etmeyi vaat etmişti. Bunlar, hükümetin yirmi yılı aşkın süredir ele alamadığı ve belirli aralıklarla protesto dalgalarına yol açan iki çözümsüz sorundu. Liberal koalisyon Değişime Devam-Demokratik Bulgaristan İttifakı bu sorunlarla mücadele etmeye çalıştı, ancak parlamentodaki parçalanma ve statüko partileri Avrupalı Gelişimi İçin Yurttaşlar GERB-SDS ile DPS-Yeni Başlangıç’ın direnişi, girişimlerini başarısız kıldı.
Radev'in İlerici Bulgaristan Partisi'nin zaferi, parti sistemini kökten değiştirerek parlamenter parçalanmaya son verdi. Parlamentoda dokuz partiden sadece beşine düşen siyasi partiler ve koalisyonlar temsil edilecek. Ulusal-popülist yelpazedeki daha küçük oluşumlar arasında sadece Vızrajdane (Diriliş) Partisi %4'lük seçim barajını aştı, ancak sonuç son parlamento seçimlerine göre üç kat daha düşük oldu. On yıl önce Radev'i cumhurbaşkanlığına aday gösteren Bulgar Sosyalist Partisi (BSP) de parlamento dışında kaldı. Geçen yılın sonunda kitlesel protestolarla devrildiğinde GERB-SDS ile koalisyon hükümetinde partinin yer almasından hayal kırıklığına uğrayan birçok sosyalist, yeni harekete oy vermeyi tercih etti.
Son 20 yıldır ele geçirilmiş bir devletin sembolü haline gelen iki parti, GERB-SDS ve DPS-Yeni Başlangıç, ağır bir mağlubiyetle karşılaştı. GERB-SDS'ye sadece %13,2 oy verildi, bu nedenle Boyko Borissov'un partisi Ulusal Meclis'te yalnızca 39 sandalyeye sahip olacak. Oligark Delyan Peevski liderliğindeki ve ABD ile İngiltere tarafından yolsuzluktan yaptırım uygulanan DPS-Yeni Başlangıç ise %7 oy alarak 21 sandalye kazandı. İki oluşum da muhalefette kalacak ve böylece yargı ve medya üzerindeki etkilerini kaybedecek.
Bu iki oluşumun kötü sonuçları, yıllardır görev süreleri dolmuş olan Yüksek Yargı Konseyi ve Denetleme Kurulu'nun yeni üyelerinin seçilmesinin önünü açıyor. Yeni Yüksek Yargı Konseyi'nin seçimi için gerekli olan 160 milletvekilinden oluşan nitelikli çoğunluk sağlanacak. Reformcu "Değişime Devam Ediyoruz- Demokratik Bulgaristan" partisi yeni parlamentoda 37 milletvekiliyle temsil edilecek ve yargı için kilit önem taşıyan bu kurumların seçiminde kazanan partiyi destekleyeceğini şimdiden açıkladı.
Siyasi yorumcular ve medya, bu ezici zaferin ardından Bulgaristan siyasetinin daha istikrarlı ve öngörülebilir hale geleceğini beklemekte. Aynı zamanda, koalisyonun geçici bir şekilde kurulduğunu ve Rumen Radev'in partisinin hâlâ oluşum aşamasında olduğunu da hatırlanmalı.
Grup, tutarlılık ve homojenlikten yoksun, heterojen bir topluluktur. Sporcular, ünlüler ve GERB-SDS, DPS-Yeni Başlangıç ve BSP gibi çeşitli partilerden ayrılan eski yetkililerden oluşmaktadır. Grubun çeşitli üyelerinin çelişkili hedefleri ve öncelikleri, birleşmeyi zorlaştıracak ve Radev hükümetinin istikrarı ile dört yıllık tam bir görev süresi elde etme hırsı için potansiyel bir tehdit oluşturacaktır.
Radev, Rusya'ya sempati duyduğunu ifade ederek, özellikle ucuz petrol ve doğalgaza erişim olmak üzere daha yakın ticaret ilişkilerini savundu. İlerici Bulgaristan'da Radev, diğer Rus yanlısı siyasi figürlerin desteğine sahip ve Radev'in kampanyası ülkenin Rus yanlısı seçmenlerinin çoğunu kendine çekti.
Ancak bazı İlerici Bulgaristan seçmenleri, Moskova'dan ziyade Brüksel ile daha yakın ilişkilere öncelik veriyor. Bu durum, Radev'in dış politika eylemlerinde dikkatlice yönetmesi gereken koalisyon içinde gerilimlere yol açabilir.
Radev, ılımlı bir Avrupa şüpheciliğine eğilimli, ancak, AB politika kararlarını eleştirebilse de, Macaristan'ın Viktor Orbán'ı gibi birliğe karşı çıkması pek olası değil. Bulgar işletmeleri büyük ölçüde AB fonlarına ve AB ülkelerinden gelen doğrudan yabancı yatırımlara bağımlıdır; bu da AB'ye radikal bir muhalefeti olası kılmamaktadır.
Radev, seçim sonrası ilk basın toplantısında Bulgaristan siyasetinin değer odaklı değil, pragmatik olması gerektiğini vurguladı. AB'nin uluslararası arenada ahlaki lider rolü üstlenmeye çalışmasını eleştirdi ve düzenlemelerin ve ilkelerin olmadığı bir dünyada AB'nin normatif gündeminin kurbanı olabileceği endişesini dile getirdi. Yeni seçilmiş Başbakan Radev muhtemelen liberalizm karşıtı ve ılımlı bir Avrupa şüphecisi olacak olmasına, ancak AB'ye doğrudan meydan okuyacak bir güce sahip değil.